25 Ekim 2022 Salı

EKONOMİK DEVRİM NASIL OLUR?

Ekonomilerin gelişmesinin altında yatan itici güç her zaman için Araştırma Geliştirme yani ARGE yatırımlarıdır.

ARGE’ye yapılan yatırımdaki artış, dünya ekonomisinden alınmak istenen payın daha yüksek olmasının arzulandığı sonucunu doğurur.

Devletin ARGE'de devrim yapması veya tüm ARGE’nin devlet tarafından yapılması beklenmez.

Zira devlet, bu alanda yaptığı yatırımlar ile bir süreç yürüttüğünde; çokça harcanan para ama ortaya çıkmayan ürünler gerçeğine savrulup kalır.

ARGE konusundan kabaca söylemek gerekirse ya Stalin gibi "gaddar" ya Güney Kore gibi "darbeci" ya da Batılılar gibi "kâr merkezli" bir sistem kurmak zorundasınız.

12 Temmuz 2022 Salı

GİTMEKTEN BAŞKA ÇÖZÜM

Pandemiyle birlikte bozulan ekonomik göstergelerin artık düzelmeyeceğine olan inanç, birçok gencin ülkeyi terk etme kararı alması sonucunu beraberinde getirdi.

Genç işsizler arasında pay almak yerine başka diyarlarda yeni bir kader arayanlara alternatif sunamamanın getirdiği o kahredici durumu içinde yaşayan bir avuç insan dışında bu konuya içerlenen de olmadı.

Ama konu ne zaman ki doktorlara, askeri teknoloji geliştiren mühendislere geldi, işte o zaman işler değişti.

Savunma sanayi konusunda son altı yıldır hiçbir şeyden geri durulmayarak her türlü teşvik verildi.

Dolar/TL dengesinin bozulmasından önce gerek ASELSAN gerek ise savunma sanayinin özel sektör ayağında stratejik projelerde yer alan beyinlere yurtdışından gelen sözde yüksek maaşlı davetlerle ülkemizin askeri yükselişine ket vurulmaya çalışıldı.

Hemen gereken tedbirler alındı ve maaş skalası düzeltildi.



Bunun iyi şeyler hanesine yazıldığını savunma sanayi projelerinin hızla devam etmesinden ve ardı ardına envantere katılan yeni silahlardan anlayabiliyoruz.

23 Nisan 2022 Cumartesi

DEBELENME SİYASETİ

Kıştan bahara geçilmesiyle birlikte yaşanan hava değişimleri toplumun da havasını değiştirdi.

Hava değişimlerinin getirdiği hastalıktan kırılan narin bedenleri saymazsak iki yıldır süren zorlu pandemi sürecinin gayrı resmi bir şekilde son bulduğu gerçeği halet-i ruhiyemize yansıdı.

Maskeyi, mesafeyi ayarlama zorunluluğunun getirdiği o otonom sosyalleşme hâlini hemencecik üzerimizden atasımız varmış ki el sıkışmaları bile çarçabuk normalleştirdik.

Yaşananlar gösteriyor ki insanlık ne çok mutluluğu ne de çok üzüntüyü kaldıramıyor.