15 Nisan 2023 Cumartesi

ADAYLARI SIKIŞTIRAN SÖYLEMLER

Ramazan ayın propaganda yapmak için çok yeterli bir zemin bırakmadığı için bu dönem daha çok seçim hazırlığı ile geçen bir zaman oldu.

Bayramdan sonra kabaca kalacak iki haftalık zaman Cumhurbaşkanı adaylarının kozlarını paylaşacağı, kıran kırana geçen bir yarışa sahne olacak...

14 Ocak 2023 Cumartesi

DÖNÜŞÜM SİYASETİNE YÖNELİN

Seçime yaklaştıkça iç ve dış politika çok hızlı bir şekilde değişime uğramaya başladı.

Avrupa Birliği’nde görevli Türkiye Cumhuriyeti heyetindekilerle yaptığım görüşmeler çarpıcı bazı bilgiler barındırıyor.

Avrupa Birliği’nin Erdoğan’ı istemediği bir sır değil.

Fakat son zamanlarda seçime doğru giderken devletler arasındaki diplomatik teamüllere zarar vermeyecek ölçüde iktidara yol açmamak için uğraştıklarını öğrendim.

31 Aralık 2022 Cumartesi

DEV AYNALARI YIKILACAK

Ankara’da bazı bakanların bir gelenek haline getirdiği yıl sonu değerlendirme toplantıları gündeme ilişkin biriken ne kadar soru varsa konuşulan meclislere dönüşmeye başladı.

Ülkenin gidişi konusunda alınan kararların arka planını öğrenme fırsatı bulduğumuz bu toplantılarda bende ilgi alanıma ilişkin soruları gündemi getirmeye çalışıyorum.

Bu hafta Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ile Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun açıklamaları bu açıdan çok önemliydi.

20 Ağustos 2022 Cumartesi

BİTMEYEN VALS POLİTİKASI

Rusya’yı caydırmak için uygulanan yaptırımların hiçbir işe yaramadığı ortadayken naralar atmaya devam eden Avrupa’nın önde gelen devletleri, hâlâ açıktan sanki başarılı olmuşçasına sallıyorlar da sallıyorlar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres ile birlikte Ukrayna’da Zelenskiy ile bir araya gelebilirken bir yandan da işgali kınayıp, BAYRAKTAR SİHA’ları satıyor.

Başka bir yandan da Rusya’ya uygulanan yaptırıma katılmayıp daha ötesine geçerek S400 alımı konusunda yeni anlaşmalar yapıyor.

16 Ağustos 2022 Salı

KÖLELİK Mİ ASGARİ ÜCRET Mİ?

Türkiye’yi kısır tartışmaların içine sıkıştırarak dünyanın başardıklarının farkına varılmamasını isteyen gündemler bir geçmiyor azizim.

Başörtüsü meselesini gündeme taşıyıp bunu fırsat görüp üstüne atlayanlar arasında hak savunuculuğu yapanların da olduğu doğrudur ama...

Karşı çıkanların da destek verenlerin de arasında yer alan yüksek maaşlarını hak etmek için fırsat kollayanlar “Ah Türkiye’nin şu kırmızı çizgilerini içeren bir polemik konusu çıksa da biz de yolumuzu bulsak!” diyor ve ülkenin dikkatini dağıtıyor.

Hâlbuki dertler bunlar mı?

13 Ağustos 2022 Cumartesi

SIRA SATRANÇ'TAKİ SON KALEYE GELDİ

Azez’de yakılan Türk bayrağı, ABD’nin Irak’a girerek orayı bataklığa çevirmesi sonrasında gündeme gelen görüntüleri anımsattı.

Türkiye’nin Amerika’dan farkı, gittiği yeri sömürmesi değil ihya etmesidir.

Türkleri, "suçlu" gösteren ve iki millet arasına "nifak tohumları" serpmeye çalışanların gündeme sokmaya çalıştığı kaos tablosu çok iyi analiz edilmeli.

Sürece bir bakalım.

23 Temmuz 2022 Cumartesi

ÇAPSIZLIK YARIŞI

ÇAPSIZLIK YARIŞI

Her kriz aynı zamanda bir fırsattır.

Önce krizi fark etmek, ardından krizin getirdiği düzendeki fırsatları kovalamak akla en yatkın yaklaşım olur.

