Türkiye’de demokratik seçimlerin yapıldığı ilk andan itibaren, tarihinde ilk kez yapılacak ikinci tur seçiminin, sosyolojik olarak yansımasının nasıl olacağı tam bir muamma!..
Siyasiler şimdiden kulislerde, "ikinci tur seçiminin gereksiz olduğu, ve bu işi ilk turda bitirecek şekilde yeniden bir düzenleme yapılması gerektiği" fikrini dillendirmeye başladılar bile...
Eğer Erdoğan seçimi kazanacak olursa, sonraki dönem sistem tartışmalarına bu
maddeyi de ekleyebiliriz.
Eğer Kılıçdaroğlu kazanırsa, onların tercihi Güçlendirilmiş Parlamenter
Sistem’den yana olduğu için, o zaman da Meclis’teki aritmetikte AK Parti’nin
desteği konusu gündeme gelecek...
Erdoğan kazanırsa Cumhur İttifakı’nın Meclis’teki çoğunluğu da alması nedeniyle, ekonomi başta olmak üzere, yaşanması muhtemel sorunlara ilişkin ön alıcı yaklaşımları izleyeceğiz.
Yaşanacak sorunlarda muhalefetin suçlanması gündeme bile gelemeyecek, zira seçimden sonra muhalefetin kurultay ve kongreler süreciyle tamamen bir değişim havasına girmesi bekleniyor.
Her koşulda, Türkiye için çok hızlı davranılması gereken yaz ayları karşımızda duruyor.
Bakalım ne olacak?..
GERİ KABUL DEĞİŞMELİ
Mülteci, sığınmacı, geçici koruma statüsü ve göçmen olarak farklı
adlandırmalara sahip, turist olmayan yabancıların geleceğini belirleyecek bir
seçim ile karşı karşıyayız.
Bu zamana kadar Ensar-Muhacir söylemi ile AK Parti’nin taşıdığı milyonlar, artık ekonomik yoksunluktan kaynaklı bir "yük" olarak görülüyor.
Bu da, kaçınılmaz olarak, tüm siyasi partilerin, bir sığınmacı politikası
üretmesi konusunda baskı altında kalması sonucunu beraberinde getiriyor.
Uluslararası hukuka göre mülteciyi, sığınmacıyı geri göndermek mümkün değil.
Avrupa, bu yükten kurtulmak için Türkiye ile Geri Kabul Anlaşması yaptı.
Yani, Türkiye’ye havuç gösterildi.
Şimdi, geldiğimiz noktada, elinde "havuç resmi" olan Türkiye’nin, mülteci
meselesini iç kamuoyunda çözmeye çalıştığı, hatta Esad ile görüşme noktasına
gelmesine rağmen, dış politikada da iyice sıkıştığı bir seviyeye ulaştığını müşahede ediyoruz.
Politikada bir değişim şart!..
Tuzu en kuru olandan başlamak gerek...
Avrupa’nın, derdi sırtlanması için siyasi adımlar şart...
Kim kazanırsa kazansın çözüm için Avrupa’nın kapısını çalacak, ve belki 2023
yılı bitmeden, Erdoğan ile Esad’ın aynı masaya oturacağına bile şahit
olabileceğiz.
Siyaseten bu sürecin kazananının Ümit Özdağ olduğu kesin...
Toplumsal tepkiyi arkasına alarak Kılıçdaroğlu’na sağladığı desteğin karşılık bulma ihtimali, siyaseti etkileyecek.
İçişleri Bakanlığı için kamuoyu önünde zorladığı Kılıçdaroğlu’nun, hem Yeşil
Sol Parti, hem de İYİ Parti ile yürüttüğü dengeyi sürdürmesi, ipteki cambazın
çabasına benziyor.
Tüm bu hengamede şu bir gerçek ki; Kılıçdaroğlu için Temel Karamollaoğlu
mütedeyyin kesim üzerinde meşruiyet kazandırdıysa, Ümit Özdağ da benzer bir
meşruiyeti milliyetçi kesim üzerinde sağladı.
Kılıçdaroğlu’nun "terör ile işbirliği yaptığı" eleştirilerinin gündemden bir
anda düşmesi bile bunu açıkça gösteriyor.
BABALA TV
Oğuzhan Uğur’un BABALA TV YouTube kanalını uzun zamandır takip ediyorum.
Seveni var söveni var...
Ama şu bir gerçek ki, vatandaş tarafından izleniyor.
Muharrem İnce’nin oradaki yayını sonrasında oylarını yükseltmeye başlaması
ile, yine orada çıktığı ikinci bir yayında oylarını düşürmeye başlaması tesadüf
olamaz.
Yine, Sinan Oğan’ın seçimden önce 15 milyon kişi tarafından izlenen yayını
ile yüzde 5’in üzerinde oy alması, dikkatlerden kaçmamalı...
Kılıçdaroğlu’nun Çarşamba günü yayınlanan bölümü ile birlikte Cuma günü
öğleden sonra itibarıyla izleyen sayısı 21 milyonu geçti.
Bu yayınların 40 yaş altı seçmen üzerinde etkisi olacağını iyi hesaplamak gerekiyor.
İlk tur için konuşulan her şeyin, 0-0 başlanılacak ikinci tur için de geçerli
olmasına rağmen, AK Parti seçmeninin rehavet gösterme ihtimali ile MHP
seçmeninin ilgi göstermeme ihtimali epey baskın geliyor.
Muhalefette ise CHP seçmeninden bazılarının şimdiden "Erdoğan’ın kazandığına
ilişkin kanaatleri" ikinci turda sandığa gitmeyecek bir kesimin oradan
geleceğini düşündürüyor.
İkinci tur seçiminin çok ciddi sosyolojik ve siyasal dönüşüm getireceği açıkça
görülüyor.
Sonuçlarını çok konuşacak olsak da, Pazartesi günü Türkiye’nin ilk gündemi
kabine ve ekonomi olacak...
Kazanacak olan liderin şimdiden çantasına "ekonomi yol haritasını" koyması
gerekiyor.
Benden söylemesi...
Bu yazı, 27.05.2023 tarihinde Milat Gazetesi'nde yayımlandı.
İlgili yazıya buradan ulaşabilirsiniz.



0 yorum:
Yorumunuz kısa zamanda yayımlanacaktır.
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.