10 Ocak 2023 Salı

GIDA KRİZİ GELİYOR

2022'de gıdada yaşanan fiyat hareketliliğinin arkasındaki  nedenlerden biri de Tahıl Kriziydi.

Ülkemiz gıda arz güvenliği konusunda sorun yaşamasa da üreticilerin ortaya çıkan enflasyon şokundan kaynaklı yaşadığı dalgalanmalar üretimi de etkiledi.

Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişçi ise pandemi döneminde tüm dünyada çiftçiler canının derdine düşerek evinden çıkmazken bizim çiftçilerin tarımsal üretime devam etmek için çok talepte bulunduklarını ve bunun sonucu olarak da gıda arzında sorun yaşanmadığını dile getirdi.

Bakan Kirişçi ile 2022 yılı değerlendirmesinde bir araya geldik.


Birçok soru soruldu.

Dikkatimi çekenlerden biri ise Bakan Kirişçi’nin, sorulara verdiği cevapların içerisindeki istatistikleri hiçbir yerden bakmayarak hemen aklından vermesi oldu.

Bu durum, kişinin yaptığı işi ne kadar çok içselleştirdiğini gösterir.

Sayılarla haşır neşir olmak işin teorik kısmına hakim olduğunu gösterse de bir de işin pratik tarafı var.

Sakak hayvanlarının sayısının 8 milyon olduğu bilgisi beni epey endişelendirirken çip takılan sahipli hayvan sayısının 500 bin çip bekleyenlerle birlikte 2 milyona ulaştığını söylemesi şaşkınlığımı katmerledi.

Meğerse evlerde ne kadar da çok hayvan dostumuz varmış.

Bizde de Minnoş isimli bir tekir var. Her ne kadar bizden çok o, bizim sahibimiz gibi olsa da eksikliğini hissedeceğimiz ama asla fazlalık görmediğimiz, ailemizin bir parçası artık o.

Bakan Kirişçi’den Kasım ayında tüm taraflarla yaptığı görüşmelerde sokak hayvanları konusundaki çalışmayı son aşamaya getirdiklerini ve yakında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunacağını dinlesem de en çok dikkatimi çeken 8 milyon sokak hayvanının 6 milyonunun kısırlaştırılacağı açıklamasıydı.

Bu inanılmaz bir sayı...

Kısırlaştırma dediğiniz işlem bildiğiniz ameliyat...

Halihazırda ülkemizde 30 bin dolayındaki veteriner hekimlerin 8 binden fazlası kamuda çalışıyor. 

23 Veteriner Fakültesindeki imkânların da dâhil olacağı bir organizasyonla her gün iki tane ameliyat yapılsa kabaca 8 ayda tüm işlem biter.

Bu kaba hesap tabii ki yetersiz.

Esas olan ameliyathane sayısı ve ameliyat sonrasındaki yoğun bakım imkânları...

Bu yeterliliği sahip 6 binden biraz fazla yer olduğu düşünülünce ve sahipli 2 milyon hayvanın ihtiyaçlarının da bu kliniklerde görüldüğü hesaba katılınca aslında böyle bir çalışmanın yıllarca süreceği daha iyi anlaşılabiliyor.

Tabii bu sürede popülasyonun ne kadar daha artacağı belirsizliğini korumaya devam edecek.

Bu hayvanlar giderek daha büyük bir tehdit olarak hayatımızın içinde yer alıyor.

Öyle kolayca çözülemeyeceği açıkça görülüyor.

Avrupalılar gibi bu canları katledecek hâlimiz yok tabii ki...

Ama bir çözüm bulmak da şart!

Minnoş’a verdiğim söz gereği bu konuya değindikten sonra biraz tarım ekonomisine girelim.

Bakan Kirişçi’nin birçok önemli açıklaması oldu.

Sanırım bunların arasında benim en önemli gördüğüm Tarım Koridoru'nun geleceğiyle alakalı olan kısımdı.

Bu zamana kadar Ukrayna’nın satışa konu edilen 35 milyon ton dolayındaki buğday, arpa ve yağlı tohumunun 17 milyon tonu koridordan geçti.

Kara ve demiryoluyla da Avrupa’ya doğru 8 milyon ton geçtiği düşünülüyor.

Tüm dünyanın konuştuğu bu rakamların yanında Bakan Kirişçi esas sorunun Rusya’da olduğunu söylemesi gerçekten ona hak vermeme neden oldu.

Rusya’da satışa hazır 150 milyon ton stok var.

Ürünleri satmak istemesine rağmen taşıyan gemilerin yaptırımlardan korkması nedeniyle bu ürünleri taşımaya yanaşmaması Rusya'nın bu ürünleri dünya pazarına ulaştıramamasına sonucunu ortaya çıkarıyor. 

Bu durumun dünyayı büyük bir krize sürüklemek üzere olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Hem
enerji hem de tarımda büyük bir aktör olan Rusya'nın bu gücü küreselleşen dünyada bu ihtiyacın hemencecik başka bir yerden karşılanmasının imkânsız olmasıyla birleşince Rusya'nın elinin epey bir güçlendiği görülüyor.


Bu zaviyeden bakınca gıda fiyatlarının yükselmesi ve bu gıda ürünlerine bağlı olan sanayi alanlarındaki üretim süreçlerinin bazılarının aksaması sonucunun uzak olmadığı bir ufuk karşımızda duruyor.

Ukrayna işgalinde amaçlarına ulaşamayan Rusya’nın telaşa kapılmamasının arkasında yatan en büyük sebep Rus Merkez Bankası'nda bolca bulunan ABD Doları ile dünyanın ihtiyaç duyduğu iki temel üründeki büyük üretici olması...

Nasıl ki, ABD çip konusundaki bağımlılığını gidermek için yüz milyarlarca dolarlık teşvik ile Çin'i geride bırakmaya çabalıyorsa Rusya’nın da gittiği yolun bu olduğu ortada...

Bu tehdide rağmen hiçbir devlet ne alternatif enerji kaynağına ne de alternatif gıda üretimine yöneliyor.

Putin’in rahat tavrı ise gelen krizin farkında olduğunu gösteriyor.

İşte Akıldaki Sorular:

-Dünya hem resesyon hem de enerji ve gıda kriziyle nereye kadar boğuşabilir?

-Ukrayna’yı barışa zorlamak demokrasinin kaybı demek olacak mı?

-Türkiye’nin alacağı pozisyon hem savaşan iki devlet arasındaki durumun kadük kalmasını hem de dünyanın olası krizleri ötelemeyi sağlar mı?

Sanırım ilk iki sorunun cevabı üçüncü soruda saklı...

Türkiye için arabuluculuk rolü daha da kârlı bir safhaya doğru gidiyor.

Rusya ile ekonomik ilişkilerin önlenemez bir biçimde artacağı ve dünyanın da Türkiye’ye diş sıkarken bir yandan da minnet duyacağı zamanlara doğru gidiyoruz.

Bu kadar karışık dünya düzeninde her şey belli...

Kalan tek mesele ise kervanın önündekinin kim olacağına kalmış aslında...



10.01.2023 tarihinde Milat Gazetesi'nde yayımlanan yazıya buradan ulaşabilirsiniz.





0 yorum: