11 Temmuz 2018 Çarşamba

KAMUDAKİ MUAZZAM DÖNÜŞÜM

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni Meclis’te yemin etmesi ile başlayan yeni hükûmet sistemi sonrasında Türkiye’de büyük bir “dönüşüm” yaşanmaya başladı.

Art arda yayımlanan kararnameler ile ciddi bir reformlar sürecine girdik.

Yemin ettiği günün akşamı yeni bakanları açıklayan Erdoğan’ın tevazu ortaya koyan duruşu dikkatimi çekti.

Diktatör” denildiği zaman susan, “Lider” denildiği zaman susan ama dünyadaki herhangi bir mazluma ya da kendi halkına bir “kötülük” gelince bütün gücüyle karşılık veren bir Cumhurbaşkanı…
16 Nisan Referandumu sonrası, “Artık demokrasi bitmiştir” diyenlere rağmen Erdoğan’ın, yeni sistem ile elde ettiği güçle hiçbir ego göstermemiş olması bana “bu değişikliği halk için istiyoruz” argümanında samimi olunduğunu gösterdi.

Neyse, yeni kabine açıklandı.

Ben de salonda sabırsızlıkla bekledim.

Açıklanan liste gerçekten çok sürpriz oldu.

Ankara kulislerinin nabzını tutan birçok kişinin tahminleri gibi benim de tahminlerimin çok dışında atamalar gerçekleşti.

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi

Yeni Bakanları Duyunca

Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın bir kişi olması büyük şaşkınlık yaptı.

Tanıdık isimleri görünce, “Tabii abi ya” dedik!

Özel sektörden yapılan atamaları anlamaya çalıştık.

Kadın bakanların olması sevindirdi, iki kadın bakanın olması üzdü.

“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı” Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanı olması şaşırttı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nda tüm önyargılara rağmen “güzel işler” başarmış olması önemli bir durum…

Kendi rüştünü burada ispatladı.

Ama...

Hazine ve Maliye çok başka bir alan…

Burada rüştünü ispatlaması için daha da çok çalışmalı...

Enflasyon Canavarı” azmışken atacağı “özel adımlar” ile bu canavarı dizginlemesi ona büyük “itibar” kazandırır.

Süleyman Soylu’nun İçişleri Bakanlığındaki “üstün başarısını” kimse reddedemez.

"Halkın adamı", "personeli ile uyumlu yönetici" ve "teröristlerin en büyük düşmanı" sıfatları ile ciddi bir “ün” sahibi oldu.

Bunu devam ettirmesi ülkemiz için çok iyi olacak…

Hulusi Akar Gerçeği...

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın Savunma Bakanlığı’na getirilmesinde çok önemli bir detay var.

Yeni döneme geçiş ile birlikte yayımlanan kararnamelerde öne çıkanlardan biri: Savunma Bakanlığı, ordu üzerindeki her türlü denetleme faaliyetini tek başına gerçekleştirecek.

Ne var bunda zaten daha önce de yapıyordu, diyenler olmasın sakın.

Daha önce “kısmen” yapıyordu.

“Teamüller” engelliyordu.

Subayların rütbelerini yükseltme sürelerini de Cumhurbaşkanı belirleyecek.

Yüksek Askeri Şura (YAŞ)’nın etkinliği de iyice kırıldı.

MGK desen aynı durum…

Vesayetin kökünü tamamen kazımak için ordunun sivil denetim altına girmesi önemli bir dönemeçti.

Ve bu önemli dönemeç, tüm TSK mensuplarının “saygı duyacağı tek adamın sivilleşmesi” ile başladı.

Bu şekilde sonraki dönemlerde gelecek diğer sivil bakanlara karşı askeriye içerisindeki tepki kırılmış olacak.

Yani “yeni teamüller” oluşacak.

Askeriye'ye son büyük reform

Tamamen profesyonel ordu kurulmasına çok az kaldı.

Yakında bedelli ile ilgili Meclis’e gelecek yasa teklifi askeriyede profesyonelleşme ile ilgili de önemli bir dönemeç olacak.

Jandarma’nın İçişleri Bakanlığı’na bağlanması gibi büyük bir hamle daha gelecek.

Çok yakında 15 Temmuz Hain Darbe girişiminin başarısızlığa uğramasını sağlayan en önemli yapı da Cumhurbaşkanlığı’na bağlanacak.

Ömer Halisdemir gibi vatan kahramanlarının bulunduğu Özel Kuvvetler Komutanlığı da yakında direkt Cumhurbaşkanına bağlı olacak.

Bu değişiklik ile Türkiye’deki askeri vesayet, bir daha geri gelmemek üzere tamamen yok olacak.

Adnan Oktar Çetesi

Emniyet Müdürlüğü, Adnan Oktar Çetesi isimlendirmesi ile bu çeteye mensup 235 kişiye operasyon yaptı.

Adnan Oktar ve kediciklerinin yanında bu grupla irtibatlı birçok kişi gözaltına alındı ve mal varlıklarını tedbir getirildi.

Bu hamlelerin yeni hükûmet sistemi ile gelmesinin tesadüf olduğunu sananlar olabilir.

O iş öyle değil, kardeşim...

Artık siyaset üzerinde üretilen baskılar ile ülkeyi dizayn etme dönemi bitti.

Ama dikkat edilmeli, yargı hakkı kutsaldır.

Hiç kimse Türk yargısının sağladığı adaletten şüphe etmemeli.

Bu nedenle bir an önce köklerimize uyan köklü bir yargı reformu yapılmalı.


11.07.2018 tarihinde MİLAT GAZETESİ'nde yayımlanan yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

0 yorum:

Yorumunuz kısa zamanda yayımlanacaktır.

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.