Fuat Sezgin...
Bilim Tarihi
konusunda yıllarca çalışmış bir akademisyen...
Bir âlim…
Peki bizim âlimleri tanımamız
her zaman gündeme gelen haberlerle mi mümkün olacak?
Gündeme gelmeyerek bu dünyadan
ebediyete göçen nice âlim?
Biz kaybımızı bilemeyecek kadar
cahilsek nasıl üzülebiliriz ki hâlimize…
Kendimizi kandırmayalım…
Çocuk mu Maktul mu?
Ankara’nın Polatlı ilçesinin
bir köyünde bir haftadır kayıp olan ve tüm köyün, yetkililerin ve gönüllülerin
gayretlerine rağmen bir ihbarla cansız bedenine ulaşılan 8 yaşındaki Eylül…
Eylül kızımızın bir eylül daha
görmesine izin verilmedi.
Çocuk sahibi olanlar bilir,
evlat yetiştirmek çok meşakkatli bir iştir.
Aynı zamanda da bu evlat
sevgisi Yüce Allah tarafından anne babaların kalbine öyle bir nakşedilmiştir ki
tarifi mümkün değil.
Bizim bu duruma; “ufacık bir cana kıyıldı” olarak
bakmamıza rağmen hukuk sistemi bu kızımızı maktul olarak görüyor.
Bu acı olay sonrası her zaman olduğu gibi en suçlular için en ağır ceza yüksek sesle hep bir ağızdan talep ediliyor:
İDAM, İDAM, İDAM…
İyi de sistem sizin dediğiniz
dilden anlamıyor ki…
O çocuk değil, “maktul”...
Bu anlayışı nasıl değiştirirsiniz?
Batı tarzı bilimsel adalet
anlayışının nasıl yüreklere su serpmesini sağlarsınız?
Zülfikârlar Hasan'a kıyacak mı?
İran’da işler iyice karışmaya
başladı.
Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin
başını çektiği hükûmet tüm “Rejim” unsunları tarafından topa tutuluyor.
ABD’nin uyguladığı ambargolar
nedeniyle ülkenin içine girdiği ekonomik sarmal,
içinden çıkılmaz bir hâl aldı.
İran; geniş “yer altı zenginliklerine” sahip
olmasına, Orta Asya’da ulaşabileceği birçok pazar bulunmasının yanında “Rusya ve Çin Bloğu”nda yer alması rağmen ekonomik olarak bir “başarı
hikâyesi” yazamadı.
Mevcut dünya düzeni, ekonomik
olarak kendisine entegre olmayanları yok etmek üzerine kurgulanmış.
Sistemin kurucusu ABD de bunu
sonuna kadar kullanıyor.
Benzer uygulamalar 70’lerde
Kıbrıs Barış Harekâtı ile tarafımıza uygulanan ambargo yoluyla bizde de
denendi.
Biz o süreçten ASELSAN gibi birçok değer üreterek
kurtulduk.
Ama ekonomik olarak çözülme
yine 80 ihtilali ile gelen sosyal çöküş ile oldu.
İdeolojik gruplar sağ-sol olayları ile
ekonomik sıkışmışlıktan kurtuluş formüllerini birbirlerine silahla dayatmaya
çalıştı.
İran’da da bu senaryo adım adım
işletiliyor gibi…
Daha silahlar devreye girmedi
ama halk mırıldanıyor.
“Rejim”in ekmeğini yiyen
kurucular da faturayı Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’ye kesmeye çalışıyor.
Bakalım, Peygamber Efendimizin kıymetli torunları Hasan ve Hüseyin’e kıyan
zihniyete karşı duran Hz. Ali’nin
kılıcı “Zülfikâr”lar kendi “Hasan”larına kıyacaklar mı?
Müslüman Kısırı
11 Haziran’da “ilk kıblemiz” Kudüs’e yaptığı
ziyaretten sonra Tel Aviv’de gözaltına alınan Ebru Özkan…
İsrail yapar…
Müslüman Dünya kınar…
Gündem değişir…
İsrail yine yapar…
Müslümanlar kınar…
Bu hikâye böyle devam eder
gider…
Neden mi?
Müslümanlar aynı yöntemlerle
farklı sonuçlara ulaşacaklarına inanırlar da ondan…
01.07.2018 tarihinde MİLAT GAZETESİ'nde yayımlanan yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

0 yorum:
Yorumunuz kısa zamanda yayımlanacaktır.
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.