1 Nisan 2023 Cumartesi

SİYASETİN YANLIŞ ANLAMALARI

Bu siyasetçilerin ağzından çıkan öyle sözler oluyor ki bazen anlamakta güçlük çekiyorum.

Vatandaşların sert tepkileri bile akıllarını başlarına aldırmıyor.

Böyle olunca hemen komplo teorileri başlıyor...

Komploları dinlemeyi sevsem de onlara kapılmayı pek sevmem, akıllıca da bulmam doğrusu...

21 Mayıs 2022 Cumartesi

GELİNİM SEN ANLA OYUNU

İnanılmaz bir haftayı daha geride bıraktık.

Külliye’de ardı ardına gerçekleşen önemli ziyaretlerden NATO’yu hareketlendiren çıkışa ve iç politikada keskin dönemeçlere kadar birçok olayı yine bir haftaya sıkıştırabildik.

Her bir olayın arkasında uzun uzadıya gündeme getirilecek meseleler var.

Analiz üstüne analiz yapmamız gerekir.

Bu sütunların yetersizliği yine potpuri yapmamıza neden olacak.

CANAN KAFTANCIOĞLU ve İSTANBUL MİTİNGİ

Canan Kaftancıoğlu’nun hukukumuza göre "suçlu" olduğu delilleriyle ispatlanmış ve hüküm altına alınmış durumda...

“Emsal olaylar var, onlara neden yargılama yapılmıyor?” diye soranlar oluyor.

Efendim, itirazı olan için yargı yolu açık, buyursunlar emsal gösterip dava açsınlar.

AK ile KARA belli olsun...

“Canan bizimdir!..” diyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun mitingi Bursa’dan İstanbul’a alması olayını da çok iyi değerlendirmek gerekiyor.

HDP’lilerin yaptıklarından ötürü HDP’nin kapatılmasıyla ilgili bir gündem, sessizce orada bir yerde beklerken Canan Kaftancıoğlu’nun HDP’nin kapatılması istemine konu edilecek suçlardan son anda Yargıtay kararıyla kurtulması oldukça dikkate değer bir konu...

Buna rağmen suçluluğu tescil edilen Canan Kaftancıoğlu’na parti içerisinde neredeyse hiç kimse destek vermezken Kılıçdaroğlu’nun sahiplenmesinin de bir amacı var:

Kılıçdaroğlu kitleleri harekete geçirecek bir hikâye arıyor.


Adalet Yürüyüşü’nün hikâyesi toplumda karşılık bulacak meselelerde CHP’nin nasıl da etkileşime girebildiğini gösterdi.

Kılıçdaroğlu yaklaşan seçim takviminde elindeki tüm fırsatları kullanmak istiyor.

Sertleşen dil ile birlikte “Çekilin önümden!” çıkışıyla partililere sınır koymasının tek sebebi de bu...

İstanbul Mitingi’ndeki etkileşim bu süreçte Kılıçdaroğlu’nun ne kadar karşılık bulacağını ve politikasını ne yöne evireceğini de belirleyecek...

Canan Kaftancıoğlu’nun daha fazla sahiplenilmesi durumunda CHP’nin kapatılması isteminin gündeme getirilme ihtimali olduğunu da unutmamak gerekiyor.

Kapanır mı, tabii ki hayır!...

Ama siyasette bazen mağdur hikayesi yazmak için kışkırtmak gerekir...

MERAL AKŞENER POTAYA GİRİYOR

TİP Milletvekili Ahmet Şık’ın “Meral Akşener ve Mansur Yavaş’a oy verecek kadar çaresiz değilim.” çıkışı ile HDP’li Ahmet Türk’ün “Kürtler, Mansur Yavaş’a oy vermez.” açıklaması gözlerden kaçmamalı...

İYİ Parti’nin oy oranının anketlerde yüzde 18’lerde çıkmaya başlaması ile bu açıklamaların oldukça büyük ilişkisi var.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in 19 Mayıs’ta iktidar yolculuğunu başlattığını ilan etmesi anketlerdeki bu yükselişin dile yansıması oldu.

Süreç 2018’de olduğu gibi her adayın bağımsız çıkışana doğru gidiyor.

CHP içerisinde çok tepki alan İmamoğlu’nun İstanbul Mitinginde konuşma almak için parti içerisinde sürdürdüğü yoğun temas sonuç vermiş görünse de İmamoğlu’nun potaya girmesine yardım edecek isim yine Akşener olacak...