Türkiye’nin etrafının çevrelendiği coğrafyalarda yaşanan krizler, Türkiye’ye büyük bir yük getirirken aynı zamanda büyük fırsatlar da sunuyor.

Son zamanda kabaca “Geri Çark Etme Politikası” denilebilecek bir yaklaşımın ardında yatan gerçek bu...

11 Haziran 2022 Cumartesi

SAVAŞ GERGİNLİĞİ SEÇİM STRATEJİSİ Mİ?

Yaklaşan seçimin getirdiği baskıyla ekonomide yaşanan sorunların iktidar tarafından Suriye ve Ege denizinde yükseltilen gerginlikle örtmeye çalışıldığı iddiaları iyiden iyiye ağızlarda dolaşır oldu.

Suriye’de ABD ve Rusya ile yapılan anlaşmalarda iki tarafın da sözünü tutmadığı ve Türkiye’nin çekincelerine cevap vermediği ortada olan bir gerçek.

Ukrayna işgalinin getirdiği odaklanmanın Rusya’yı yorması, Türkiye’nin Suriye’de denklem değiştirici bir fırsat yakalamasına imkân verdi.

Buna rağmen Tel Rıfat ve Münbiç’te hava koridorunun Ruslar ve Amerikalılar tarafından kontrol edilmesi, Türkiye’nin olası operasyonlarının önünde en büyük engel olmaya devam ediyor.

21 Mayıs 2022 Cumartesi

GELİNİM SEN ANLA OYUNU

İnanılmaz bir haftayı daha geride bıraktık.

Külliye’de ardı ardına gerçekleşen önemli ziyaretlerden NATO’yu hareketlendiren çıkışa ve iç politikada keskin dönemeçlere kadar birçok olayı yine bir haftaya sıkıştırabildik.

Her bir olayın arkasında uzun uzadıya gündeme getirilecek meseleler var.

Analiz üstüne analiz yapmamız gerekir.

Bu sütunların yetersizliği yine potpuri yapmamıza neden olacak.

CANAN KAFTANCIOĞLU ve İSTANBUL MİTİNGİ

Canan Kaftancıoğlu’nun hukukumuza göre "suçlu" olduğu delilleriyle ispatlanmış ve hüküm altına alınmış durumda...

“Emsal olaylar var, onlara neden yargılama yapılmıyor?” diye soranlar oluyor.

Efendim, itirazı olan için yargı yolu açık, buyursunlar emsal gösterip dava açsınlar.

AK ile KARA belli olsun...

“Canan bizimdir!..” diyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun mitingi Bursa’dan İstanbul’a alması olayını da çok iyi değerlendirmek gerekiyor.

HDP’lilerin yaptıklarından ötürü HDP’nin kapatılmasıyla ilgili bir gündem, sessizce orada bir yerde beklerken Canan Kaftancıoğlu’nun HDP’nin kapatılması istemine konu edilecek suçlardan son anda Yargıtay kararıyla kurtulması oldukça dikkate değer bir konu...

Buna rağmen suçluluğu tescil edilen Canan Kaftancıoğlu’na parti içerisinde neredeyse hiç kimse destek vermezken Kılıçdaroğlu’nun sahiplenmesinin de bir amacı var:

Kılıçdaroğlu kitleleri harekete geçirecek bir hikâye arıyor.


Adalet Yürüyüşü’nün hikâyesi toplumda karşılık bulacak meselelerde CHP’nin nasıl da etkileşime girebildiğini gösterdi.

Kılıçdaroğlu yaklaşan seçim takviminde elindeki tüm fırsatları kullanmak istiyor.

Sertleşen dil ile birlikte “Çekilin önümden!” çıkışıyla partililere sınır koymasının tek sebebi de bu...

İstanbul Mitingi’ndeki etkileşim bu süreçte Kılıçdaroğlu’nun ne kadar karşılık bulacağını ve politikasını ne yöne evireceğini de belirleyecek...

Canan Kaftancıoğlu’nun daha fazla sahiplenilmesi durumunda CHP’nin kapatılması isteminin gündeme getirilme ihtimali olduğunu da unutmamak gerekiyor.

Kapanır mı, tabii ki hayır!...

