20 Ağustos 2022 Cumartesi

BİTMEYEN VALS POLİTİKASI

Rusya’yı caydırmak için uygulanan yaptırımların hiçbir işe yaramadığı ortadayken naralar atmaya devam eden Avrupa’nın önde gelen devletleri, hâlâ açıktan sanki başarılı olmuşçasına sallıyorlar da sallıyorlar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres ile birlikte Ukrayna’da Zelenskiy ile bir araya gelebilirken bir yandan da işgali kınayıp, BAYRAKTAR SİHA’ları satıyor.

Başka bir yandan da Rusya’ya uygulanan yaptırıma katılmayıp daha ötesine geçerek S400 alımı konusunda yeni anlaşmalar yapıyor.

13 Ağustos 2022 Cumartesi

SIRA SATRANÇ'TAKİ SON KALEYE GELDİ

Azez’de yakılan Türk bayrağı, ABD’nin Irak’a girerek orayı bataklığa çevirmesi sonrasında gündeme gelen görüntüleri anımsattı.

Türkiye’nin Amerika’dan farkı, gittiği yeri sömürmesi değil ihya etmesidir.

Türkleri, "suçlu" gösteren ve iki millet arasına "nifak tohumları" serpmeye çalışanların gündeme sokmaya çalıştığı kaos tablosu çok iyi analiz edilmeli.

Sürece bir bakalım.

21 Mayıs 2022 Cumartesi

GELİNİM SEN ANLA OYUNU

İnanılmaz bir haftayı daha geride bıraktık.

Külliye’de ardı ardına gerçekleşen önemli ziyaretlerden NATO’yu hareketlendiren çıkışa ve iç politikada keskin dönemeçlere kadar birçok olayı yine bir haftaya sıkıştırabildik.

Her bir olayın arkasında uzun uzadıya gündeme getirilecek meseleler var.

Analiz üstüne analiz yapmamız gerekir.

Bu sütunların yetersizliği yine potpuri yapmamıza neden olacak.

CANAN KAFTANCIOĞLU ve İSTANBUL MİTİNGİ

Canan Kaftancıoğlu’nun hukukumuza göre "suçlu" olduğu delilleriyle ispatlanmış ve hüküm altına alınmış durumda...

“Emsal olaylar var, onlara neden yargılama yapılmıyor?” diye soranlar oluyor.

Efendim, itirazı olan için yargı yolu açık, buyursunlar emsal gösterip dava açsınlar.

AK ile KARA belli olsun...

“Canan bizimdir!..” diyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun mitingi Bursa’dan İstanbul’a alması olayını da çok iyi değerlendirmek gerekiyor.

HDP’lilerin yaptıklarından ötürü HDP’nin kapatılmasıyla ilgili bir gündem, sessizce orada bir yerde beklerken Canan Kaftancıoğlu’nun HDP’nin kapatılması istemine konu edilecek suçlardan son anda Yargıtay kararıyla kurtulması oldukça dikkate değer bir konu...

Buna rağmen suçluluğu tescil edilen Canan Kaftancıoğlu’na parti içerisinde neredeyse hiç kimse destek vermezken Kılıçdaroğlu’nun sahiplenmesinin de bir amacı var:

Kılıçdaroğlu kitleleri harekete geçirecek bir hikâye arıyor.


Adalet Yürüyüşü’nün hikâyesi toplumda karşılık bulacak meselelerde CHP’nin nasıl da etkileşime girebildiğini gösterdi.

Kılıçdaroğlu yaklaşan seçim takviminde elindeki tüm fırsatları kullanmak istiyor.

Sertleşen dil ile birlikte “Çekilin önümden!” çıkışıyla partililere sınır koymasının tek sebebi de bu...

İstanbul Mitingi’ndeki etkileşim bu süreçte Kılıçdaroğlu’nun ne kadar karşılık bulacağını ve politikasını ne yöne evireceğini de belirleyecek...

Canan Kaftancıoğlu’nun daha fazla sahiplenilmesi durumunda CHP’nin kapatılması isteminin gündeme getirilme ihtimali olduğunu da unutmamak gerekiyor.

Kapanır mı, tabii ki hayır!...

Ama siyasette bazen mağdur hikayesi yazmak için kışkırtmak gerekir...

MERAL AKŞENER POTAYA GİRİYOR

TİP Milletvekili Ahmet Şık’ın “Meral Akşener ve Mansur Yavaş’a oy verecek kadar çaresiz değilim.” çıkışı ile HDP’li Ahmet Türk’ün “Kürtler, Mansur Yavaş’a oy vermez.” açıklaması gözlerden kaçmamalı...

İYİ Parti’nin oy oranının anketlerde yüzde 18’lerde çıkmaya başlaması ile bu açıklamaların oldukça büyük ilişkisi var.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in 19 Mayıs’ta iktidar yolculuğunu başlattığını ilan etmesi anketlerdeki bu yükselişin dile yansıması oldu.

Süreç 2018’de olduğu gibi her adayın bağımsız çıkışana doğru gidiyor.

CHP içerisinde çok tepki alan İmamoğlu’nun İstanbul Mitinginde konuşma almak için parti içerisinde sürdürdüğü yoğun temas sonuç vermiş görünse de İmamoğlu’nun potaya girmesine yardım edecek isim yine Akşener olacak...

Kılıçdaroğlu’nun iyiden iyiye hedefine yerleştirdiği adaylık fikri ile DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın belirgin çıkışları, muhalefet kanadında işlerin daha da karışacağını gösteriyor.

NATO’DA İSVEÇ ve FİNLANDİYA ÇATLAĞI

Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine veto çıkışı özellikle ABD’de çok konuşuldu.

Ülkemizin ikili ilişkilerde tarihin en kötü dönemini yaşadığı ABD’ye karşı ortaya koyabileceği iki önemli kart var: Biri jeopolitik ayrıcalığımız diğeri ise NATO içindeki konumumuz...

Yunanistan’a yapılan silah yığınağı ile birincisine kısmi bir alternatif oluşturulmaya çalışılsa da Boğazlardaki hakimiyetin Türkiye’yi eşsiz bir konumda tutmaya devam ettiği net bir şekilde görülüyor.

Ukrayna’ya saldırı sürecinde İsveç ve Finlandiya’yı NATO üyeliği konusunda tehdit eden Rusya’nın tüm yaptırımlara rağmen devrilememiş olması ile ABD’nin Türkiye’nin güneyinde bir terör devleti kurma hayaline odaklanmasına karşı Türkiye, çıkışıyla Suriye’de Rusya ile yeni bir oyun kurmak istediğini gösteriyor olabilir.

Esed ile görüşerek siyasi bir çözüme ulaşmanın etrafından dolaşacak tek çözüm Rusya ile yol yürünmesinden geçiyor.

ABD’nin Türkiye’ye karşı pozisyon değiştirme ihtimali neredeyse sıfıra yakınken Türkiye’nin NATO’daki vetoyu kaldırmak için anlamlı adımlar görmek istemesi oldukça mantıklı...

Türkiye’nin çekinceleri Finlandiya ve İsveç üzerinden tüm NATO üyelerine “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla!” tadında bir havada gidiyor.

Ama bu zamana kadar gerek PKK gerek FETÖ gerek ise sığınmacılar konusunda yalandan veya oyalamaktan başka bir şey yapmayan Batılıların hangi sözüne güvenilebilir?..



21.05.2022 tarihinde Milat Gazetesi'nde yayımlanan yazıya buradan ulaşabilirsiniz.




7 Mayıs 2022 Cumartesi

SURİYELİLERİ "BİR" GÖRME YANLIŞI

Birkaç aydır yükselen yabancı düşmanlığı dalgasının "arkasındaki dinamikler" çok iyi anlaşılmalı.