Kılıçdaroğlu’nun iyiden iyiye hedefine yerleştirdiği adaylık fikri ile DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın belirgin çıkışları, muhalefet kanadında işlerin daha da karışacağını gösteriyor.

NATO’DA İSVEÇ ve FİNLANDİYA ÇATLAĞI

Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine veto çıkışı özellikle ABD’de çok konuşuldu.

Ülkemizin ikili ilişkilerde tarihin en kötü dönemini yaşadığı ABD’ye karşı ortaya koyabileceği iki önemli kart var: Biri jeopolitik ayrıcalığımız diğeri ise NATO içindeki konumumuz...

Yunanistan’a yapılan silah yığınağı ile birincisine kısmi bir alternatif oluşturulmaya çalışılsa da Boğazlardaki hakimiyetin Türkiye’yi eşsiz bir konumda tutmaya devam ettiği net bir şekilde görülüyor.

Ukrayna’ya saldırı sürecinde İsveç ve Finlandiya’yı NATO üyeliği konusunda tehdit eden Rusya’nın tüm yaptırımlara rağmen devrilememiş olması ile ABD’nin Türkiye’nin güneyinde bir terör devleti kurma hayaline odaklanmasına karşı Türkiye, çıkışıyla Suriye’de Rusya ile yeni bir oyun kurmak istediğini gösteriyor olabilir.

Esed ile görüşerek siyasi bir çözüme ulaşmanın etrafından dolaşacak tek çözüm Rusya ile yol yürünmesinden geçiyor.

ABD’nin Türkiye’ye karşı pozisyon değiştirme ihtimali neredeyse sıfıra yakınken Türkiye’nin NATO’daki vetoyu kaldırmak için anlamlı adımlar görmek istemesi oldukça mantıklı...

Türkiye’nin çekinceleri Finlandiya ve İsveç üzerinden tüm NATO üyelerine “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla!” tadında bir havada gidiyor.

Ama bu zamana kadar gerek PKK gerek FETÖ gerek ise sığınmacılar konusunda yalandan veya oyalamaktan başka bir şey yapmayan Batılıların hangi sözüne güvenilebilir?..



21.05.2022 tarihinde Milat Gazetesi'nde yayımlanan yazıya buradan ulaşabilirsiniz.




2 Nisan 2022 Cumartesi

19 Haziran 2021 Cumartesi

KARAYILAN’I “OĞLU” BİTİRECEK

Türkiye Cumhuriyeti, uzun yıllardır temel sorunlarını çözme iradesi gösteriyor.

Başta Ermeni, Alevi ve Kürt açılımlarıyla ilerletilen bir dizi sürecin bazılarında başarıya ulaşıldı.

Azınlık cemaatlerinin haklarının verilmesi temel sorunlardan birçoğunun çözümünü kolaylaştırırken "Sözde Soykırım" konusunda maalesef yeterli yol alınamadı.

Ergenekon Olayı ile Aleviler ötekileştirildi.

Kürt açılımıyla kanayan bir yaranın kapatılmasına küresel güç dengeleri müsaade etmedi ve süreci baltaladı.

Çok doğal!...

Neticede PKK’nın kontrolünde gerçekleşen büyük bir uyuşturucu trafiği var.

Mafyanın ve tüm illegal yapıların yer aldığı bu düzenden nemalananlar, bu çarkın durmasına olumlu bakmadı.

Farklı farklı ülkelerdeki bazı siyasilerin de bu işten nemalandığı söylentileri PKK’nın hayatta kalmasını gerekli kıldı.

Bunların yanında İsrail’in bölge denklemi ve ABD’nin oyun kurgusunun yanında Yunanistan, Fransa ve Almanya’nın tutumlarını da dışlamamak gerekiyor.

Bahsi geçenlerin ayakçısı FETÖ’nün süreci baltalayan girişimleri başlamadan önce “Acaba bu iş gerçekten de başarılı olacak mı?” sorusu akıllarda yer ediniyordu.

PKK’nın direkt muhatap alınmasından rahatsız olan birçok kişi bu ihtimale karşı bir süre yumruklarını sıkmayı tercih etti.

Süreç son bulup da tekrar silahlar çekilince FETÖ’nün emniyet güçleri ve TSK içindeki kolları ile Türkiye’nin mücadelesi zafiyete uğratıldı.

