29 Haziran 2018 Cuma

BAHÇELİ’NİN LEHÇELİ SİYASETİ

Bahçeli’nin seçim sonrasında “Cumhur İttifakı”nın biteceği eleştirilerine nispet yapar gibi
AK Parti-MHP arasındaki bağı çok daha ileriye götürmesi Ankara kulislerinin dilinde…

Devlet Bahçeli çok tecrübeli bir siyasetçi…

Siyaset ise tecrübenin ve öngörü sahibinin çok avantajlı olduğu bir alan…

Devlet Bahçeli

Öyle siyasete farklı anlamlar yüklemeye gerek yok.

Siyaset bir iştir, siyasetçi de bir işçidir.

Çok ulvi amacı olan sadece siyasetçiler değildir.

Ama en ulvi amacın kendilerine ait olduğu söylemleri de siyasetçilerin işinin gereğidir.

Neyse…

Bahçeli’nin tavrının arka planında gerek askeriyede gerek ise devletin diğer merkezi kurumlarında yapılacak derin değişikliklerdeki olası tepkiyi önleme ve toplumsal uzlaşıyı sağlayarak kabulü artırma amacı olduğu söyleniyor.

Öyle mi?

Olabilir...

Bahçeli, şu an AK Parti için vazgeçilmez bir partnerdir.

Bu kaçınılmaz bir gerçek…

Asansör Hesabı

Yeni oluşan sistemin işleyiş şeklini ve varacağı yeri çok iyi gören “usta siyasetçi” Bahçeli, 50 yıllık büyük bir geleneği merdivenlerden çıkmak yerine asansöre bindirerek zirveye taşımayı planlıyor.
 
Siyaset bir sinir harbi…

Türkiye'nin Rutini

Gerçek şu ki, Türkiye’deki her ideolojik ve fikri hareketin temel iddiası “Türkiye’nin nasıl daha iyi ve daha güçlü" olacağının formülünü bilmesi!

Bu formül öyle çok gizli kolonya formülü ya da günlerde merak edilen çok gizli bir kurabiye tarifi gibi değil. (Bence bu gizemlerin çözülmesi de çok önemli! bu arada)

Çok çok önemli formüller…

Seçimler geliyor, seçimler geçiyor…

Her seçim çok önemli…

Her oy çok önemli…

Vatan, millet, Sakarya…

Her şey bitince…

Sakarya oluyor, Adapazarı…

Vatan oluyor, gazete…

Millet oluyor, park…

Biteceksiniz!

Ağrı Doğu Beyazıt’taki PKK Zulmü…

Yanyurt Köyü bakkalı Mevlüt Bengi…

Tam bir şehit…

PKK’nın bölgedeki varlığını bile bile dik durdu; eğilmedi.

PKK denilen hain taşeron örgüt elbet yok olacak.

Ama şu ayrıntı da unutulmamalı:

Hani 11 Eylül saldırısı sonrası New York başta olmak üzere ABD’nin çeşitli bölgelerinde sarıklı görülen herkes terörist sanılarak şok tabancası ile vuruluyordu ya…

Şehitlerimizin verdiği acı nedeniyle maalesef ondan çok daha fazla ayrımcı olaylar bu ülkede oldu.

Bazı yaşananlarda üniformalılar rol aldı, bazılarında sivil giyinimli hangi teşkilata çalıştığı bilinmeyen istihbaratçılar…

Şehitlerimizin de acısı var.

Kardeşlerimizle aramızı bozmak isteyenlerin yaptıkları birçok Kürt kardeşimizin hafızasında kötü bir anı olarak hâlâ canlı…

Bu iş bitecek…

Terör yok olacak…

Türkiye’nin dertleri bir bir bitecek…

Öyle veya böyle…

Kardeşliğimiz bâki kalacak.

Bu herkesin aklında yer etmeli...

Sınav Cumhuriyeti

LGS birincisi Leyla Azra kızımız, bir İmam Hatipli olarak birçoğumuzun gönlünde taht kurdu.

Neden?

Çünkü bu ülke saçma bir “28 Şubat Dönemi” atlattı.

“Başörtüsü siyasi simge" denilerek “Türban” oldu.

Özgürlükçü olduklarını söyleyenler tüm özgürlükleri rafa kaldırdı.

Erdoğan ile başlayan “restorasyon dönemi” ile bu sorunlar “büyük ölçüde” aşıldı.

Bu nedenle…

Bugün bu kızımızın başarısı birçok kimse tarafından takdirle karşılanıyor.

Tamam çok anlaşılır bir durum ama bunun ötesi berisi yok mu arkadaşlar?

Sekiz senedir sınava hazırlandığını söyledi bu kızımız…

Sekiz yılda sınav sistemi defalarca değişmesine rağmen bu kızımızın elde ettiği bu başarı çok iyi…

Peki ama bir sınavı kazanmak için giden 8 yıllık zaman sonunda bu kızımız; “kendisine, ailesine, Türkiye’ye” bir şeyler kazandıracak ne öğrendi?

Bunun hiç önemi yok mu?


29.06.2018 tarihinde 
MİLAT GAZETESİ'nde yayımlanan yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

0 yorum:

Yorumunuz kısa zamanda yayımlanacaktır.

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.