Fizikteki temel kaidelerden biri her maddenin bir esneme noktası olduğu gerçeğidir.

Eğer maddeyi o noktadan daha fazla bir kuvvete tabi tutarsanız madde kırılır.

Sosyal doku da böyledir.

Eğer sosyolojik gerçeklerden uzak kalınırsa o zaman toplum da bir yerde kırılır.

İşte birkaç aydır bu kırılmayı yaşıyoruz.

8 Kasım 2021 Pazartesi

TEL RIFAT BİRKAÇ SAATE KONTROL ALTINA ALINIR

PYD, RUSYA’YA YANAŞMAYA BAŞLADI

Türkiye’nin Tel Rıfat konusundaki ciddiyetinden korkan PYD’nin ABD’nin bölgeden çekilme ihtimaline karşı Rusya’ya sığındığını ve Esed ile masaya oturduğunu belirten Suriye Milli Ordusu (SMO) Özel Kuvvetler Komutanı Yarbay Abdunnasır Ebu Celâl, PYD’nin ABD’nin boş bıraktığı alanlara Rus bayrağı çekmeye başladığını söyledi.

SMO: TEL RIFAT BİRKAÇ SAATE ALINIR

TSK ve SMO’nun operasyonel gücünün PYD’yi korkuttuğunu belirten Ebu Celâl, harekât için hazır olunduğunu söyleyerek, “Tel Rıfat’ı birkaç saate kontrol altına alırız” dedi.

SÜLEYMANÎ ÖLÜNCE BİRBİRLERİNE DÜŞTÜLER

İran’ın Kudüs Gücü Komutanı General Kâsım Süleymanî’nin ABD operasyonu ile öldürülmesi sonrasında Suriye’deki İranlı güçlerin kendi aralarında ayrılığa düştüğünü kaydeden Ebu Celâl, bölgedeki güçlerin komuta kademesini ve finansal desteklerini çok iyi bildiklerini ve istihbarat olarak hazırlık içinde olduklarını söyledi.

Suriye Milli Ordusu (SMO) Özel Kuvvetler Komutanı Yarbay Abdunnasır Ebu Celâl, Milat Gazetesi Ankara Temsilcimiz Neşat Gündoğdu’ya sahadaki askeri durumu anlattı. Yaklaşan Tel Rıfat operasyonuna ilişkin bilgiler verdi.

Suriye Milli Ordusu (SMO) Özel Kuvvetler Komutanı Yarbay Abdunnasır Ebu Celâl, Türkiye’nin Tel Rıfat konusundaki ısrarı nedeniyle PKK-PYD-YPG güçlerinin Esed ile masaya oturduğunu ve bazı bölgelerin kontrolünün dahi bırakılarak Türkiye ile karşı karşı gelmekten kurtulmaya çalışıldığını söyledi. Ebu Celâl, TSK tarafından başlatılacak bir operasyonla Tel Rıfat’ın birkaç saat içinde kontrol altına alınabileceğine değinerek SMO ve TSK arasındaki doku uyumunun tam olduğunun altını çizdi.

Günde 9 bombalama oluyor

Esed Rejimi ve destekçilerinin insan haklarını umursamadan sivillere saldırdığını belirten Ebu Celâl, “Uluslararası anlaşmalarda yasaklanan misket, vakum ve varil bombalarının kullanımı devam ediyor. Günde 9’a kadar çıkan hava bombardımanlarında bir okul ve hastanelerin hedef alınması birçok masum sivilin hayatına mâl oluyor.” ifadelerini kullandı.

