Kılıçdaroğlu’nun elinde değil
aslında biliyor musunuz?
Türkiye’de bir uzlaşı kültürü
yok ki…
Rahmetli Turgut Özal’ın
çağımızın kelimesi “iş birliği, uzlaşı”
diyerek “Türk siyasetine” teslim
ettiği girişimin üzerinden 30 yıldan fazla zaman geçti.
Buna rağmen, Türkiye’nin “iş birliği ve uzlaşı” konusunda gelebildiği nokta ortada…
Neden biz de “Batı” toplumları gibi ya da daha doğru
tabirle “muasır medeniyet” sahipleri
gibi bir yapı oluşturamıyoruz?
Aslında nedeni basit sadece kabullenmesi zor:
Toplumlar kendilerini
sıkıştıran, kısıra sokan sorunlardan tamamen kurtulamıyorlar.
Muhakkak o soruna dair bir
şeyler kalıyor bünyede…
Ama kendilerini ciddi manada dönüştürebiliyorlar.
Avrupa’nın savaşarak bir yere
varamayacağını anlaması, içinde iki dünya savaşına sebep oldukları 300 yıllık
çatışma ile oldu.
Buna rağmen bugün bile hâlâ Avrupa’da işler yolunda değil.
Fransa, ruhen bir gram bile yol
almış değil.
Almanya’da zaten, kazanan taraf
olmanın tatmini var.
Avrupa onun...
Peki Türkiye…
Nedir bizim
derdimiz arkadaş, söylesene artık diyenlere gelsin bu:
Türkiye’nin derdi Türkiye olmak
istemesi…
Bünye küçük ama içinde bir “dev” var.
Büyük bir tarih var.
Bu tarih altında “ezilmiş ruhlar” var.
Kimisi bu ruhları “100 yıllık başarılar” ile örtmeye
çalışıyor,
Kimisi de o 100 yıllık başarıları
görmemek için çabalıyor.
Ya arkadaş, bırak kavgayı...
“Derdi dünya olanın, dünya
kadar derdi olur”
İşte bizim olayımız da…
Derdimiz Türkiye…
Ama bünyemiz çok daha büyük…
Türkiye’ye bu bünye sığmıyor.
Kimseden ruhları doyuracak bir girişim de gelmiyor.
Erdoğan işte bu yüzden kazanıyor.
“Ruhlardaki açlığı biliyor” ve bu açlığı giderecek “çözümler” arıyor.
Sen Gelme Muharrem!
Kılıçdaroğlu ve diğer tüm “düzenin fertleri” girdikleri kısırın
farkında değiller ki…
Adamcağızın derdi büyük, hep
dünyalık…
Şimdi de “Gel Muharrem” diye takdim ettiğini “Git Muharrem” diye taksim ediyor.
Adamların kafaları karışık…
Dünya hesabını, “dünyevi makinelerle” çözmeye
çalışmanın sonucu bu işte.
Basitçe anlatacak olursak: “Ahret Soruları”nın cevapları 5 şıklı
değil.
Seçim o zaman değil, Kemal…
Seçim bu zaman Kemal…
Seçimler bu tarafta Kemal…
27.06.2018 tarihinde MİLAT GAZETESİ'nde yayımlanan yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

0 yorum:
Yorumunuz kısa zamanda yayımlanacaktır.
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.