AB, mültecileri
paylaşamıyor…
Gerçekleştirilen
liderler zirvesinde ortaya çıkan tablo şu:
Ne kadar “zenginsen” o kadar cimrisin!
Doğru mu bu?
Yoksa biz de öyle
mi yapıyoruz hayatımızda “farkında
olmadan”…
Az varlığı paylaşmak kolay…
Kolay ama…
Aksi durumda cimriliğimiz mi tutuyor gari?
Olabilir...
Haklı olur mu peki bu tavrımız?..
Parayı mı Kafayı mı yiyoruz?
Yıllarca her türlü
zorluğa direnerek, sistemin tüm
dayatmalarına katlanarak yani sistemin adamı olarak kazandıklarımızı paylaşmak zor mu geliyor gerçekten?
Başkası gelecek,
bizlerin yaptığı fedakârlıkları yapmayarak bizim elde ettiklerimize ortak
olacak öyle mi?
Adil mi bu?..
Peki savaştan,
terörden, kan davasından kaçan veya çocuğunun yakalandığı amansız hastalığın
çözümünü aramak için göç edenlerin “insanî durumu” göz ardı edilebilir mi?
Bunlar “zor sorular”…
Yalnız benim bu
yaşıma kadar hayattan anladığım önemli derslerden biri:
Ademoğlu, her yaptığına bir
gerekçe buluyor.
Hepsinde de o
haklı…
“Minareyi çalan kılıfını buluyor!”
İnsanoğlu kendisine karşı “dürüst” değil!
Medeni intikam geliyor
Türkiye’nin üç
milyondan fazla mülteciyi sorgusuz sualsiz barındırmasına rağmen, zengin
Avrupalının refahını paylaşmak istememesine bir de farklı bir çerçeveden
bakalım.
“Avrupalının ülkesindeki rekabetin sonucu olarak yeni ve daha ucuz (bedava) kaynaklara ve işgücüne ulaşmak için sömürgecilik
yapması…” kendi iç sistemlerinin
dayatması olarak ortaya çıkan bir durum.
Akılla kurulan,
nefislere uygun olan sistemleriyle bâkir topraklara
doğru yola çıkarken "medeniyet
götürmek”, “kutsal dini yaymak”
gibi kabul edilebilir amaçlar ile de ruhlarını inandırdılar.
Sonrası malûm…
Afrika, Asya ve
Amerika’da keşfedilen yeni dünyalara ayak basan Avrupalı kaşiflerin keşifleri…
Halbuki, bugün
Avrupa'dakilerin yaptığı gibi keşfedilen yeni dünyalardaki insanlar da refahını “yabancılar” ile
paylaşmak istemeyebilirdi.
Fakat seçim hakları
yoktu.
Avrupalılar, güçlü ve modern silahları ile medeniyet götürme görevini yerine getirilmeliydiler.
“Medeni Avrupalılar” refahını
paylaşmak istemeyenlere zulmetmekte haklıydı!
Bugün de “Medeni Avrupalılar”, refahlarına ortak
olmak isteyen “fakir, sömürülmüş”
halkları umursamayarak son derece haklılar!..
Devran yakında dönecekmiş gibi geliyor bana…

0 yorum:
Yorumunuz kısa zamanda yayımlanacaktır.
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.