27 Haziran 2018 Çarşamba

KILIÇDAROĞLU’NUN “MASUMİYETİ”

Kılıçdaroğlu’nun elinde değil aslında biliyor musunuz?

Türkiye’de bir uzlaşı kültürü yok ki…

Rahmetli Turgut Özal’ın çağımızın kelimesi “iş birliği, uzlaşı” diyerek “Türk siyasetine” teslim ettiği girişimin üzerinden 30 yıldan fazla zaman geçti.

Buna rağmen, Türkiye’nin “iş birliği ve uzlaşı” konusunda gelebildiği nokta ortada…

Peki, ama neden olmuyor?

Kemal Kılıçdaroğlu

Neden biz de “Batı” toplumları gibi ya da daha doğru tabirle “muasır medeniyet” sahipleri gibi bir yapı oluşturamıyoruz?

Aslında nedeni basit sadece kabullenmesi zor:
Toplumlar kendilerini sıkıştıran, kısıra sokan sorunlardan tamamen kurtulamıyorlar.

Muhakkak o soruna dair bir şeyler kalıyor bünyede…

Ama kendilerini ciddi manada dönüştürebiliyorlar.

Avrupa’nın savaşarak bir yere varamayacağını anlaması, içinde iki dünya savaşına sebep oldukları 300 yıllık çatışma ile oldu.

Buna rağmen bugün bile hâlâ Avrupa’da işler yolunda değil.

Fransa, ruhen bir gram bile yol almış değil.

Almanya’da zaten, kazanan taraf olmanın tatmini var.

Avrupa onun...

Peki Türkiye…

Nedir bizim derdimiz arkadaş, söylesene artık diyenlere gelsin bu:

Türkiye’nin derdi Türkiye olmak istemesi…

Bünye küçük ama içinde bir “dev” var.

Büyük bir tarih var.

Bu tarih altında “ezilmiş ruhlar” var.

Kimisi bu ruhları “100 yıllık başarılar” ile örtmeye çalışıyor,

Kimisi de o 100 yıllık başarıları görmemek için çabalıyor.

Ya arkadaş, bırak kavgayı...

“Derdi dünya olanın, dünya kadar derdi olur”

İşte bizim olayımız da…

Derdimiz Türkiye…

Ama bünyemiz çok daha büyük…

Türkiye’ye bu bünye sığmıyor.

Kimseden ruhları doyuracak bir girişim de gelmiyor.

Erdoğan işte bu yüzden kazanıyor.

“Ruhlardaki açlığı biliyor” ve bu açlığı giderecek “çözümler” arıyor.

Sen Gelme Muharrem!

Kılıçdaroğlu ve diğer tüm “düzenin fertleri” girdikleri kısırın farkında değiller ki…

Adamcağızın derdi büyük, hep dünyalık…

Şimdi de “Gel Muharrem” diye takdim ettiğini “Git Muharrem” diye taksim ediyor.

Adamların kafaları karışık…

Dünya hesabını, “dünyevi makinelerle” çözmeye çalışmanın sonucu bu işte.

Basitçe anlatacak olursak: “Ahret Soruları”nın cevapları 5 şıklı değil.

Seçim o zaman değil, Kemal…

Seçim bu zaman Kemal…

Seçimler bu tarafta Kemal…


27.06.2018 tarihinde MİLAT GAZETESİ'nde yayımlanan yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

0 yorum:

Yorumunuz kısa zamanda yayımlanacaktır.

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.