Milli Güvenlik Kurulu’nda “İsrail’in, Gazze’de işlediği ve tarihe kara bir leke olarak geçen insanlık dışı suçların neticeleri ile er ya da geç yüzleşmek zorunda kalacağı” ifadesi büyük bir iddiayı içinde barındırıyor.
Türkiye Cumhuriyeti bu yaklaşımı ile Karabağ’ı ne kadar Milli mesele görüyorsa Filistin’i de o kadar Milli mesele gördüğünü gösterdi.
Zira ülkenin güvenlikle ilgili en üst düzey toplantısında
her iki konunun da gündeme gelmiş olması dikkatten kaçmamalı...
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya’da Olaf Scholz ile basın
açıklamasında görüldüğü gibi İsrail’in katliamlarını sonlandırmak için gösterdiği
yoğun çaba Alman makamlarından karşılık bulmadı.
Batılılar, İsrail ile ilişkileri nispeten Yahudilerin yanında
yer alarak kuruyorlar.
Yalnız nedense Yahudilerin yanında yer almak için ulusal
menfaatlerden bile vazgeçebiliyorlar.
Nasıl bir düzendir bilemem ama Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 7
Aralık’ta Yunanistan’ın yeniden seçilen Başbakanı Miçotakis’e yapacağı ziyaret
çok ama çok önemli olacak.
Zira Yunanistan'ın eski Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in ABD
Senatosunda “Türkiye'ye F-16 satışı yapmayın!” demesinin ardından Cumhurbaşkanı
Erdoğan, “Artık benim için Miçotakis diye birisi yok.” demişti.
Dış politikada çıkarlarda sabit politikalarda değişken olmak
makbuldür.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın belki iç siyasetteki başarısı dış
politikadaki bu durumu içeride daha dinamik kullanması olabilir.
Dış politikada daha çok geleneklerine bağlı bir çizgiyi esas
alan Erdoğan’ın bu zamana kadar yaptıkları seçmenlerin nazarında karşılık
buldu.
Ama değişen bir şey var: O da ekonomi...
Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay Kararının gündeme gelmemesi,
elli artı bir tartışması ve MİT’in yargı raporu haberiyle gözaltına alınan
Tolga Şardan’ın serbest bırakılması hadisesi iktidar kanadının yargının
konuşulmasını istemediğini gösteriyor.
Bu çok anlaşılır bir şey çünkü adalet sistemi tartışmalı
olan bir ülkeye yabancı yatırım gelmez.
Fakat buna rağmen Terim Fonu, fenomenlerin açıklanamayan
zenginlikleri gibi bambaşka sorunlar sağdan soldan patlak veriyor.
Ülkenin çivisi çıkmış dercesine seyrediyoruz olanı biteni...
He bu arada Reis gençleri düşünerek Evlilik Kredisinin
kapısını aralıyor.
Seçim vaadi olan bu politikayı sonuna kadar destekliyor ama
Cumhurbaşkanı Erdoğan bu fonu kurarken Karadeniz gazından gelecek kaynak ile bu
fonun finanse edileceğini söylemişti.
Karadeniz’deki Sakarya Gaz Sahası’nda henüz bu fonu finanse edecek bir kaynak yok.
Kaldı ki zaten yapılan yatırımın amortisman süresi başka
yatırımları çok da mümkün hale getirmiyor.
O zaman demek ki Aile Fonu için Hazine’den kaynak istenecek
ya da yeni bir kaynak ihdas edilecek.
Ama Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek daha yeni ekrana
çıkarak KDV ve ÖTV’de zam yapılmayacağını söyledi.
Aile Fonu çalışması çok yerinde ama mesele kaynak açıklamasının
doğru yapılması olmalı...
Sadece bu iş için değil.
Her iş için...
İktidar kaynağı nereden bulduğunu açıklamazsa yapılan işin fayda maliyet analizi nasıl yapılabilir ki?
Aynı Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın “TL
varlıklar yeniden tercih ediliyor...” çıkışı gibi...
MB’nin başarılı olmasının tek yolu finansal istikrardan
geçiyor.
Bilinen denenmiş tüm ekonomi politikaları bunu gösteriyor.
Nitekim Sayın Erkan da parasal istikrarın sürdürülebilir büyümenin
olmazsa olmazı olduğunu vurguladı.
Halbuki bu ülke son altı yıldır ucuz kur ile ihracat
çılgınlığı yaşayacağı iddiaları üzerine bir ekonomi yönetmeye çalışıyordu.
Hafize Hanımın söylediği esas yaklaşımı merkeze alacak
olursak o zaman geride kalan altı yılın yanlış politikalarının hesabı ne
olacak?
Aman bana ne canım, seçim olmuş bitmiş. Hem her seçim aynı
zamanda bir onaylama değil midir?
O zaman demek ki vatandaşımız bu durumu onaylıyor.
Ama neyi onaylamaz o necip milletimiz biliyor musunuz?
Önce işçilere yapılan zamlar karşısında emeklilere yapılan
azıcık zamları onaylamaz.
Bağırır, çağırır, talep eder.
İktidar, “Aaa sorun mu varmış?” deyiverir.
Sonra Cumhurbaşkanımız çıkar ve 10 milyon 430 bin çalışmayan
emeklilere 5 bin lira vererek halkının gönlünü alır.
Fakat sonra nedense çalışan emeklilerin isyan edesi tutar ve
Reis onlara da müjdesini açıklayarak 4 milyon 689 bin çalışan emeklinin hakkını
verir.
Emeklinin 5 bin lirayı alması için yasal düzenleme
gerektiğinden Meclis’te torba yasa hazırlanması gerekiyor.
Yasa 2023 bitmeden torba yasadan geçecektir ödemeler yeni
yıla denk gelebilir.
Bu arada geçen 5 ay da çoktan geçip gitti be yiğidim.
Seçimden sonra geride kalan aylardan ne akaryakıta gelen
devasa zamlar ne de üst üste binen vergiler hatırlanır.
Bu da görevin tamamlandığını gösteriyor.
Peki gerçekten öyle mi olacak?
31 Mart Yerel Seçimleri “Hayır efendim ülkeyi iyi
yönetemiyorsun?” hayıflanmalarının getirdiği sonucu getirir mi?
Gerçi Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeniden İstanbul” diyerek
işaret fişeğini yaktı ama halkın da ne yapacağı belli olmaz!
Üstelik Özgür Özel ile Meral Akşener görüşmesinde Egenin
öteki tarafından iki hemşerinin birbirini iknaya yaklaşması tabloyu epey zor
bir duruma sokabilir.
Temayülde adı geçenler arasında İstanbul için Selçuk
Bayraktar’ın da yer alması Erdoğan’ın tüm siyasi manevralarını bitirecek bir
İstanbul tablosu meydana getirebilir.
Benden söylemesi...
Bu yazı, 01.12.2023 tarihinde Elips Haber'de yayımlandı.
İlgili yazıya buradan ulaşabilirsiniz.
0 yorum:
Yorumunuz kısa zamanda yayımlanacaktır.
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.