Altılı Masanın İYİ Parti ev sahipliğinde gerçekleşen 11.toplantıdan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aday olamayacağı ve buna ilişkin hukuki girişimlerde bulunulacağı kararı çıktı.
2007 yılında yapılan anayasa değişikliği ile
cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi anayasa hükmü hâline geldi.
11.Cumhurbaşkanı olarak “Kardeşim Abdullah” tabiriyle Abdullah Gül’ü öne çıkaran Recep Tayyip Erdoğan’ın bu kararı Abdullah Gül’ün aynı zamanda Meclis’te seçilen son Cumhurbaşkanı olmasını sağladı.
7 yıllık görev süresi 2014 yılında dolan Abdullah Gül’ün yerine
halk oylaması ile Erdoğan seçilerek 12.Cumhurbaşkanı olarak göreve başladı.
Mazbatasını 12.Cumhurbaşkanı olarak alan Erdoğan’ın 2017’deki
anayasa değişikliği ile birlikte ortaya çıkan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde
birinci Cumhurbaşkanı olduğu yönünde YSK’nın yeni bir mazbata verdiği bir süreç 2018
seçimleriyle birlikte işledi.
2017 yılındaki değişiklikte aynı zamanda milletvekili
seçimleri ile cumhurbaşkanlığı seçimlerinin aynı tarihte olacağı hükmü de
anayasaya girdi.
Sonrasında yapılan erken seçimle birlikte Cumhurbaşkanı
Erdoğan’ın 2018 yılındaki seçimlerde Cumhurbaşkanı olarak seçilmesi sonrasında
bambaşka bir tartışma başladı.
Anayasanın 101.maddesine göre bir kişinin en fazla iki kez cumhurbaşkanı olacağı hükmü var.
Bu hükme ilişkin 2017 değişikliğinde herhangi
bir düzenleme yapılmamış olması hükmün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da bağladığı
yorumlarının temelini oluşturuyor.
AK Parti’nin hukukçu kurmayları ise yeni sistemin aslında
bir Başkanlık sistemi olduğunu ve Başkan ibaresi yerine Cumhurbaşkanı olarak
kullanılmasının bu şekilde bir bağlayıcılık oluşturmadığını savunuyorlar.
Aslında Meclis’in seçimleri yenileme kararı alması tüm tartışmaları bitirecek bir sonuç çıkarıyor.
Çünkü iktidara göre birinci dönem, muhalefete göre de ikinci dönem olsa bile Meclis’in alacağı kararın mevcut Cumhurbaşkanına bir dönem daha aday olma hakkı kazandırması tüm tartışmaları bitiriyor.
Burada esas sorun ise seçim yenileme kararını Cumhurbaşkanı’nın alacağı yönündeki tutumdan dolayı ortaya çıkıyor.
Bu nedenle siyasetin ve hukukçuların yaptığı tartışmada AK
Parti kanadının hukuki zeminde bir açıklamadan kaçındığı açıkça görülüyor.
Ama işin esası öyle değil!..
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ bu konuda kritik bir emsal
yaklaşım olduğunu açıkladı.
Benimde bulunduğum gazete temsilcileriyle yapılan yılsonu
değerlendirme toplantısında anayasaya değişikliğiyle ortaya çıkan Cumhurbaşkanının seçilmesi tartışmalarına yönelik hukuki emsalleri olduğunu söyledi.
Bakan Bozdağ, bu emsalin daha önce yapılan anayasa değişikliğine dayandığını vurguladı.
CHP’nin yaptığı bir itiraz sonrasında Anayasa Mahkemesi’nden
çıkan “Sonraki dönemde sağlanan hakların önceki dönemdekilerin kaybı olmaması
için onlara da tanınması gerektiği” içtihadına değindi Bakan Bozdağ.
Buna göre anayasada yapılan değişikliklerle Cumhurbaşkanına sağlanan hakların önceki dönemdekilerle kıyaslanamayacağı ve bu nedenle de sınırlandırılamayacağı yönünde hukuki hazırlık yapıldığı anlaşılıyor..
