Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kurulacak “Yeni Kabine”nin
üyelerinin “partilerüstü” ve “liyakat” esaslı olacağını söylemesi
yeni kabine üyelerinin kimler olacağına dair merakı iyice perçinledi.
Yeni kabine üyeleri sır gibi saklandığı için ortada dolaşan isimlerin
hiçbirisinin kesinliği yok.
Meclis’teki aritmetiği düşününce Erdoğan’ın Meclis’ten bir adayı
kabineye alacağını düşünmüyordum.
Erdoğan’ın bakanların partilerüstü olacağı açıklaması da bunu tescil etti.
Kamuoyunun merakına bir destek de ben vereyim diyerek, kabinede görünce
şaşırmayacağım bazı isimleri paylaşayım:
-Adalet Bakanlığı’na Kamu
Denetçiliği Kurumu Başdenetçisi Şeref
Malkoç.
Malkoç, HAS Parti çizgisinden gelen bir siyasetçi olarak bürokratik
duruşunu iyi ayarladı. Aynı zamanda Cumhurbaşkanı eski Başdanışmanlığı görevinde
bulundu ve Kamu Denetçiliği Kurumu’nu da çok ileriye taşıdı.
-Dışişlerinde devamlılık esas olduğu için en son BM Daimi Büyükelçiliği
görevine atanan dışişlerinin deneyimli ismi Feridun Sinirlioğlu, Dışişleri
Bakanı olarak en iyi aday…
-MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın
adı İçişleri Bakanlığı için geçiyor.
Birleşen kurulları ve entegre yapıları düşününce bakanlığın dönüşümünde
etkili bir isim olabilir.
-Milli Savunma Bakanlığı için
eski bir “komutana” görev gelebilir.
-Milli Eğitim Bakanı olarak Bakanlığın beyni Müsteşar Yusuf
Tekin’den başka bir isim düşünülemez.
-Sağlık Bakanlığı’na Milliyetçi bir isim uygun olabilir.
-Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığı için en iyi aday bu stratejik bakanlığın yapısını iyi bilen, özel
sektör tecrübesi olan ve Erdoğan’ın yol arkadaşları arasında da yer alan
Bakanlık Müsteşarı Fatih Dönmez…
-Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı
için en iyi aday, eski bakanlığı ve icraatları iyi bilen ve Başbakan Binali
Yıldırım ile aynı eğitimi almış Bakanlık Müsteşarı Suat Hayri AKA…
-Çevre ve Şehircilik, Tarım ve
Orman, Kültür ve Turizm Bakanlıklarına siyaseten farklı düşüncelerde
olanlar gelebilir.
-Hazine ve Maliye Bakanlığı’na Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya iyi bir aday,
özellikle piyasa şartlarını sağlama noktasında çok iyi bir tercih olabilir.
-Ticaret Bakanlığı için en
iyi aday DEİK Başkanı Nail Olpak
olur.
-Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ise
THY eski Yönetim Kurulu Başkanı Temel
Kotil liderliğinde büyük bir ivme kazanır.
Kenan Sofuoğlu’nun Lamborghini ile Meclis’e gelmesi olay oldu.
Ama şöyle bir düşününce Meclis’teki araçların da Lamborghini’den pek aşağı
kalır yanı yok!..
Ama ben Sofuoğlu’nun yarış motoru ile gelmesini tercih ederdim.
Kimliğini koruyacağı iddiasında bulunur, tecrübeli olduğu alanda
çalışacağını daha iyi anlatamaz.
Gençlerin açık hesabı
Televizyon ekranlarında izlediğimiz yarışmalarda yarışan oyunculara
koçluk yapan “Beste Bereket”
Milliyet Gazetesi’ne bir röportaj vermiş.
Bereket; “Hepimiz yıldız olma
derdine düşmüşüz. Ya ‘en’ ya ‘ilk’ olma durumunda kalıyoruz. Bu vahşice. Oysa yaşadığımız, yaşattığımız
duygular önemli” şeklinde samimi
açıklamalarda bulunmuş.
