Türkiye için zor zamanlar...
Tüm dünyanın dönüştüğüm bir düzlemde değişim için atılmaya
çalışılan adımlar günü kurtarmak olarak görülebiliyor.
Böyle bakanların bir kısmının haklılık payı olsa da
Türkiye’nin coğrafyasındaki zorluğu anlamak oldukça dikkatli bir odak
gerektiriyor.
Tenceresi kaynamayan, yılbaşında aldığı zammı yıl ortasına varmadan eriyen vatandaşın bu odakla konulara bakması beklenemez.
Hastalıkta sağlıkta, iyi günde kötü günde sözü ancak evliliklerde
yerini bulabilir.
Siyaset bunun tam aksi yönde çalışır.
Siyaset hastalığa tutulmuşsa sabır gösterilmez, iyi günlere
özlem duyuluyorsa sorumluluk devri kabul edilmez.
Bu nedenle vatandaşın siyasi anlayışı sandıkta sert bir
şekilde tecelli eder.
Tıpkı 2002 Genel Seçimlerinde olduğu gibi...
O dönemin tanınmış siyasileri baraj altında bırakılarak
Meclis iradesi sadece iki partiye teslim edilmişti.
Bugün ittifaklar yoluyla barajın arkasından dolanma tercihi
sağlanmış olsa da bu tercih siyasi partilerin duruşlarını değiştirme ve
marjinalize olma sonucunu da beraberinde getirmiştir.
Saadet Partisi ve Yeniden Refah Partisi aslında AK Parti ile
uzlaştığı konular noktasında muhalefetteki diğer partilerden daha ileride olsa
da bir ittifaka yakınsama ya da bir ittifak içerisinde bulunma bu partilerin
söylemlerini de eylemlerini de sivriltmektedir.
Ana muhalefet partisi CHP’nin içindeki farklı
sol fraksiyonlarla Millet İttifakı’nın ikinci büyük ortağı arasındaki ilişkide
de benzer durumun hayat bulmasıyla ortaya çıkan bu ortak duruş İYİ
Parti’yi ittifakın dış destekçisi HDP ile yan yana göstermektedir.
Sınırların bozulduğu, ortaklık algılarının karıştığı ve
vatandaşa sunulan jargonun sık sık değiştiği bir sonucu beraberinde getiren bu
duruma karşı Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi ile uyumlu olacak bir seçim
barajı uygulaması ve siyasi partiler etik yasası getirilmesi sistemin devamı için olmazsa
olmaz bir şart haline geldi.
Çünkü Türkiye’ye çözüm olarak sunulan Millet İttifakı’nın
çözüm için Güçlendirilmiş veya İyileştirilmiş Parlamenter Sistem söyleminden
başka elle tutulur bir önerisi yok.
ARTAGAN ve Rüzgâr Gülü projeleri zaten mevcut iktidarın
programları arasında yer alan projeler.
Türkiye’ye yenilik getirmek için ortak aklı çalıştırmanın herkesin hemfikir olduğu bir konu olduğu ortada iken ortak akılla kazanacaklarını iddia
edenlerin vatandaşın yaşadığı ekonomik sıkıntılara çare olacak çözümler sunmak
yerine suya yazı yazacak çözümlere odaklanması çok anlamlı değil.
Bu süreçte pandeminin zorluklarıyla uğraşan iktidarın da
reformlarda çığır açacak noktadan uzakta kalması hem bir enerji azalması hem
de mevcut tablonun zorluklarının getirdiği yorgunluk olarak yorumlansa da
Türkiye’nin yeni bir Avrupa Birliği macerası başlatma kartı her zaman için cepte durmaya devam ediyor.
Siyaset sanki hiç dönüşemeyecekmiş gibi görünse de aslında
siyasetin dokusu değişime açık olan yapıya sahiptir.
Türkiye’nin İdlib’de saldırı, Merkez Bankası’nın faiz
kararları, yüksek enflasyon ile mücadele ve dünyada azalan ABD doları
gündemiyle sıkışmasına, F16 ve S400 talebinin eklenmesi farklı bir gündem ortaya koyabilecek gelişmeler olarak görülüyor.
Ama bunları bir bir aşmak geriyor.
Tüm çevreleri memnun edecek, ekonomi yönetimindeki bütün
sorumluluğun verildiği; ekonomiden sorumlu bir Cumhurbaşkanı Yardımcısı atamak, şu aşamada Türkiye’nin iç ve dış politik meselelerde elini iyice rahatlatacaktır.
Külliye’nin bu formüle odaklanması, ülkedeki regülasyonların
tavan yaptığı bir dönemde güveni perçinleyecek kıymetli bir adım olacaktır.
KAVUŞMANIN ÖZLEMİ
Kıymetli okurlar, geçtiğimiz haftadan bu yana Kovid-19 (Delta Varyantı) tanısıyla evde karantina hâlindeyim.
İlk birkaç günün zor geçmesi nedeniyle Salı günü “Ara Formül” isimli köşemde ekonomi yazımı yazamadım.
İyileştikten sonra aklımda ilk sizler vardınız ve hem ekonomi hem de siyaset ve
dış politikadaki konuları birleştirdiğim bu yazı ile sizlere tekrar merhaba demiş
oldum.
Bu hastalık dönemimde bu garip kardeşini dualarından
esirgemeyenlere sonsuz teşekkürlerimi bir borç bilirim.
16.10.2021 tarihinde Milat Gazetesi'nde yayımlanan yazıya buradan ulaşabilirsiniz.


Bakis acisini degistirdigimizde cozum avuclarimizda .biz bunu test ettik bilim ispat yoludur.paylasmaya hazırız
YanıtlaSilmuge gulses 544 861 43 47