27 Kasım 2021 Cumartesi

İYİLEŞTİRİLMİŞ BAŞKANLIK SİSTEMİ VE SAĞ İTTİFAKI

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, İYİ Parti ve CHP’nin aksine Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi (CHS) ile yönetilebileceğini fakat bazı revizyonlar gerektiğini açıkladı.

Demokratik Başkanlık Sistemi ya da İyileştirilmiş Başkanlık Sistemi gibi isimlerle denetimi artıracak adımlar atılabileceğine vurgu yaptı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay başkanlığında yürütülen CHS revizyonu çalışmaları yeni anayasa çalışmaları ile birleşerek AK Parti ve MHP arasındaki görüşmelerde ete kemiğe büründürülmeye çalışılıyor.

20 Kasım 2021 Cumartesi

SUFLE SİYASETİ VE DEĞİŞEN STRATEJİLER

Kılıçdaroğlu’nun helâlleşme çıkışı mütedeyyin kesim tarafından, seçime yaklaşırken sıklıkla karşılaştıkları “çarşaflılara rozet takarak sempatik görünme stratejisi” olarak yorumlandı.

CHP içerisinde ise tabandan kafa karışıklığıyla birlikte gelen “Kiminle helalleşeceksin?” soruları havada uçuştu.

Tabana kayıtsız kalamayan Kılıçdaroğlu, TBMM grup toplantısında normalde hiç yapmadığı bir şeyi yaptı ve kağıttan metin okudu.

11 Eylül 2021 Cumartesi

HDP İTTİFAKLARLA “OY”NUYOR

2023 yılına yaklaştıkça siyasettin stresi de artıyor.

Birileri her geçen gün ittifaklar kuruyor, erken seçim tarihleri belirleyen kulis bilgisi yazıyor.

Kulislerde dolaşan birçok bilginin aslı astarı yok.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aday olmayacağını söyleyenler ile HDP’ye muhtaç olduğunu söyleyenler bilerek ya da bilmeyerek birilerinin oyununa alet oluyor.

Ekonominin vatandaşa getirdiği zorluğu siyaseten yönetemeyenler, sorunları bir yumak haline getirip Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sırtına yüklüyor.

Büyürken, gelişirken iyi; krizlerle baş edince iyi ama işler zora girince, dost bilinenlerin nasıl da “kardeş eti” yediğini görseniz şaşarsınız.

Liderinin yüzüne konuşamayanların arkadan nasıl da iş çevirdiğini bir bilseniz şaşarsınız.

Erdoğan, yılların yorgunluğunu sırtında taşıyor.

Sağına soluna baktığı zaman da ilk yola çıktıklarından kimseyi göremiyor.

Bunun Erdoğan’ın suçu olduğunu söyleyenler olsa da Erdoğan’ın karizmatik kişiliğinden nemalananların sürekli pohpohlanma arzusunda olması ise kimsenin dikkatini çekmiyor.

Son haftalarda Erdoğan’ın iktidarı CHP’ye  devretmemek için HDP ile bile görüştüğü söylendi.

Hâlbuki olay öyle değil.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’de görevlendirilen beş kişilik bir ekibin MHP’den gelen anayasa teklifini değerlendirdiğini açıklamıştı.

“Gönül ister ki toplumsal uzlaşı ile yeni bir anayasa yapalım.

Olursa olur olmazsa Cumhur İttifakı olarak kendimiz yeni bir anayasa çıkarırız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın işte “uzlaşı” arayışı bu yaşananlar...

Talimatlar verildi.

Sessiz bir şekilde yol gidiliyor.

Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi (CHS)’ni değiştirmeyi kafasına koyan muhalefet kanadını da memnun edecek bir değişiklik şu an siyasette yaşanan gerilimi tamamen bitirecektir.

HDP’nin oylarını anayasa değişikliği için değil de erken seçim için bir zorunluluk olarak gösterenler aslında Türkiye’nin yaşadıklarını tam olarak okuyamıyorlar.

Süreci kavramak yoğun bir dikkat gerektiriyor.

HDP’nin kapatılmasının hiçbir anlamı yok.

Bu tehdit ile masaya oturtmanın da hiçbir anlamı yok.

HDP’nin AK Parti ile anlaşsa bile seçmenine bunu anlatması da mümkün değil.

O zaman konuşulacak tek şey anayasa değişikliği olacaktır.

“Yetmez ama evet” düşüncesinde bir anayasa hazırlığı birincil öncelik durumunda.

CHS’nin ayakta kalması ülkede istikrarın korunması için çok önemli.