Ama siyasette bazen mağdur hikayesi yazmak için kışkırtmak gerekir...

MERAL AKŞENER POTAYA GİRİYOR

TİP Milletvekili Ahmet Şık’ın “Meral Akşener ve Mansur Yavaş’a oy verecek kadar çaresiz değilim.” çıkışı ile HDP’li Ahmet Türk’ün “Kürtler, Mansur Yavaş’a oy vermez.” açıklaması gözlerden kaçmamalı...

İYİ Parti’nin oy oranının anketlerde yüzde 18’lerde çıkmaya başlaması ile bu açıklamaların oldukça büyük ilişkisi var.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in 19 Mayıs’ta iktidar yolculuğunu başlattığını ilan etmesi anketlerdeki bu yükselişin dile yansıması oldu.

Süreç 2018’de olduğu gibi her adayın bağımsız çıkışana doğru gidiyor.

CHP içerisinde çok tepki alan İmamoğlu’nun İstanbul Mitinginde konuşma almak için parti içerisinde sürdürdüğü yoğun temas sonuç vermiş görünse de İmamoğlu’nun potaya girmesine yardım edecek isim yine Akşener olacak...

Kılıçdaroğlu’nun iyiden iyiye hedefine yerleştirdiği adaylık fikri ile DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın belirgin çıkışları, muhalefet kanadında işlerin daha da karışacağını gösteriyor.

NATO’DA İSVEÇ ve FİNLANDİYA ÇATLAĞI

Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine veto çıkışı özellikle ABD’de çok konuşuldu.

Ülkemizin ikili ilişkilerde tarihin en kötü dönemini yaşadığı ABD’ye karşı ortaya koyabileceği iki önemli kart var: Biri jeopolitik ayrıcalığımız diğeri ise NATO içindeki konumumuz...

Yunanistan’a yapılan silah yığınağı ile birincisine kısmi bir alternatif oluşturulmaya çalışılsa da Boğazlardaki hakimiyetin Türkiye’yi eşsiz bir konumda tutmaya devam ettiği net bir şekilde görülüyor.

Ukrayna’ya saldırı sürecinde İsveç ve Finlandiya’yı NATO üyeliği konusunda tehdit eden Rusya’nın tüm yaptırımlara rağmen devrilememiş olması ile ABD’nin Türkiye’nin güneyinde bir terör devleti kurma hayaline odaklanmasına karşı Türkiye, çıkışıyla Suriye’de Rusya ile yeni bir oyun kurmak istediğini gösteriyor olabilir.

Esed ile görüşerek siyasi bir çözüme ulaşmanın etrafından dolaşacak tek çözüm Rusya ile yol yürünmesinden geçiyor.

ABD’nin Türkiye’ye karşı pozisyon değiştirme ihtimali neredeyse sıfıra yakınken Türkiye’nin NATO’daki vetoyu kaldırmak için anlamlı adımlar görmek istemesi oldukça mantıklı...

Türkiye’nin çekinceleri Finlandiya ve İsveç üzerinden tüm NATO üyelerine “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla!” tadında bir havada gidiyor.

Ama bu zamana kadar gerek PKK gerek FETÖ gerek ise sığınmacılar konusunda yalandan veya oyalamaktan başka bir şey yapmayan Batılıların hangi sözüne güvenilebilir?..



21.05.2022 tarihinde Milat Gazetesi'nde yayımlanan yazıya buradan ulaşabilirsiniz.




7 Mayıs 2022 Cumartesi

SURİYELİLERİ "BİR" GÖRME YANLIŞI

Birkaç aydır yükselen yabancı düşmanlığı dalgasının "arkasındaki dinamikler" çok iyi anlaşılmalı.

Fizikteki temel kaidelerden biri her maddenin bir esneme noktası olduğu gerçeğidir.

Eğer maddeyi o noktadan daha fazla bir kuvvete tabi tutarsanız madde kırılır.

Sosyal doku da böyledir.

Eğer sosyolojik gerçeklerden uzak kalınırsa o zaman toplum da bir yerde kırılır.

İşte birkaç aydır bu kırılmayı yaşıyoruz.

16 Nisan 2022 Cumartesi

ÇILGIN PLANA İRAN DESTEĞİ GELİR Mİ?

İsveç Başbakanı NATO’ya üyelik başvuru yaptıklarını açıkladı.