Sonuçta herkes “Keşke böyle bir yola girilmeseydi” eleştirisini yaptı.

15 Temmuz’dan sonra FETÖ’nün Jandarma, Polis ve Türk Silahlı Kuvvetlerinden büyük ölçüde temizlenmesi PKK ile mücadelede önemli bir yol alınmasını beraberinde getirdi.

İnsansız Hava Aracı (İHA) ile başlayan doğru istihbarat toplama süreci, FETÖ’den arındırılmış güvenlik güçlerinin daha etkili saldırılar düzenlenmesine imkân verince PKK’ya karşı hızlı bir üstünlük kuruldu.

Bir de Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA)’nın bu serüvene katılması Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma ve Polis güçlerinin elini daha da rahatlatacak bir süreci beraberinde getirdi.

4 yıldır hızla gerileyen PKK yapılanması ülke içinde neredeyse bitme noktasına geldi.

Öyle ki 2021 yılı başından bu yana örgüte katılım 20 kişi ile sınırlı kaldı.

Bunların büyük çoğunluğunu da Türkiye dışından katılımlar oluşturdu.

Ayrıca 2021 yılı başından bu yana 80 kişiye ulaşan teslim olan sayısı örgütteki çözülmenin ne boyutta olduğunu açıkça gösteriyor.

Güvenlik kaynaklarıyla yaptığım görüşmede ülkenin her yerinde PKK’ya yönelik ihbarların arttığını ve vatandaşlarımızın PKK’nın ülkenin hiçbir yerinde varlık göstermesine tahammülü olmadığını öğrendim.

Başarılı operasyonlarla sürekli küçülen terör örgütünün içinde kazanların kaynadığını söyleyen İçişlerinin kıdemli personelleri, örgütte çekirdek kadro denilen üst yönetimin örgüt üyeleri tarafından sorgulanır hâle geldiğine vurgu yapıyorlar.

Tam bu aşamada kırmızı kod ile aranan ve örgütün içinde önemli bir yeri olan Özgür Gabar kod adıyla bilinen sözde Botan Eyalet Sorumlusu Fırat Şişman’ın 8 Nisan’daki operasyonla ele geçirilmesi bambaşka bir serüveni başlattı.

Özgür Gabar Kod Adlı Fırat Şişman

Çatışmada yaralanan ve vücuduna 7 kurşun isabet eden Fırat Şişman, öleceğini düşündüğü bir anda Jandarmanın kanıyla hayata döndü.

Gördüğü muamele karşısında şoka uğrayan Şişman 11 yaşından bu yana PKK’nın söylediği yalanları ancak fark etti.

90 günlük bir tedavi süreci sonrasında adli süreç devam ederken PKK içerisinde söylenen yalanları açıkça ortaya döken Şişman’ın açıklamaları Pazar günü Milat Gazetesinde geniş bir şekilde yer bulacak.

Murat Karayılan’ın “oğlum” dediği Fırat Şişman’ın açıklamaları örgütte birçok yeni kopmaya neden olacaktır.

Murat Karayılan

Bu süreci yakından takip etmeye devam edeceğim.

Bir yandan bu açıklamaların HDP’nin kapatılma davasıyla ilişkilendirileceğini şimdiden söylemek işten bile değil.

Bir kısım zevat muhakkak suyu bulandırmak için çabalayacak hatta HDP İzmir İl Binasına yapılan saldırıyla bile bağlantı kuracaktır.


Bunlara itibar edilmemeli.

Çok acayip şeyler olacak...

Detayları paylaşacağım.


19.06.2021 tarihinde Milat Gazetesi'nde yayımlanan yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

29 Mayıs 2021 Cumartesi

DOLAR ARTSA NE OLMAZ! NE ZAMAN UMRUMUZDA OLMAZ?

Dolar bir anda yükselişe geçti.

Hemen başladılar yine...

“Neler oluyor, yoksa yine Türkiye için yeni bir plan mı devreye sokuldu”...

Hayır efendim.

Yok öyle bir şey...



EĞER,

İsrail Başbakanı Netanyahu, “iktidarını korumak için” gaza getirdiği “aşırılık yanlısı Yahudiler” ile başlatılan Filistinli katliamıyla hedeflerine ulaşırken Türkiye’nin öncülük yaptığı “Uluslararası Barış Gücü” çağrısı olumlu sonuçlansaydı...

O zaman olurdu.

