4 Aralık 2021 Cumartesi

TÜİK OLAYI DEVLETİ YORUYOR

Kanun devletlerinde her şey kurallar şeklinde ortaya koyulur.

Hukuk devletlerinde ise her olay kurallara bağlanamayacağı için olaylar olgulara dayandırılır.

Olgulara göre de kararlar verilir.

Türkiye bir “hukuk devleti” olarak yönetilmekte olduğu için kanunların herhangi bir sınırlayıcılığı olmadığı müddetçe hukuka aykırı iş ve işlemlerden kaçınmak vatandaş ve kamuyu temsil edenlerin ortak yükümlülüğüdür.

16 Kasım 2021 Salı

BU ÖRNEK BİZİ KATLAR

BU ÖRNEK BİZİ KATLAR

Son 150 yıllık dönüşüm, devletlerin kontrol edemeyeceği büyüklükte bir ekonomi oluşmasına neden oldu.

Özellikle 70’lerden sonra hızla yükselen finans ve türev araçlar piyasası buna ön ayak oldu.

Reel piyasalar yani üretimin yapıldığı gözle görülür ekonominin döndüğü piyasalar esas konumdan tali konuma geçti.

Finansal ekonomi, dünyayı şekillendiren bir boyuta ulaştı.

Altın karşılığında para basma ilkesinin son bulmasının getirdiği bu durum, dünya ekonomisini kontrol edilemeyecek boyuta ulaştırdı.

Ekonomiyi kontrol edemeyen devletlerin elinde, bol parayı çekecek güvenli liman oluşturmaktan başka bir şey kalmadı.

Şu an da tam olarak yaşadığımız şey bu.

Yani ekonomimize güveni artırarak yerli yatırımcıların dolara olan ilgisini azaltıp tersdolarizasyon sürecinde başarıyı sağlamak ve yatırımlarla reel büyümeyi artıracak bir seviyeye ulaşmak.

Bu hedeflere ulaşmak için piyasalara güven sağlamanın ne kadar önemli olduğunu anlamamız gerekiyor.

Birlikte “nasıl daha iyiye ulaşabileceğimizi” sormamız ve sorgulamamız şu aşamada olmazsa olmaz bir yaklaşım hâline geldi.

Bunun bir güzel örneği geçtiğimiz gün yaşandı.

TOGG üretimi için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir araya getirdiği babayiğitler, iradelerini sağlam tuttu.

Devlet destek verdi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı projeyi bir an olsun yalnız bırakmadı ve artık ufkun çok daha yakınlarına baktığımız bir döneme geldik.

“Vatandaşın hayalleriyle oynamayı bırakın. Otomobil yapmak, yol yapmaya köprü yapmaya benzemez.” sözleriyle yerli otomobilin yapılamayacağını vurgulayan CHP milletvekili Tahsin Tarhan’ın TOGG’un direksiyonuna geçmesi ise esas devrim oldu dersem sakın şaşırmayın.


Ekonomi güvenle inşa edilir demiştik ya...

İşte o güveni tesis eden yaklaşım tam olarak bu...

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Tahsin Tarhan’ın önceki açıklamaları üzerinden polemik üretmek yerine daha yapıcı bir yolu seçti ve Milletvekili Tarhan’ı TOGG’un direksiyonuna geçmesi konusunda ikna etti.

Bakan Varank, büyüklük gösterdi ve ülkenin güvenine büyük bir katkı sundu.

Ama aynı şeyi CHP Milletvekili Tahsin Tarhan da yaptı.

İsterse inat edebilirdi.

Ama o katılmayı ve görüntü vermeyi tercih etti.

Ülkemizin başaramayacağı hiçbir şey yok.

Bizi biz yapan birlikte oluşumuz.

Eğer esas meselelerde birlikte hareket edebilirsek işte o görüntü tüm dünyaya güven verir.

Yoksa yurtdışındaki bilmem hangi ülkenin bize bir gram faydası olmaz.

Dostlarımızın bize desteği olsa da gerek Türk gerek ise İslâm Dünyası’nda yol açacak devlet olarak Türkiye’nin görülmesi zaten omuzlarımızdaki yükün büyüklüğünü gösteriyor.

Bizim bir olmamız şart.