Finlandiya’nın da eli kulağında...

Rusya’nın tehditleriyle ortaya çıkan tablo, Çin’in ekonomi ile dağıtacağı Batı Blokunu tekrar diri ve bir hâle getirdi.

Peki bunun ne kadarı ABD planı?

“Aaa kuşa bak!” diyerek dalı gösterenin aklındakilere şöyle bir bakalım.

15 Ocak 2022 Cumartesi

EDİRNE - İMRALI MESAJININ ARKASINDAKİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kısa zaman önce sokağı karıştıranların 15 Temmuz’da olduğu gibi karşılarında halkı göreceğini söyledikten kısa zaman sonra Kazakistan’da sokak olaylarının çıkması ve ardından yaşananların arka planında ABD’nin adının geçmesi acaba Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mesajının yurt içine değil de yurt dışına mı olduğu sorusunu akıllara getirdi?

8 Kasım 2021 Pazartesi

TEL RIFAT BİRKAÇ SAATE KONTROL ALTINA ALINIR

PYD, RUSYA’YA YANAŞMAYA BAŞLADI

Türkiye’nin Tel Rıfat konusundaki ciddiyetinden korkan PYD’nin ABD’nin bölgeden çekilme ihtimaline karşı Rusya’ya sığındığını ve Esed ile masaya oturduğunu belirten Suriye Milli Ordusu (SMO) Özel Kuvvetler Komutanı Yarbay Abdunnasır Ebu Celâl, PYD’nin ABD’nin boş bıraktığı alanlara Rus bayrağı çekmeye başladığını söyledi.

SMO: TEL RIFAT BİRKAÇ SAATE ALINIR

TSK ve SMO’nun operasyonel gücünün PYD’yi korkuttuğunu belirten Ebu Celâl, harekât için hazır olunduğunu söyleyerek, “Tel Rıfat’ı birkaç saate kontrol altına alırız” dedi.

SÜLEYMANÎ ÖLÜNCE BİRBİRLERİNE DÜŞTÜLER

İran’ın Kudüs Gücü Komutanı General Kâsım Süleymanî’nin ABD operasyonu ile öldürülmesi sonrasında Suriye’deki İranlı güçlerin kendi aralarında ayrılığa düştüğünü kaydeden Ebu Celâl, bölgedeki güçlerin komuta kademesini ve finansal desteklerini çok iyi bildiklerini ve istihbarat olarak hazırlık içinde olduklarını söyledi.

Suriye Milli Ordusu (SMO) Özel Kuvvetler Komutanı Yarbay Abdunnasır Ebu Celâl, Milat Gazetesi Ankara Temsilcimiz Neşat Gündoğdu’ya sahadaki askeri durumu anlattı. Yaklaşan Tel Rıfat operasyonuna ilişkin bilgiler verdi.

Suriye Milli Ordusu (SMO) Özel Kuvvetler Komutanı Yarbay Abdunnasır Ebu Celâl, Türkiye’nin Tel Rıfat konusundaki ısrarı nedeniyle PKK-PYD-YPG güçlerinin Esed ile masaya oturduğunu ve bazı bölgelerin kontrolünün dahi bırakılarak Türkiye ile karşı karşı gelmekten kurtulmaya çalışıldığını söyledi. Ebu Celâl, TSK tarafından başlatılacak bir operasyonla Tel Rıfat’ın birkaç saat içinde kontrol altına alınabileceğine değinerek SMO ve TSK arasındaki doku uyumunun tam olduğunun altını çizdi.

Günde 9 bombalama oluyor

Esed Rejimi ve destekçilerinin insan haklarını umursamadan sivillere saldırdığını belirten Ebu Celâl, “Uluslararası anlaşmalarda yasaklanan misket, vakum ve varil bombalarının kullanımı devam ediyor. Günde 9’a kadar çıkan hava bombardımanlarında bir okul ve hastanelerin hedef alınması birçok masum sivilin hayatına mâl oluyor.” ifadelerini kullandı.