HDP bu talebi gördüğü için Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın “HDP ortak aday çıkarılması fikrine açıktır ama isimleri şimdi tartışmayalım. Önce ilkeler ve seçim güvenliği konuşulmalı.” açıklamasıyla şifreleri verdi.


HDP Eş Başkanı Mithat Sancar

HDP, Cumhurbaşkanlığı sisteminin belli şartlarda ayakta kalmasına razı...

Ama hangi şartlar?

MAALESEF YİNE BÜROKRASİ KAZANDI

CHS ile gelen "iki dönem şartı" aslında "Türk demokrasisi için büyük bir reform".

Eğer bir değişiklik olmaz ise bir daha Recep Tayyip Erdoğan gibi 20 sene bilfiil ülkenin tek elden yönetilemeyeceği anlaşılıyor.

Muhalefet kanadı ise sanki bir yirmi yıl yönetecekmiş gibi hemen sistemi kaldırmanın derdinde.

Aslında dertleri uzun yönetim değil.

Küçük yönetimleri ile meşru alanlar açmak.

Eski koalisyon sistemlerindeki “az olanın değerli olduğu” zamanları özlüyorlar.

Peki ama bunun ülkeye ne faydası var?

Koalisyonlar; tam demokratik, çoğulcu siyasi sistemlerde ve buna uygun toplumlarda uygulanabilecek en akılcı sistem.

Eğri oturalım, doğru konuşalım:

Türkiye bu şartları ne kadar sağlıyor.

Bizim siyasetçilerimiz ayakları yere basmayan vaatlerle koltuğa oturup sonrasında bürokratların getirdiği evrakları imzalamak üzerine bir siyaset yapıyorlar.

CHS aslında bu bürokratik oligarşiyi büyük oranda yıktı ama başka bir bürokrasi gücü meydana getirdi.

Artık etrafını siyasilerden ziyade bürokratların sardığı bir Cumhurbaşkanı var.

Eski sistemde bürokrasiyi dengeleyen siyaset vardı ama yeni sistemde yöneticinin bu sarılmış hâli başka bir sorunu beraberinde getiriyor.

Bu soruna çözüm, MHP’nin yeni anayasa teklifinde yer alan seçimle gelen Cumhurbaşkanı Yardımcıları önerisiyle gelecektir.

Cumhurbaşkanı etrafındaki bürokrasiye hapsedilmeyecek ve siyasi teması devam edecek.

Gelen bilgiler de AK Parti’nin MHP’nin teklifini büyük ölçüde kabul edeceği yönünde görünüyor.

Anlaşılan 2021’in son ayları çok sıcak geçecek.


11.09.2021 tarihinde Milat Gazetesi'nde yayımlanan yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

10 Temmuz 2021 Cumartesi

DOĞU’DA SEÇİM STRATEJİSİ VE REKABET

Cumhurbaşkanı Erdoğan Sincan’da TOKİ’nin 1 milyonuncu evini teslim etti.

TOKİ hazineye ait araziler üzerinden oluşturduğu gelir modeliyle 1 milyon vatandaşın kaliteli ve ucuz ev sahibi olmasını sağladı.

26 Haziran 2021 Cumartesi

ANKARA KRİTERLERİ YAZILACAK

Türkiye’nin siyasi iklimi çok değişken...

Dünya, küresel iklim değişikliğini gündemine almış  çözüme dönük adımları bir bir atarken Türkiye’nin siyaset iklimindeki değişiklik çözümden uzak bir şekilde adeta küresele meydan okuyor.

İçte ve dışta yaşanan gelişmelerin bu ruh hali üzerinde etkisi büyük.

19 Haziran 2021 Cumartesi

KARAYILAN’I “OĞLU” BİTİRECEK

Türkiye Cumhuriyeti, uzun yıllardır temel sorunlarını çözme iradesi gösteriyor.

Başta Ermeni, Alevi ve Kürt açılımlarıyla ilerletilen bir dizi sürecin bazılarında başarıya ulaşıldı.

Azınlık cemaatlerinin haklarının verilmesi temel sorunlardan birçoğunun çözümünü kolaylaştırırken "Sözde Soykırım" konusunda maalesef yeterli yol alınamadı.

Ergenekon Olayı ile Aleviler ötekileştirildi.

Kürt açılımıyla kanayan bir yaranın kapatılmasına küresel güç dengeleri müsaade etmedi ve süreci baltaladı.

Çok doğal!...

Neticede PKK’nın kontrolünde gerçekleşen büyük bir uyuşturucu trafiği var.

Mafyanın ve tüm illegal yapıların yer aldığı bu düzenden nemalananlar, bu çarkın durmasına olumlu bakmadı.