SMO’nun istihbarat gücü etkili

Suriye istihbaratından çok sayıda kişinin kendilerine katıldığı kaydeden Ebu Celâl, “Kâsım Süleymanî sonrasında İranlı gruplara kimlerin destek verdiğini çok iyi biliyoruz. Yurtdışında operasyonel gücümüz var. El Muhaberat dâhil Suriye’deki her yerde güçlü istihbarat kaynaklarımız var. İran, Kâsım Süleymanî’nin yerine Muzaffer Vahidi’yi görevlendirdi. İran destekli güçlerin yönetim ve lojistik desteğinde değişim oldu. İran’ın Halep ve Şam’daki kollarını da biliyoruz.” şeklinde konuştu.

Muhalifler ölümüne savaşıyor

Çatışmaların ölümüne yapıldığını asla geri çekilme olmadığını dile getiren Ebu Celâl, “Çatışmalar alan hakimiyeti sağlanana kadar devam ediyor. Rus uçaklarından gelen bombalamalar sonrasında ağır yaralılar olabiliyor. Bunların çoğunun uzuvları kesiliyor. İyileştikten sonra tekrar savaşmak istiyorlar ama geri hizmette çalışmaları için onları zor ikna ediyoruz. Dünyadaki engelli insan ortalaması yüzde 10, Suriye’de ise bu oran yüzde 25’e yaklaşmış durumda.” ifadelerini kullandı.

PYD Rus bayrakları çekiyor

Türkiye’nin Tel Rıfat’a operasyon yapma konusundaki ciddiyetinin PYD-YPG-PKK’yi korkuttuğunu dile getiren Ebu Celâl, “PYD 50 bin askeri olmasına rağmen Araplardan zorla askere alarak sayıyı artırmaya çalışıyor. ABD’nin bölgeden çıkacağına dair haberler de gelmeye başlayınca PYD’nin Ruslarla anlaş yapmaya çabaladığı ve Esed ile masaya oturduğu bilgisini aldık. ABD’nin olmadığı yerlerde Rus bayrakları dalgalanmaya başladı. Tel Rıfat’a bir saldırı olmasın diye Ruslarla daha fazla yakınlaşmaya başladılar. PYD, Esed Rejimi ile bir anlaşma yaparak çıkma durumuna geldi. Tel Rıfat köy gibi bir yer eğer bir operasyon olursa birkaç saat içinde kontrol altına alınır.” dedi.

Süleymanî ölünce İran güçleri birbirine girdi

Ebu Celâl, ABD’nin İran Devrim Muhafızları Ordusuna bağlı Kudüs Gücü Komutanı General Kâsım Süleymanî’nin ABD operasyonuyla öldürülmesi sonrasında Suriye’deki İran güçleri arasında anlaşmazlıklar çıktığına değinerek, “Afgan ve Hizbullah’ın yanında Kâsım Süleymanî’nin 4.Tümen’inden katılanlarla birlikte 80 bin kişiden oluşan İran güçleri, Süleymanî’nin ölümünden sonra ev ve alan paylaşımında anlaşmazlıklar yaşamaya başladı. Bazı durumlarda kendi aralarında ufak çaplı çatışmalar çıktığı da oluyor. Bu güçler çok acımasız operasyonlar yapıyorlar. Humus’ta nehrin üstünün insan bedenleriyle örtüldüğü El  Nehir katliamında Kâsım Süleymanî’nin imzası var. Sivillere karşı gerçekleştirilen tüm sivil katliamların sorumlularını tek tek biliyoruz. Bunların hepsi uluslararası kamuoyuna hesap verecek.” diye konuştu.


MİLAT GAZETESİ'nde yayımlanan röportaja buradan ulaşabilirsiniz.







25 Eylül 2021 Cumartesi

DEĞERLİ YALNIZLIĞI BİTİRECEK FIRSAT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler’in 76.Genel Kurul açılışındaki Liderler Zirvesi'nde konuşma yapmak için gittiği ABD’den döndü.

Orada yaptığı açıklamaların büyük çoğunluğu Türkiye’nin “iç gündemine” yönelikti.

ABD’den ayrılmadan önce yaptığı açıklamalar ise Türkiye’nin “dış politikasına” ilişkin konulardan oluştu.