SMO’nun istihbarat gücü etkili

Suriye istihbaratından çok sayıda kişinin kendilerine katıldığı kaydeden Ebu Celâl, “Kâsım Süleymanî sonrasında İranlı gruplara kimlerin destek verdiğini çok iyi biliyoruz. Yurtdışında operasyonel gücümüz var. El Muhaberat dâhil Suriye’deki her yerde güçlü istihbarat kaynaklarımız var. İran, Kâsım Süleymanî’nin yerine Muzaffer Vahidi’yi görevlendirdi. İran destekli güçlerin yönetim ve lojistik desteğinde değişim oldu. İran’ın Halep ve Şam’daki kollarını da biliyoruz.” şeklinde konuştu.

Muhalifler ölümüne savaşıyor

Çatışmaların ölümüne yapıldığını asla geri çekilme olmadığını dile getiren Ebu Celâl, “Çatışmalar alan hakimiyeti sağlanana kadar devam ediyor. Rus uçaklarından gelen bombalamalar sonrasında ağır yaralılar olabiliyor. Bunların çoğunun uzuvları kesiliyor. İyileştikten sonra tekrar savaşmak istiyorlar ama geri hizmette çalışmaları için onları zor ikna ediyoruz. Dünyadaki engelli insan ortalaması yüzde 10, Suriye’de ise bu oran yüzde 25’e yaklaşmış durumda.” ifadelerini kullandı.

PYD Rus bayrakları çekiyor

Türkiye’nin Tel Rıfat’a operasyon yapma konusundaki ciddiyetinin PYD-YPG-PKK’yi korkuttuğunu dile getiren Ebu Celâl, “PYD 50 bin askeri olmasına rağmen Araplardan zorla askere alarak sayıyı artırmaya çalışıyor. ABD’nin bölgeden çıkacağına dair haberler de gelmeye başlayınca PYD’nin Ruslarla anlaş yapmaya çabaladığı ve Esed ile masaya oturduğu bilgisini aldık. ABD’nin olmadığı yerlerde Rus bayrakları dalgalanmaya başladı. Tel Rıfat’a bir saldırı olmasın diye Ruslarla daha fazla yakınlaşmaya başladılar. PYD, Esed Rejimi ile bir anlaşma yaparak çıkma durumuna geldi. Tel Rıfat köy gibi bir yer eğer bir operasyon olursa birkaç saat içinde kontrol altına alınır.” dedi.

Süleymanî ölünce İran güçleri birbirine girdi

Ebu Celâl, ABD’nin İran Devrim Muhafızları Ordusuna bağlı Kudüs Gücü Komutanı General Kâsım Süleymanî’nin ABD operasyonuyla öldürülmesi sonrasında Suriye’deki İran güçleri arasında anlaşmazlıklar çıktığına değinerek, “Afgan ve Hizbullah’ın yanında Kâsım Süleymanî’nin 4.Tümen’inden katılanlarla birlikte 80 bin kişiden oluşan İran güçleri, Süleymanî’nin ölümünden sonra ev ve alan paylaşımında anlaşmazlıklar yaşamaya başladı. Bazı durumlarda kendi aralarında ufak çaplı çatışmalar çıktığı da oluyor. Bu güçler çok acımasız operasyonlar yapıyorlar. Humus’ta nehrin üstünün insan bedenleriyle örtüldüğü El  Nehir katliamında Kâsım Süleymanî’nin imzası var. Sivillere karşı gerçekleştirilen tüm sivil katliamların sorumlularını tek tek biliyoruz. Bunların hepsi uluslararası kamuoyuna hesap verecek.” diye konuştu.


MİLAT GAZETESİ'nde yayımlanan röportaja buradan ulaşabilirsiniz.







18 Eylül 2021 Cumartesi

ABD-ÇİN MAKASINA GELDİK

Milenyumun başından bu yana büyük bir değişim ve dönüşümün giren Türkiye, aslında bu dönüşümü 1990’ların başında yıkılan Sovyetler Birliği ile tek kutuplu dünya düzenine geçilmesinden bu yana hayata geçirmeye çalışıyor.

Güçlülerin, Komünist tehditten sonra kendisine yeni bir hedef belirlemesiyle başlayan Soğuk Savaş sonrası dönem, Komünist yönetimin yakın dostu Arap coğrafyası vakit kaybetmeden “yeni tehdit” ilan etti.

90’lardan sonra SSCB’den ayrılarak bir bir bağımsızlığını ilan eden Türk devletleri, Türkiye’nin yeni dönemde yakın hedefi haline geldi.