Tartışmalar sürerken AK Parti’nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın
sakinliğinin arkasında muhalefetin bu itirazını bekliyor oldukları görülüyor.
Bu durumun kısıra giren muhalefetin umut verme politikalarına yönelmek yerine Erdoğan’ı sınırlandırma politikasına girmesine neden olacağı ve muhalefeti seçim sürecine kadar
dağıtarak seçmen nezdinde geriye düşüreceği ortada...
Kılıçdaroğlu süreci bildiği için itirazda bulunmak istemese de Altılı Masanın diğer üyelerinin itiraz konusunda diretmesine karşı koyamadı.
HDP’nin kapatılma davasının da seçim sonrasına bırakılması
önerisinin Anayasa Mahkemesi üyeleri tarafından oy birliğiyle iptal edilmesi ile birlikte adaylık sürecine yapılan itirazlara bakarsak seçim sürecinin bu aşamada
hukuki bir zemin üzerinde ilerleyeceği anlaşılıyor.
İYİ PARTİ’NİN MARS YAKLAŞIMI
Geçtiğimiz gün İYİ Parti’nin Meclis Grup toplantısında
önemli bir kurmayı ile ayaküstü sohbet etme fırsatı buldum.
Altılı Masanın adayı konusunun popüler olması nedeniyle
birçok soru yöneltilen bu kişiye “Kılıçdaroğlu’nun sağ yanına Mansur Yavaş’ı
sol yanına da Ekrem İmamoğlu’nu alarak adaylık süreci yürütmesi mümkün mü?”
sorusunu yönelttim.
Masaya ayıp olacağını ancak Mars’a gidilince böyle bir
senaryonun gerçek olacağını söyledi.
Yalnız kesin ve sert bir dille yapılan bu yorum çok ilgimi
çekti.
Zira benim Cumhurbaşkanı Yardımcı olarak önerdiğim isimleri
İYİ Parti’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak sunduğu düşünülünce ister istemez ya bu kişilere
yardımcılık makamını yakıştıramadıkları ya da yardımcılık konusunda başka
planları oldukları düşüncesine kapıldım.
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Meclis
Başkanvekilliği döneminde HDP’ye en çok söz verdiğine ilişkin çıkışında “İç
tüzüğün gereğini yaptım” vurgusu, "Hukuk zemininde herkesin hakları olur", olmaya
da devam edecektir, mesajını barındırıyor.
Cihan Paçacı’nın partinin politikası haline gelen
Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşı çıkma söylemini dile getirmesi sonrasında
aynı gün Genel Başkan Yardımcılığından istifasını vermesi İYİ Parti’nin
Kılıçdaroğlu’na karşı Mars hesabını dışarıda bırakmadığını gösteriyor.
Bu açıdan bakınca yaşananlar Altılı Masadaki söylemlerin Kılıçdaroğlu’nun
adaylığına karşı çıkmanın adaylık sürecindeki pazarlıklarda elini güçlü tutanın bir yöntemine dönüştüğü ve kârlı
sonuçlara dönüşeceği düşüncesine çıkıyor.
Mars’ı dışlayan hesapların morsa götüreceği süreçler yaşayabiliriz.
Meclis aritmetikleri için listelerin hazırlandığı ve mevcut
milletvekilleriyle yeni dönemde aday olmak isteyen il ve belediye başkanlarının
kıran kırana bir yarışa gireceği çekişmeli bir süreçte, parti içi muhalefete
karşı ne kadar çok milletvekilliği sunma imkânı olursa parti içindeki konum da o denli rahatlayacağı açıkça görülüyor.
Hazırda bekleyenlerin homurdanmalarının Ankara’da epey duyulur
hâle gelmesini çıkardığı sonuç bu olsa gerek.


0 yorum:
Yorumunuz kısa zamanda yayımlanacaktır.
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.