23 Mayıs 2023 Salı

AYI SALDIRISI PARADOKSU

(Dinlemek ve izlemek için burayı tıklayın.)


Seçim gündemlerinin belirleyici konusu olan ekonomi, ne hikmetse bu seçimde hiç mi hiç gündeme gelmiyor.

İnsanlarımızın “Acaba dolar artacak mı?” diyerek, kazanç fırsatı aramak dışında ekonomiye ilgisi inanılmaz derecede yetersiz.

Tamam, kimse makro ekonomiyi, bütçeyi, faiz-kur dengesini, yatırım planlarını ya da, rezerv para konusunda dünyanın pozisyonunu anlamıyor, sorgulamıyor.

Onu zaten gözlemliyorum.

Finansal okuryazarlık konusunda ciddi bir eksikliğimiz olduğu için bu yaşananlar kabul edilebilir.

Ama kimsenin kira artışlarını, araba ve ev almak isteyenlerin elindeki üç kuruş parayı eritmeden bu rüyalarına kavuşmak için at yarısından daha hızlı bir yarış içine girmeleri gerektirdiğini sorgulamıyor olmasını epey bir garipsiyorum.

Eksikler olabilir, dönemsel problemlere dönemsel çözümler aranabilir.

Bunların hiçbirinde bir sorun yok.

Taa ki toplumun çoğunluğunun çözüm konusunda "ortak fikir"de uzlaşmasına kadar...

Peki durum böyle mi?

Hayır, pek sanmıyorum.

Seçim döneminde verilen vaatler yoluyla cebine daha fazlası girmesi için, “Yok mu artıran?”, edasıyla müzayede yöneten bir seçmen tavrı var.

Tabii bu tavır acı reçeteyi görene kadar sürer.

Daha sonra, dış güçlerin oyunları, teröristlerin saldırıları, iktidar yaptırmamak için ekonomik sabotajlar yapıldığı gündemleri, en çok izlenenler listesinden uzunca bir süre tepeden inmez.

Sorunların sistemsiz, öngörülemez ve hesaplanamaz bir ekonomik düzenden kaynaklandığını, sadece faiz artırarak hiçbir sorunun çözülemeyeceğini, daha kolektif, daha kapsayıcı, daha revizyonist yaklaşımlara ihtiyaç duyulduğunu, bu işlere dikkat kesilen herkes anlar, bilir.

Bu yapılacaklar listesi aslında, finansal okuryazarlık eğitimi almamış, genel ekonomi konusunda da çarkların nasıl işlediğini bilmeyen insanların bile anlayacağı türden bir nitelik taşımaktadır.

Anlamayı kolaylaştıracak, işte tam da böyle bir olay yaşadık bu hafta...

Kredi kartlarından ya da mevduat hesaplarına tanımlanan kredi avanslardan nakit çekim hakkının birçok vatandaş için kaldırılması, bazıları için ise sınırlandırılması, aslında Osmanlı’nın Balkanlar'a ayak bastıktan sonra kilise çanlarından uyarı vermesi gibi uyarı veren bir durum...

Nasıl ki Osmanlı o çanları bir çaldırdığında bir daha uzunca bir zaman boyunca kimse susturamadıysa, benzer bir durum da bizler için gerçekleşmek üzere gibi görülüyor.

Alınan tedbirlerin gerekçesi, seçim ortamında oluşan kaotik, karmaşık durumdan dolayı "Türk Lirasının Amerikan Doları karşısında değer kaybedeceği inancı!.." motivasyonu ile insanların varıyla yoğuyla Amerikan Dolarına hücum etmesidir.

Marketten, bakkaldan, eş, dost, akrabalardan arayıp da, “Dolar alalım mı?”, diye sormayan neredeyse kalmadı desem yanlış olmaz.

“Bu iş buraya nasıl geldi?” kısmından ziyade, “Bari bu fırsatı kaçırmayalım!”, yaklaşımının faturası her koşulda hepimize kesilecek...

Genel dengeleri koruyamamanın getirdiği adil olmayan hızlı zenginleşme fırsatları, kapımıza gelmek üzere olan, "Ciddi bir sosyal adaletsizlik yaşandı!.." histerisinin hemen öncesi...

Hani hasta değilsindir, ama hasta hissedersin ya...

Sonra, yanındaki de senin işkillenmenden kıl kapar da, o da kendisini hasta hisseder ya...

Bildin işte!..

Tam da o toplumsal histerinin bir önceki aşamasına geldik.

Zor olan, alenen ortada olan fiziki tehdidi görmek değil.


Karşıdan bir ayı gelse hepimiz can havli ile kaçarız ya da ayıdan gelen tehdidi yok etmek için tedbir alırız.

Ya yanımıza aldığımız çifteliyi kullanıp korkuturuz, ya da bir taş alır ürkütürüz.

Merkez Bankası bizim çiftelimiz ise, nakit para çekimini durdurmak bizim taşımız.

Ayı geliyor!..

Hem de bayağı bir aç...

Çünkü, Batılıların hâlâ açıkta kalan çok parası var, ve “Bu parayla en iyi kazancı nereden sağlarım?” sorusunu merkeze alan kural, finans dünyasında olanca varlığı ile durmaya devam ediyor.

Elinde silahı olan yabancı, sizin ayı ile mücadelenizde taş ile kaldığınızı görüyor.

Ayının saldırı ile, yabancının silahı arasında tercih yapmak zorunda kalıp, hâlâ taşa razı olanlardanız biz...

Taşa güvenip ayının ürkeceğini düşünüyoruz.

Peki sizce AYI ne düşünüyor?



Bu yazı, 23.05.2023 tarihinde Milat Gazetesi'nde yayımlandı.

İlgili yazıya buradan ulaşabilirsiniz.




0 yorum:

Yorumunuz kısa zamanda yayımlanacaktır.

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.