31 Temmuz 2021 Cumartesi

YÜREKLERİ YAKAN YANGINLARIN SORUMLULARI

Ülkenin kuzeyinde seller hüküm sürerken güneyi ve batısı yangınlara teslim olmuş durumda.

Ormanlarımızın yanması yüreklerimizi dağlıyor.

İçimiz cız ediyor.

Gözlerimiz doluyor.

Kızgınlığımızdan ve ortaya çıkan yıkım nedeniyle oluşan kinimizden kimi bulursak hemen ona sataşarak acımızı bir nebze olsun dindirmeye çalışıyoruz.

10 Temmuz 2021 Cumartesi

DOĞU’DA SEÇİM STRATEJİSİ VE REKABET

Cumhurbaşkanı Erdoğan Sincan’da TOKİ’nin 1 milyonuncu evini teslim etti.

TOKİ hazineye ait araziler üzerinden oluşturduğu gelir modeliyle 1 milyon vatandaşın kaliteli ve ucuz ev sahibi olmasını sağladı.

19 Haziran 2021 Cumartesi

KARAYILAN’I “OĞLU” BİTİRECEK

Türkiye Cumhuriyeti, uzun yıllardır temel sorunlarını çözme iradesi gösteriyor.

Başta Ermeni, Alevi ve Kürt açılımlarıyla ilerletilen bir dizi sürecin bazılarında başarıya ulaşıldı.

Azınlık cemaatlerinin haklarının verilmesi temel sorunlardan birçoğunun çözümünü kolaylaştırırken "Sözde Soykırım" konusunda maalesef yeterli yol alınamadı.

Ergenekon Olayı ile Aleviler ötekileştirildi.

Kürt açılımıyla kanayan bir yaranın kapatılmasına küresel güç dengeleri müsaade etmedi ve süreci baltaladı.

Çok doğal!...

Neticede PKK’nın kontrolünde gerçekleşen büyük bir uyuşturucu trafiği var.

Mafyanın ve tüm illegal yapıların yer aldığı bu düzenden nemalananlar, bu çarkın durmasına olumlu bakmadı.

Farklı farklı ülkelerdeki bazı siyasilerin de bu işten nemalandığı söylentileri PKK’nın hayatta kalmasını gerekli kıldı.

Bunların yanında İsrail’in bölge denklemi ve ABD’nin oyun kurgusunun yanında Yunanistan, Fransa ve Almanya’nın tutumlarını da dışlamamak gerekiyor.

Bahsi geçenlerin ayakçısı FETÖ’nün süreci baltalayan girişimleri başlamadan önce “Acaba bu iş gerçekten de başarılı olacak mı?” sorusu akıllarda yer ediniyordu.

PKK’nın direkt muhatap alınmasından rahatsız olan birçok kişi bu ihtimale karşı bir süre yumruklarını sıkmayı tercih etti.

Süreç son bulup da tekrar silahlar çekilince FETÖ’nün emniyet güçleri ve TSK içindeki kolları ile Türkiye’nin mücadelesi zafiyete uğratıldı.

Sonuçta herkes “Keşke böyle bir yola girilmeseydi” eleştirisini yaptı.

15 Temmuz’dan sonra FETÖ’nün Jandarma, Polis ve Türk Silahlı Kuvvetlerinden büyük ölçüde temizlenmesi PKK ile mücadelede önemli bir yol alınmasını beraberinde getirdi.

İnsansız Hava Aracı (İHA) ile başlayan doğru istihbarat toplama süreci, FETÖ’den arındırılmış güvenlik güçlerinin daha etkili saldırılar düzenlenmesine imkân verince PKK’ya karşı hızlı bir üstünlük kuruldu.

Bir de Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA)’nın bu serüvene katılması Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma ve Polis güçlerinin elini daha da rahatlatacak bir süreci beraberinde getirdi.

4 yıldır hızla gerileyen PKK yapılanması ülke içinde neredeyse bitme noktasına geldi.

Öyle ki 2021 yılı başından bu yana örgüte katılım 20 kişi ile sınırlı kaldı.

Bunların büyük çoğunluğunu da Türkiye dışından katılımlar oluşturdu.

