1 Temmuz 2018 Pazar

ÂLİMSİZ ÂLEME AZ KALDI

Fuat Sezgin...

Bilim Tarihi konusunda yıllarca çalışmış bir akademisyen...

Bir âlim…

Peki bizim âlimleri tanımamız her zaman gündeme gelen haberlerle mi mümkün olacak?

Gündeme gelmeyerek bu dünyadan ebediyete göçen nice âlim?

Biz kaybımızı bilemeyecek kadar cahilsek nasıl üzülebiliriz ki hâlimize…

Kendimizi kandırmayalım…


Çocuk mu Maktul mu?

Ankara’nın Polatlı ilçesinin bir köyünde bir haftadır kayıp olan ve tüm köyün, yetkililerin ve gönüllülerin gayretlerine rağmen bir ihbarla cansız bedenine ulaşılan 8 yaşındaki Eylül…

Eylül kızımızın bir eylül daha görmesine izin verilmedi.

Çocuk sahibi olanlar bilir, evlat yetiştirmek çok meşakkatli bir iştir.

Aynı zamanda da bu evlat sevgisi Yüce Allah tarafından anne babaların kalbine öyle bir nakşedilmiştir ki tarifi mümkün değil.

Bizim bu duruma; “ufacık bir cana kıyıldı” olarak bakmamıza rağmen hukuk sistemi bu kızımızı maktul olarak görüyor.

Bu acı olay sonrası her zaman olduğu gibi en suçlular için en ağır ceza yüksek sesle hep bir ağızdan talep ediliyor:

İDAM, İDAM, İDAM…

İyi de sistem sizin dediğiniz dilden anlamıyor ki…

O çocuk değil, “maktul”...

Bu anlayışı nasıl değiştirirsiniz?

Batı tarzı bilimsel adalet anlayışının nasıl yüreklere su serpmesini sağlarsınız?

Zülfikârlar Hasan'a kıyacak mı?

İran’da işler iyice karışmaya başladı.

Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin başını çektiği hükûmet tüm “Rejim” unsunları tarafından topa tutuluyor.

ABD’nin uyguladığı ambargolar nedeniyle ülkenin içine girdiği ekonomik sarmal, içinden çıkılmaz bir hâl aldı.

İran; geniş “yer altı zenginliklerine” sahip olmasına, Orta Asya’da ulaşabileceği birçok pazar bulunmasının yanında “Rusya ve Çin Bloğu”nda yer alması rağmen ekonomik olarak bir “başarı hikâyesi” yazamadı.

Mevcut dünya düzeni, ekonomik olarak kendisine entegre olmayanları yok etmek üzerine kurgulanmış.

Sistemin kurucusu ABD de bunu sonuna kadar kullanıyor.

Benzer uygulamalar 70’lerde Kıbrıs Barış Harekâtı ile tarafımıza uygulanan ambargo yoluyla bizde de denendi.

Biz o süreçten ASELSAN gibi birçok değer üreterek kurtulduk.

Ama ekonomik olarak çözülme yine 80 ihtilali ile gelen sosyal çöküş ile oldu.

İdeolojik gruplar sağ-sol olayları ile ekonomik sıkışmışlıktan kurtuluş formüllerini birbirlerine silahla dayatmaya çalıştı.

İran’da da bu senaryo adım adım işletiliyor gibi…

Daha silahlar devreye girmedi ama halk mırıldanıyor.

“Rejim”in ekmeğini yiyen kurucular da faturayı Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’ye kesmeye çalışıyor.

Bakalım, Peygamber Efendimizin kıymetli torunları Hasan ve Hüseyin’e kıyan zihniyete karşı duran Hz. Ali’nin kılıcı “Zülfikâr”lar kendi “Hasan”larına kıyacaklar mı?

Müslüman Kısırı

11 Haziran’da “ilk kıblemiz” Kudüs’e yaptığı ziyaretten sonra Tel Aviv’de gözaltına alınan Ebru Özkan…

İsrail yapar…

Müslüman Dünya kınar…

Gündem değişir…

İsrail yine yapar…

Müslümanlar kınar…

Bu hikâye böyle devam eder gider…

Neden mi?

Müslümanlar aynı yöntemlerle farklı sonuçlara ulaşacaklarına inanırlar da ondan…


01.07.2018 tarihinde MİLAT GAZETESİ'nde yayımlanan yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

0 yorum:

Yorumunuz kısa zamanda yayımlanacaktır.

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.