DÜNYA DEVİ DİZE GELİYOR

Geçtiğimiz gün Danıştay’ın Coca Cola’nın içeriğine ilişkin bir bilirkişi tayin etmesine varan Ethem Öztürk isimli vatandaşın hukuk mücadelesini içeren haberleri hep birlikte okuduk.

Kıvanç duydum.

Türkiye’ye nereden geldiği bilinmeyen, muhtevası hakkında soru bile sorulamayan yağların, tütünlerin satıldığı dönemlerden bugünlere gelmek ancak kıvanç duyulacak bir şey.

Yargımızın da böyle bir karar verebilecek basirete kavuşması ekonomilerde güveni artıracak ikinci unsurun da iyileştiğini gösteriyor.

Çünkü adalete güvenmeyen paranın ülkeye girmesi ancak hayal olur.

Adaletin güçlüyü savunduğu bir düzende ise girişimcilerin ve yeni fikirlerin çıkması mümkün değildir.

Adalet ve güven bize sadece kazandırır.


16.11.2021 tarihinde Milat Gazetesi'nde yayımlanan yazıya buradan ulaşabilirsiniz.






9 Kasım 2021 Salı

ÖLÜM VE İSTİFA MANİPÜLASYONU

2021’in sonuna yaklaşırken çalışanların da işverenlerin de aklında ortak bir soru var:

Asgari ücrete ne kadar zam gelecek?

Mal ve hizmetlerde olağan dışı fiyat artışlarının yaşanmasıyla vatandaşların alım gücünün düşmesi her kesimden insanımızın tepkisini çekiyor.

Halkın buram buram hissettiği bu durum, ekonominin 2021 yılında vatandaşın gündemini belirleyen birinci konu hâline gelmesine neden oldu.

2 Kasım 2021 Salı

TÜRKİYE’NİN KADER ORTAKLIĞI

Almanya, İkinci Dünya Savaşını (İDS) kaybetmesiyle birlikte ağır yaptırımlarla yüzleşti.

Ülke ikiye bölündü yarısı Batı Bloğunun yarısı ise Doğu Bloğunun bir parçası hâline geldi.

Batı Bloğu’nda yer alan Almanya, ABD’nin Avrupa’daki garnizonu haline getirildi.

23 Ekim 2021 Cumartesi

TÜRKİYE’YE KARŞI HAZIRLIK MI VAR?

Türkiye yine yoğun bir haftayı geride bıraktı.

İçeride ve dışarıda birçok gelişme meydana geldi.

Bu hafta yaşanan en önemli gelişme ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Afrika çıkartması oldu.

11 Eylül 2021 Cumartesi

HDP İTTİFAKLARLA “OY”NUYOR

2023 yılına yaklaştıkça siyasettin stresi de artıyor.

Birileri her geçen gün ittifaklar kuruyor, erken seçim tarihleri belirleyen kulis bilgisi yazıyor.

Kulislerde dolaşan birçok bilginin aslı astarı yok.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aday olmayacağını söyleyenler ile HDP’ye muhtaç olduğunu söyleyenler bilerek ya da bilmeyerek birilerinin oyununa alet oluyor.

Ekonominin vatandaşa getirdiği zorluğu siyaseten yönetemeyenler, sorunları bir yumak haline getirip Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sırtına yüklüyor.

Büyürken, gelişirken iyi; krizlerle baş edince iyi ama işler zora girince, dost bilinenlerin nasıl da “kardeş eti” yediğini görseniz şaşarsınız.

Liderinin yüzüne konuşamayanların arkadan nasıl da iş çevirdiğini bir bilseniz şaşarsınız.

Erdoğan, yılların yorgunluğunu sırtında taşıyor.

Sağına soluna baktığı zaman da ilk yola çıktıklarından kimseyi göremiyor.

Bunun Erdoğan’ın suçu olduğunu söyleyenler olsa da Erdoğan’ın karizmatik kişiliğinden nemalananların sürekli pohpohlanma arzusunda olması ise kimsenin dikkatini çekmiyor.

Son haftalarda Erdoğan’ın iktidarı CHP’ye  devretmemek için HDP ile bile görüştüğü söylendi.