Ayrıca 2021 yılı başından bu yana 80 kişiye ulaşan teslim olan sayısı örgütteki çözülmenin ne boyutta olduğunu açıkça gösteriyor.

Güvenlik kaynaklarıyla yaptığım görüşmede ülkenin her yerinde PKK’ya yönelik ihbarların arttığını ve vatandaşlarımızın PKK’nın ülkenin hiçbir yerinde varlık göstermesine tahammülü olmadığını öğrendim.

Başarılı operasyonlarla sürekli küçülen terör örgütünün içinde kazanların kaynadığını söyleyen İçişlerinin kıdemli personelleri, örgütte çekirdek kadro denilen üst yönetimin örgüt üyeleri tarafından sorgulanır hâle geldiğine vurgu yapıyorlar.

Tam bu aşamada kırmızı kod ile aranan ve örgütün içinde önemli bir yeri olan Özgür Gabar kod adıyla bilinen sözde Botan Eyalet Sorumlusu Fırat Şişman’ın 8 Nisan’daki operasyonla ele geçirilmesi bambaşka bir serüveni başlattı.

Özgür Gabar Kod Adlı Fırat Şişman

Çatışmada yaralanan ve vücuduna 7 kurşun isabet eden Fırat Şişman, öleceğini düşündüğü bir anda Jandarmanın kanıyla hayata döndü.

Gördüğü muamele karşısında şoka uğrayan Şişman 11 yaşından bu yana PKK’nın söylediği yalanları ancak fark etti.

90 günlük bir tedavi süreci sonrasında adli süreç devam ederken PKK içerisinde söylenen yalanları açıkça ortaya döken Şişman’ın açıklamaları Pazar günü Milat Gazetesinde geniş bir şekilde yer bulacak.

Murat Karayılan’ın “oğlum” dediği Fırat Şişman’ın açıklamaları örgütte birçok yeni kopmaya neden olacaktır.

Murat Karayılan

Bu süreci yakından takip etmeye devam edeceğim.

Bir yandan bu açıklamaların HDP’nin kapatılma davasıyla ilişkilendirileceğini şimdiden söylemek işten bile değil.

Bir kısım zevat muhakkak suyu bulandırmak için çabalayacak hatta HDP İzmir İl Binasına yapılan saldırıyla bile bağlantı kuracaktır.


Bunlara itibar edilmemeli.

Çok acayip şeyler olacak...

Detayları paylaşacağım.


19.06.2021 tarihinde Milat Gazetesi'nde yayımlanan yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

1 Ağustos 2018 Çarşamba

KANLARINDA BOĞULACAKLAR
Eli kanlı bölücü terör örgütü PKK’nın Türkiye’yi acıya boğan son hamlesi Hakkari’de meydana geldi.

Hain örgüt, kocasını ziyarete gelen genç bir kadın ile ufacık bebeğinin canına kıydı.

Hiçbir insani değeri içinde barındırmayan bu yapıyı Meclis’e sokmak için akıl ve mantık yöntemlerinin doğruluğunu gerekçe gösteren “Pek Kıymetli Kurucular”ın çabası ise bugün pek çok vatan evladı tarafından çokça yâd ediliyor.

29 Haziran 2018 Cuma

 BAHÇELİ’NİN LEHÇELİ SİYASETİ
Bahçeli’nin seçim sonrasında “Cumhur İttifakı”nın biteceği eleştirilerine nispet yapar gibi
AK Parti-MHP arasındaki bağı çok daha ileriye götürmesi Ankara kulislerinin dilinde…

Devlet Bahçeli çok tecrübeli bir siyasetçi…

Siyaset ise tecrübenin ve öngörü sahibinin çok avantajlı olduğu bir alan…

25 Haziran 2018 Pazartesi

PARTİ HÜKÛMETİ DEĞİL, HÜKÛMET PARTİSİ
AK Parti sandıktan aldığı “yüzde 42,46 oy” ile birinci olarak eski sistemde “Hükûmet” denilen bir konumda yer aldı.

Aslında…

Yeni sistemde artık “Hükûmetin partisi” Mecliste birinci parti oldu diyebileceğiz.

Bu ayrımı tam olarak ortaya koyabilmemiz ancak “uyum yasaları” ortaya çıkınca ve Meclis çalışması başlayınca mümkün olacak.