Farklı farklı ülkelerdeki bazı siyasilerin de bu işten nemalandığı söylentileri PKK’nın hayatta kalmasını gerekli kıldı.

Bunların yanında İsrail’in bölge denklemi ve ABD’nin oyun kurgusunun yanında Yunanistan, Fransa ve Almanya’nın tutumlarını da dışlamamak gerekiyor.

Bahsi geçenlerin ayakçısı FETÖ’nün süreci baltalayan girişimleri başlamadan önce “Acaba bu iş gerçekten de başarılı olacak mı?” sorusu akıllarda yer ediniyordu.

PKK’nın direkt muhatap alınmasından rahatsız olan birçok kişi bu ihtimale karşı bir süre yumruklarını sıkmayı tercih etti.

Süreç son bulup da tekrar silahlar çekilince FETÖ’nün emniyet güçleri ve TSK içindeki kolları ile Türkiye’nin mücadelesi zafiyete uğratıldı.

Sonuçta herkes “Keşke böyle bir yola girilmeseydi” eleştirisini yaptı.

15 Temmuz’dan sonra FETÖ’nün Jandarma, Polis ve Türk Silahlı Kuvvetlerinden büyük ölçüde temizlenmesi PKK ile mücadelede önemli bir yol alınmasını beraberinde getirdi.

İnsansız Hava Aracı (İHA) ile başlayan doğru istihbarat toplama süreci, FETÖ’den arındırılmış güvenlik güçlerinin daha etkili saldırılar düzenlenmesine imkân verince PKK’ya karşı hızlı bir üstünlük kuruldu.

Bir de Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA)’nın bu serüvene katılması Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma ve Polis güçlerinin elini daha da rahatlatacak bir süreci beraberinde getirdi.

4 yıldır hızla gerileyen PKK yapılanması ülke içinde neredeyse bitme noktasına geldi.

Öyle ki 2021 yılı başından bu yana örgüte katılım 20 kişi ile sınırlı kaldı.

Bunların büyük çoğunluğunu da Türkiye dışından katılımlar oluşturdu.

Ayrıca 2021 yılı başından bu yana 80 kişiye ulaşan teslim olan sayısı örgütteki çözülmenin ne boyutta olduğunu açıkça gösteriyor.

Güvenlik kaynaklarıyla yaptığım görüşmede ülkenin her yerinde PKK’ya yönelik ihbarların arttığını ve vatandaşlarımızın PKK’nın ülkenin hiçbir yerinde varlık göstermesine tahammülü olmadığını öğrendim.

Başarılı operasyonlarla sürekli küçülen terör örgütünün içinde kazanların kaynadığını söyleyen İçişlerinin kıdemli personelleri, örgütte çekirdek kadro denilen üst yönetimin örgüt üyeleri tarafından sorgulanır hâle geldiğine vurgu yapıyorlar.

Tam bu aşamada kırmızı kod ile aranan ve örgütün içinde önemli bir yeri olan Özgür Gabar kod adıyla bilinen sözde Botan Eyalet Sorumlusu Fırat Şişman’ın 8 Nisan’daki operasyonla ele geçirilmesi bambaşka bir serüveni başlattı.

Özgür Gabar Kod Adlı Fırat Şişman

Çatışmada yaralanan ve vücuduna 7 kurşun isabet eden Fırat Şişman, öleceğini düşündüğü bir anda Jandarmanın kanıyla hayata döndü.

Gördüğü muamele karşısında şoka uğrayan Şişman 11 yaşından bu yana PKK’nın söylediği yalanları ancak fark etti.

90 günlük bir tedavi süreci sonrasında adli süreç devam ederken PKK içerisinde söylenen yalanları açıkça ortaya döken Şişman’ın açıklamaları Pazar günü Milat Gazetesinde geniş bir şekilde yer bulacak.

Murat Karayılan’ın “oğlum” dediği Fırat Şişman’ın açıklamaları örgütte birçok yeni kopmaya neden olacaktır.

Murat Karayılan

Bu süreci yakından takip etmeye devam edeceğim.

Bir yandan bu açıklamaların HDP’nin kapatılma davasıyla ilişkilendirileceğini şimdiden söylemek işten bile değil.

Bir kısım zevat muhakkak suyu bulandırmak için çabalayacak hatta HDP İzmir İl Binasına yapılan saldırıyla bile bağlantı kuracaktır.


Bunlara itibar edilmemeli.

Çok acayip şeyler olacak...

Detayları paylaşacağım.


19.06.2021 tarihinde Milat Gazetesi'nde yayımlanan yazıya buradan ulaşabilirsiniz.