Avrupa Merkez Bankası (AMB), Amerikan Merkez Bankası (FED)’na rağmen 12 Haziran 2024 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere ana finansman oranını yüzde 4,25'e, marjinal borç verme oranını yüzde 4,50'ye ve gösterge faiz olan mevduat oranını da yüzde 3,75'e indirdi.
ABD’nin el altından tüm tehditlerine, ucuz
Rus petrol ve doğal gazına karşı kendi pahalı LNG’sini satmasına, ucuz
Çin malına ve Çin’e yatırım yerine kendi ülkesine yatırıma
zorlamasına, hatta zorlanan ekonomisinin üretilen Ukrayna kriziyle savaş
ekonomisi aracılığıyla desteklenmesine rağmen yine Avrupa kazandı.
Çünkü savaş istemiyor.
Tehditlerden uzak duruyor.
Para gücünü iyi kullanıyor.
En iyisi ise ilmi siyaseti yani tabiri caizse ayak
oyunlarını çok iyi biliyor.
ABD’nin baskın gücü hızla düşerken Batı
Bloku’nun bir parçası olarak görülen Avrupa’nın ABD ile birlikte
güç kaybı yaşamayacağı açıkça görülüyor.
Avrupa’nın bu erken hamlesi her ne kadar dolar
merkezli uluslararası para sistemi içinde olsa da kendi varlığıyla bunun
çok ötesine gidebileceğini gösteriyor.
Üstelik Portekiz, İspanya ve Yunanistan’ın
yanında birçok Balkan ve Baltık ülkesine rağmen bunu yapıyor.
Bunun tek nedeni ise ortak aklı doğru bir şekilde
kullanma ve rasyonaliteden asla ama asla ödün vermemektir.
Bu aşamadan sonra Euro ile ABD Doları
arasındaki makasın açılması ile birlikte Avrupa ekonomik kaynaklarının
kıtanın dışına çıkarılması yeni bir süreç başlatabilir.
Şu ana kadar ABD bu stratejiyi uzun yıllar uyguladı.
Ardından da son 10 yıldır Çin yoğun bir şeklide bu
strateji ile farklı ülkelere hem yatırım hem de kaynak aktarıyor.
Bu nedenle Çin’in uluslararası gücü de ciddi
oranda yükseldi.
Avrupalılar ise temkinli davranmayı tercih ediyorlar.
Çok konuşup, çok düşünüp öyle hareket ediyorlar.
Kendi gücünü kullanmak yerine başkasının gücünü
kullanmayı âdet edindikleri için şimdilik ABD’nin gölgesinde durmayı
tercih ediyorlar.
Fakat bir kırılım olursa Çin sırada bekliyor.
Ortadoğu devletleri de cabası tabii ki de…
Çünkü küresel bir kredi açlığı var ve yatırım
bekleyen Orta Asya ile Afrika devletlerinin finansman arayışı artık siyasi
ve askeri sorunlarla sınırlanmıyor.
AMB’nın bu politika faizi indirimi Eylül 2019'dan bu yana ilk
oldu.
Temmuz 2022 ve Eylül 2023 arasında uygulanan toplam 450 baz
puanlık artış, Euro Bölgesi'ndeki manşet enflasyon oranının Ekim 2022'deki
yüzde 10,6'lık zirvesinden Mayıs 2024'te yüzde 2,6'ya düşmesine düşürdü.
Avrupa enflasyonu henüz yüzde 2'lik hedefe tam olarak
ulaşmasa da gidiş pozitif seyirde devam ediyor.
AMB manşet ve çekirdek enflasyon tahminlerinin 2024 ve 2025
için yukarı yönlü revize etse de hedeflere yakınsama kaçınılmaz gibi görülüyor.
Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinden çıkan sonuç
nedeniyle her ne kadar Euro/Dolar paritesi zayıflasa da bu geçici bir
durum…
Uzun vadede Euro’nun önü açık.
Başına bela edilen Ukrayna’ya rağmen Avrupa’nın
önü hâlâ açık.
Enerji krizi bile çare olmadı.
ABD’nin pahalı LNG oyunu da Avrupa’nın bu gidişini
bastırmaya yetmedi.
Bu nedenle Türkiye’nin bir an önce Avrupa Birliği
müktesebatında varlık göstermesi gerekiyor.
BRICS ve diğer oluşumların hiçbir faydası yok.
Yeni bir AB hikâyesi için hızlı davranmak gerekiyor.
Ortaya koyulan aşırı sağ vizyonlar da bir şey ifade
etmiyor.
Türkiye’yi dışarıda bırakmanın “karşıya
konumlandırma” olduğu tam olarak ortaya koyulursa her türlü siyasi
düşünce bundan payını alır.
Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İspanya’da
8.Yüksek Düzeyli İş birliği toplantısının ardından İtalya’da G7
toplantısına katılması bunun önemli bir göstergesi…
Türkiye’nin Irak ile yeni bir hikâye yazmak
istemesi ve bu konuda IMEC gibi hayalci projelerden ziyade daha ayağı
yere basan politikalar uygulaması Avrupa ve Amerika’yı telaşlandırdı.
Pastadan pay almak istiyorlar.
Çin’in konuya yakın durması ve Türkiye’nin de Çin
ile bu minvalde yakınlaşma eğilimi Hakan Fidan’ın Rusya’da BRICS
toplantısı yapmasına kadar ulaşmış olsa da bu gözdağları bir şey ifade etmiyor.
Fakat telaşlanarak; PYD’nin otonom yapısına meşruiyet
kazandırmak için referandum yapmak istemesi, tabii ki de Batılı aklın
bir sonucu…
Ağustos ayına ertelenen referandum ise yine G7’de
uyarılacak Erdoğan’ın pazarlıkla ikna edilmesi aşamasına geçileceği
bir süreci beraberinde getirecek.
Muhtemelen o pazarlığın tamamlanması 12 Temmuz’da Amerika’daki
NATO zirvesine kalacak.
Erdoğan’ın ABD ziyareti öncesinde Kazakistan
ve Azerbaycan’a bir ziyaret düzenlemesi ise Çin’in Batılılara
karşı pazarlı kozu olarak kullanıldığı bir ortamda aynı zamanda Kazakistan’ın
ve Azerbaycan’ın NATO ile yakınlaşması kozunun masaya yatırılması
olacaktır.
Erdoğan, NATO görüşmesine giderken, Haziran’da
Irak’ın kuzeyinde başlatmayı planladığı terör operasyonunu yapmama seçeneğine
için Rusya’yı sıkıştırmak isteyen Biden’a iki yeni üye sunarak ABD’deki
Kasım seçimlerinde Biden’ın elini güçlendirebilir.
Bu zorlu senaryoların ilk adımı G7 toplantısında paranın
konuşulması olacaktır.
Erdoğan, Batılı yatırımcıların Türkiye’yi
yeniden keşfetmesi gerektiğinin altını çizecek ve kazan kazan formülünü
dayatacaktır.
Bu karmaşada elindeki tek koz PYD olan Batılıların
Türkiye’yi sıkıştırmak için yeni araç arayışları olabilir.
Yaz dönemi beklenenden daha büyük sorunlar getirebilir.
Benden söylemesi…
İlgili yazıya buradan ulaşabilirsiniz.
0 yorum:
Yorumunuz kısa zamanda yayımlanacaktır.
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.