Sektörün içerisinden bir gözle önemli bir özeleştiri yapan Beste Hanım’ı bu sözleri söyleme “cesareti”nde bulunduğu için tebrik ediyorum.
Gençlerimizin çalışarak, bir emek ortaya koyarak kariyer inşa etmek
yerine popüler kültürün sürekli beslediği bir yola girmesi ülkemiz için büyük
bir kayıp!
Genç beyinlerin şöhrete kavuşma arzularını TV programları ile sağlamaları yerine,
“Aziz Sancar” gibi çok çalışarak insanlığı ve ülkemizi daha da ileri götürecek
alanları tercih etmelerini özendirmek hepimizin boynumuzun borcu…
Eğitim sisteminin bir an önce bu işleri bu noktaya getirmesi gerekiyor.
Aksi halde ülkede “başarı
hikâyesi” yazacak zihniyet kalmayacak.
Büyük Atılım - Büyük Sorun
TÜBİTAK BİLGEM’de geliştirilen yerli
ve milli lazer silahı “IŞIN-ARMOL”
ile 22 milimetre kalınlığında çelik bir zırhı delmiş.
Kardeş Pakistan’daki 4 korvet yapımı ihalesini de aldığımız haberleri gelince keyifler iyice arttı.
Bu iyi haberler bir şeyin göstergesi:
Rahmetli Erbakan Hoca Meclis’te “hayalci” olduğu
eleştirilerine cevap verirken “Hayal kurmak çok kıymetli bir şey, çünkü hayal
etmeden hiçbir şey yapılamaz. Bunu ben çok kıymetli bir meziyet olarak
biliyorum” demişti.
İşte o hayallerin sonucu olarak bugün Türkiye’nin silah sanayisindeki “başarısı” katlanarak büyüyor.
Daha da ilerilere gidecek inşallah…
Gitmek zorunda çünkü Türkiye’nin bir “medeniyet tahayyülü” var.
Tarihin yükü sırtında…
Küresel kapitalist sistemin sömürdüğü “gönül
coğrafyamızdaki” her bir parça için bu çok gerekli…
FETÖ'ye göz açtırılmıyor
Yeni hükûmet sistemine geçmeden önce hain terör örgütü FETÖ’nün
yapılanmasını çökertmeye yönelik atılan adımlar daha da hızlandı.
Ankesörlü telefon ile konuşan birçok kripto üye yakalanıyor.
Gerçekleştirilen operasyonlar, yeni hükûmet sisteminde de Türkiye’nin
güçlenmesine karşı çalışan tüm zararlı yapılarla mücadelenin tam gaz devam
edeceği sinyallerini veriyor.
Bu durum FETÖ ile mücadele konusundaki kararlılığın aynen devam
edeceğini gösteriyor.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Münbiç’i teröristler terk ettikten sonrasında sıra Fırat’ın batısına geçecek, açıklamasını yaptı.
Türkiye’nin “görünen, görünmeyen”
tüm düşmanları ile mücadelesi “kayıtsız
şartsız” sürecek.
Türkiye, aleyhine gerçekleştirilen hiçbir olaya “kayıtsız” kalmıyor.
Teröre karşı girişilen mücadelelerden rahatsız olanların yıldırmak için çektiği
operasyonlara karşı halkın direnmesi ve
devletinin yanında olması ile bu mücadele mümkün oluyor.
Bir Cuma klasiği
Daha önce eski Cumhurbaşkanı
Abdullah Gül’ün “Cuma Namazı” çıkışı
açıklamaları bekleniyordu.
Hatta bu alışkanlık haline getirilmişti.
Seçim kampanyası döneminde Cuma Namazını eda ederken görülen eski Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce’de Sayın Gül’ün bıraktığı bu âdeti
sahiplenmiş görünüyor.
Her şey bir “Cuma” ile bitip
bir “Cuma” ile başlıyor anlaşılan…
07.07.2018 tarihinde MİLAT GAZETESİ'nde yayımlanan yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

0 yorum:
Yorumunuz kısa zamanda yayımlanacaktır.
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.