3 Temmuz 2018 Salı

AB’NİN CİMRİLİK SIRRI

AB, mültecileri paylaşamıyor…

Gerçekleştirilen liderler zirvesinde ortaya çıkan tablo şu:
Ne kadar “zenginsen” o kadar cimrisin!

Doğru mu bu?

Yoksa biz de öyle mi yapıyoruz hayatımızda “farkında olmadan”



Az varlığı paylaşmak kolay…

Kolay ama…

Aksi durumda cimriliğimiz mi tutuyor gari?

Olabilir...

Haklı olur mu peki bu tavrımız?..

Parayı mı Kafayı mı yiyoruz?

Yıllarca her türlü zorluğa direnerek, sistemin tüm dayatmalarına katlanarak yani sistemin adamı olarak kazandıklarımızı paylaşmak zor mu geliyor gerçekten?

Başkası gelecek, bizlerin yaptığı fedakârlıkları yapmayarak bizim elde ettiklerimize ortak olacak öyle mi?

Adil mi bu?..

Peki savaştan, terörden, kan davasından kaçan veya çocuğunun yakalandığı amansız hastalığın çözümünü aramak için göç edenlerin “insanî durumu” göz ardı edilebilir mi?

Bunlar “zor sorular”

Yalnız benim bu yaşıma kadar hayattan anladığım önemli derslerden biri:
Ademoğlu, her yaptığına bir gerekçe buluyor.
Hepsinde de o haklı…

“Minareyi çalan kılıfını buluyor!”

İnsanoğlu kendisine karşı “dürüst” değil!

Medeni intikam geliyor

Türkiye’nin üç milyondan fazla mülteciyi sorgusuz sualsiz barındırmasına rağmen, zengin Avrupalının refahını paylaşmak istememesine bir de farklı bir çerçeveden bakalım.

“Avrupalının ülkesindeki rekabetin sonucu olarak yeni ve daha ucuz (bedava) kaynaklara ve işgücüne ulaşmak için sömürgecilik yapması…” kendi iç sistemlerinin dayatması olarak ortaya çıkan bir durum.

Akılla kurulan, nefislere uygun olan sistemleriyle bâkir topraklara doğru yola çıkarken "medeniyet götürmek”, “kutsal dini yaymak” gibi kabul edilebilir amaçlar ile de ruhlarını inandırdılar.

Sonrası malûm…

Afrika, Asya ve Amerika’da keşfedilen yeni dünyalara ayak basan Avrupalı kaşiflerin keşifleri…

Halbuki, bugün Avrupa'dakilerin yaptığı gibi keşfedilen yeni dünyalardaki insanlar da refahını “yabancılar” ile paylaşmak istemeyebilirdi.

Fakat seçim hakları yoktu.

Avrupalılar, güçlü ve modern silahları ile medeniyet götürme görevini yerine getirilmeliydiler.

“Medeni Avrupalılar” refahını paylaşmak istemeyenlere zulmetmekte haklıydı!

Bugün de “Medeni Avrupalılar”, refahlarına ortak olmak isteyen “fakir, sömürülmüş” halkları umursamayarak son derece haklılar!..

Devran yakında dönecekmiş gibi geliyor bana…


03.07.2018 tarihinde MİLAT GAZETESİ'nde yayımlanan yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

0 yorum:

Yorumunuz kısa zamanda yayımlanacaktır.

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.