Hâlbuki olay öyle değil.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’de görevlendirilen beş kişilik bir ekibin MHP’den gelen anayasa teklifini değerlendirdiğini açıklamıştı.

“Gönül ister ki toplumsal uzlaşı ile yeni bir anayasa yapalım.

Olursa olur olmazsa Cumhur İttifakı olarak kendimiz yeni bir anayasa çıkarırız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın işte “uzlaşı” arayışı bu yaşananlar...

Talimatlar verildi.

Sessiz bir şekilde yol gidiliyor.

Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi (CHS)’ni değiştirmeyi kafasına koyan muhalefet kanadını da memnun edecek bir değişiklik şu an siyasette yaşanan gerilimi tamamen bitirecektir.

HDP’nin oylarını anayasa değişikliği için değil de erken seçim için bir zorunluluk olarak gösterenler aslında Türkiye’nin yaşadıklarını tam olarak okuyamıyorlar.

Süreci kavramak yoğun bir dikkat gerektiriyor.

HDP’nin kapatılmasının hiçbir anlamı yok.

Bu tehdit ile masaya oturtmanın da hiçbir anlamı yok.

HDP’nin AK Parti ile anlaşsa bile seçmenine bunu anlatması da mümkün değil.

O zaman konuşulacak tek şey anayasa değişikliği olacaktır.

“Yetmez ama evet” düşüncesinde bir anayasa hazırlığı birincil öncelik durumunda.

CHS’nin ayakta kalması ülkede istikrarın korunması için çok önemli.

HDP bu talebi gördüğü için Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın “HDP ortak aday çıkarılması fikrine açıktır ama isimleri şimdi tartışmayalım. Önce ilkeler ve seçim güvenliği konuşulmalı.” açıklamasıyla şifreleri verdi.


HDP Eş Başkanı Mithat Sancar

HDP, Cumhurbaşkanlığı sisteminin belli şartlarda ayakta kalmasına razı...

Ama hangi şartlar?

MAALESEF YİNE BÜROKRASİ KAZANDI

CHS ile gelen "iki dönem şartı" aslında "Türk demokrasisi için büyük bir reform".

Eğer bir değişiklik olmaz ise bir daha Recep Tayyip Erdoğan gibi 20 sene bilfiil ülkenin tek elden yönetilemeyeceği anlaşılıyor.

Muhalefet kanadı ise sanki bir yirmi yıl yönetecekmiş gibi hemen sistemi kaldırmanın derdinde.

Aslında dertleri uzun yönetim değil.

Küçük yönetimleri ile meşru alanlar açmak.

Eski koalisyon sistemlerindeki “az olanın değerli olduğu” zamanları özlüyorlar.

Peki ama bunun ülkeye ne faydası var?

Koalisyonlar; tam demokratik, çoğulcu siyasi sistemlerde ve buna uygun toplumlarda uygulanabilecek en akılcı sistem.

Eğri oturalım, doğru konuşalım:

Türkiye bu şartları ne kadar sağlıyor.

Bizim siyasetçilerimiz ayakları yere basmayan vaatlerle koltuğa oturup sonrasında bürokratların getirdiği evrakları imzalamak üzerine bir siyaset yapıyorlar.

CHS aslında bu bürokratik oligarşiyi büyük oranda yıktı ama başka bir bürokrasi gücü meydana getirdi.

Artık etrafını siyasilerden ziyade bürokratların sardığı bir Cumhurbaşkanı var.

Eski sistemde bürokrasiyi dengeleyen siyaset vardı ama yeni sistemde yöneticinin bu sarılmış hâli başka bir sorunu beraberinde getiriyor.

Bu soruna çözüm, MHP’nin yeni anayasa teklifinde yer alan seçimle gelen Cumhurbaşkanı Yardımcıları önerisiyle gelecektir.

Cumhurbaşkanı etrafındaki bürokrasiye hapsedilmeyecek ve siyasi teması devam edecek.

Gelen bilgiler de AK Parti’nin MHP’nin teklifini büyük ölçüde kabul edeceği yönünde görünüyor.

Anlaşılan 2021’in son ayları çok sıcak geçecek.


11.09.2021 tarihinde Milat Gazetesi'nde yayımlanan yazıya buradan ulaşabilirsiniz.