AK
Parti sandıktan aldığı “yüzde 42,46 oy” ile birinci olarak eski sistemde “Hükûmet” denilen bir konumda yer aldı.
Aslında…
Yeni sistemde artık “Hükûmetin partisi” Mecliste birinci
parti oldu diyebileceğiz.
Bu ayrımı tam olarak
ortaya koyabilmemiz ancak “uyum yasaları” ortaya çıkınca ve Meclis çalışması başlayınca mümkün olacak.
![]() |
| Recep Tayyip Erdoğan |
Vakit Muhalefette Dönüşüm Vakti
Millet İttifakı ile bir ivme yakalanmaya çalışan muhalefet “Benzemezler İttifakı” kurduklarını
gerçekten tescil etti.
Peki, muhalefet
partileri için şimdi sırada ne var?
Kılıçdardoğlu’nun
CHP’si, Muharrem İnce’nin tek başına aldığı oydan 8 puan aşağı oy aldı.
Kılıçdaroğlu’nun belirlediği CHP delegeleri bu duruma ölçüde sessiz kalacak?
“Mustafa
Kemal’in Askerleri”nin verdiği oy ile Meclise giren “APO’nun Askerleri” bu ülkenin kurucu
unsuru gerçek CHP’liler tarafından nasıl hazmedilecek?
Oy korkusu iyi gelmedi
Meral Akşener’in “dava adamı edasıyla” başlattığı hareketin, “oy korkusu” ile kendi
tabanına yönelecek bir seçim süreci ortaya koyması İYİ Parti’ye “Meclisi” kazandırdı.
Ama Meral Hanım’a da tüm Türkiye’yi
kucaklaması gereken bir “başkan”
olamayacağını gösterdi.
Şimdi sıra Ümit Özdağ’da…
İlerleyen dönemde İYİ
Parti’yi AK Parti’nin bazı politikalarını açıkça desteklerken bulabiliriz.
Masum (!) Terör Oyunu
HDP’liler seçim
döneminde “Meclise girmezsek sokağa bunu
yansıtırız” demişlerdi.
Bilindik saldırganlıkları gerçekleştirdikten sonra
bilindik “mazlum” rolüne soyunmuşlardı,
seçim propagandalarında…
“Sol
tandanslı” bazı “ağabeylerimiz”in
gayretleri boşa çıkmadı.
HDP, PKK’nın
çöküşe geçtiği bir dönemde terör örgütleri ile arasına mesafe koyabilecek mi
yoksa koymuş gibi mi görünecek?
Göreceğiz…
Saadetin "Saka"lığı...
Saadet
Partisi, tam bir hayal kırıklığı yaşattı.
CHP ile ittifakında
CHP’den “oy kotaracaklarını”
söylemişlerdi ama görünüşe göre CHP’ye “oy
taşımışlar”.
Halbuki…
Temel
Karamollaoğlu’ndan fazla oy alan Parti’nin, bu fazla
oyları nereden aldığını düşünen bir kafa ortaya çıksa(!) sonuca ulaşılacak.
Adı "Vatan"dı ama...
Doğu
Perinçek, Cumhurbaşkanlığı adaylığı için topladığı imzadan
daha az oy aldı.
Bu da gösteriyor ki zorlama iş olmaz be kardeşim.
Halk koyun değil be
kardeşim.
İlle de "şuraya git" deme
be kardeşim...
Şimdi ne olacak?
Recep Tayyip Erdoğan,
hikâyesine kaldığı yerden devam edecek,
Hızlıca yeni bir
yönetim kuracak.
Amma ve lâkin…
Cumhurbaşkanlığı
Sistemi ister istemez bir Başkanlık Sistemi modeli olarak toplumsal uzlaşıyı
öngörüyor.
Aksi durumda bu sistem toplumsal hareketlilikler ortaya çıkarır.
Erdoğan, bu ihtimale karşı
formülün dar bölge seçim sisteminden geçtiğini çok iyi biliyor.
Bu sebeple sistemin
bekasının sağlanması için yapılması gereken devletin yapısal dönüşümünden
sonra toplumun dönüşümünü
gerçekleştirmek!
Dünyanın en ilerici ve
özgürlükçü anayasasını yapmanın önünde kalan tek engel, Türk Milleti’nin en
büyük engeli olan “uzlaş(a)ma(ma)” olarak
görünüyor.
Yeni dönemin şifreli
kelimeleri:
Siyasette Uzlaşma…
Ekonomide Verimlilik...
25.06.2018 tarihinde MİLAT GAZETESİ'nde yayımlanan yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

0 yorum:
Yorumunuz kısa zamanda yayımlanacaktır.
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.