EĞER,

Bazı siyasilerden gelen talihsiz benzetmelerle Netanyahu’nun yaptıklarını küçülten ve “birliği bozan tavır” olmasaydı ve tüm ülke tek ses olarak uluslararası kamuoyuna “dış güçleri rahatsız edecek” şekilde çağrıda bulunsaydı...

O zaman olurdu.

EĞER,

Sedat Peker konuşmaya başladığında “İşte şimdi seni yedik Erdoğan” diyenlerin; PKK ve FETÖ’nün bazı söylemlerine sahip çıktığı gibi mafyanın da bazı söylemlerine sahip çıkması sonuç verseydi...

O zaman olurdu.

Sedat Peker

EĞER,

Tüm eleştirilere rağmen ortada sürdürülebilir bir düzen olmasaydı ve vatandaşa sadece ekonomi denilen “kocaman kamyon’un asfaltı” olma görevi verilmiş olsaydı.

O zaman olurdu.

EĞER,

Tüm dünyanın çaresizce bakakaldığı bir dönemde “Aşı olmazsa biteriz” diyenlerin “Biz gönderemedik bari korona göndersin” umutlarını bitirecek aşı anlaşmaları yapılmasaydı...

O zaman olurdu.

DOLAR ARTINCA HİÇ Mİ BİR ŞEY OLMAYACAK?

Olur tabii...

EĞER,

Kısa zamanda turistlerin geleceği bir düzen kurulamaz ve ekonominin sıcaklığı küresel ısınmayı geçerse o zaman vatandaşın istiklâl ruhuna bürünerek “Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım” ruhu kendisini gösterirse...

Bir şey olur.

EĞER,

Risk primleri (CDS) 400’ü geçen 3 ülkeden biri olma durumunu değiştirecek anayasa değişikliğinde uzlaşma zemini bulunmazsa...

Bir şey olur.

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov

EĞER,

Çin ve Rusya, Türkiye’nin  onlara bağımlı olduğunu düşünürse Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un “Kırım’ı Rusya’nın sınırları içinde tanıma tehdidi” sadece bir başlangıç olur ve o zaman...

Bir şey olur.

EĞER,

Geçmişin karanlık dönemlerinde yaşananları Erdoğan’a yüklemek için fırsat kollayanlara bu fırsat verilirse işte o zaman...

Bir şey olur.

DOLARIN HAREKETİNE BAKILMAYACAK GÜNLER GELECEK Mİ?

Sorusunu soranların taşıdıkları umudun varlığı o günlerin en büyük müjdecisi iken;

BİR DE,

Taksim gibi “girilemez” denilen yerlere camii açmak önemli ama  tüm bu camileri açarken bahçesine çocuk parkı koyup içlerine kreş eklemenin farkındalığı da anlaşılırsa o günler gelir.

Taksim Camii açılışı

BİR DE,

Neyin doğru neyin yanlış olduğuna sosyal medyada TT olduğuna göre karar vermek yerine vicdanlarımızı kullanırsak o günler gelir.

BİR DE,

Eğitimin yatırımla taçlandığı bir düzen kurarsak o günler gelir.

BİR DE,

Kahvedeki dostlarla muhabbetli kanka hâlimiz mahalle siyasetine de bulaşırsa o günler gelir.

AMA EN ÖNEMLİSİ

Siyaseti kardeşi kardeşe düşman edecek bir dilden hepimizi kuşatacak bir dile taşımak zorunda olduğumuzu anlarsak işte tam da o zaman o günler gelir.


29.05.2021 tarihinde Milat Gazetesi'nde yayımlanan yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

7 Temmuz 2018 Cumartesi

"YENİ KABİNE"YE ÖNERİLER
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kurulacak “Yeni Kabine”nin üyelerinin “partilerüstü” ve “liyakat” esaslı olacağını söylemesi yeni kabine üyelerinin kimler olacağına dair merakı iyice perçinledi.

Yeni kabine üyeleri sır gibi saklandığı için ortada dolaşan isimlerin hiçbirisinin kesinliği yok.

Meclis’teki aritmetiği düşününce Erdoğan’ın Meclis’ten bir adayı kabineye alacağını düşünmüyordum.

Erdoğan’ın bakanların partilerüstü olacağı açıklaması da bunu tescil etti.

Kamuoyunun merakına bir destek de ben vereyim diyerek, kabinede görünce şaşırmayacağım bazı isimleri paylaşayım: