8 Nisan 2023 Cumartesi

KILIÇDAROĞLU İLE ERDOĞAN KARŞILAŞABİLİR

Milletvekili aday listelerini belirlemeye çalışan siyasi partiler ortak liste ile ayrı liste konusunda uzlaşma çabalarıyla geçen bir haftayı geride bıraktı.

Cumhurbaşkanlığını kazanma ve milletvekili sayısını artırmak adına Millet ve Cumhur İttifaklarında ittifakları genişletecek çalışmalar da devam etti.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun "vaat verilmeyen ziyaretleri" ile aldığı destek, hafta boyunca gündeme gelirken Cumhur İttifakı’ndan son dakikada DSP hamlesi geldi.

Başkanlık sistemi iki partili bir yapıyı dayatıyor.

50+1 oyu alabilmek için hiçbir siyasi oluşumun dışarıda bırakılmaması gerekiyor.

Aynı zamanda da Türkiye’deki siyaset yapma geleneği siyasilerin seçime giderken bir hikâye arayışına girmesine de neden oluyor.

Bu aralar bu arayışı da sıkça görür olduk.

AK Parti, “21 yıldır biz yaptık, yine yaparız.” politikasını öncelerken Kılıçdaroğlu’nun "seccadeye basma olayının" AK Partili seçmendeki karşılığı sorgulandı.

Seçmenin bir kısmı Kılıçdaroğlu’nun bu yaptığını tenkit ederken bir kısmı ise Kılıçdaroğlu’nun özrünü yeterli buldu.

Bu nedenle AK Parti’nin "seccade tartışması"nı uzatmadığını gördük.

İYİ Parti’de ise İstanbul İl Başkanlığının camına isabet eden kurşunu büyütüp kendisine yönelik bir göz dağı olarak değerlendiren Akşener, Meclis grup toplantısında adeta kurşun döktü.


Kürsüden kurşun saçarak meydan okuyan Akşener’in arayışı da sandıktan önce kendisine bir hikâye bulmaktan ibaret aslında...

Kılıçdaroğlu’nun günlük videolar ile sosyal mecralardan başlattığı kampanya ise yavaş bir seyirde ilerliyor.

Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Çık karşıma!..” çağrısı, Erdoğan’ın bu çağrıya cevap vermeyeceği düşüncesine dayanıyor.


Hâlbuki bu durum değişebilir...

Yapılan anketlerde ve saha gözlemlerimde ulaştığım bilgilere göre muhalefetin açık ara önce olduğu tablo değişmeye başladı.

Bunun arkasında şüphesiz muhalefetin ortak politika geliştirme konusunda yaşadığı zorlukların yanında önce yürütmenin paylaşımında ortaya çıkan kavganın şimdi de yasamada ortak liste oluşturma süreciyle devam etmesinin de yeri var.

Cumhurbaşkanı Erdoğan şu ana kadar vaatlere başlamadı.

Muhalefetin politikalarını eleştiren Erdoğan, aynı zamanda İYİ Parti ile HDP’nin aynı kulvarda olması üzerine söylem politikası uyguluyor.

Erdoğan’ın projelerini ortaya koymasının vakti geldi de geçiyor.

Edindiğim bilgilere göre AK Parti’nin "seçim politikasının" merkezine; vatandaşa dokunan adaylar belirlemek ve deprem nedeniyle yaşanan yıkımı kaldırmayı koydu.

Deprem konusuna ülkenin bütününün yaşadığı "korku"yu bitirecek bir proje hazırlandı.

Büyük bir kentsel dönüşüm programı açıklanacak.

Muhalefetin sosyal medya üzerinden kurduğu kampanya, düşük maliyetli ve hemen etkileşim alabilir özellikte olmasına rağmen unutulmamalı ki "güvenilir" değil.

Vatandaşa dokunmadan, sahaya inmeden, reaksiyon almadan hiçbir seçim kampanyası tutmaz.

Erdoğan da bunu çok iyi bildiği için “Ben meydanlara bakarım.” diyor.

Fakat şu andaki durumda Millet İttifakı'nın avantajlı bir durum var.

6 genel başkan ve iki belediye başkanı seçim için ayrı ayrı çalışabilme ihtimalini ortaya çıkarıyor.

Ramazan ayı ve bayramı çıkarınca seçim için bir aydan kısa bir zaman kalacağından dolayı bu durum muhalefet için büyük bir avantaja oluyor.

İmamoğlu’nun Karadeniz ve Doğu illerinde Kılıçdaroğlu ile yapacağı mitingleri İç Anadolu'da Meral Akşener ile Mansur Yavaş tamamlayacak.

Erdoğan'ın ise kampanyayı tek elden yürütmesi muhalefete göre dezavantajlı duruma gelmesine neden oluyor.

Her ne kadar MHP Genel Başkanı seçim öncesinde sahaları dolaşarak nabzı tutsa da seçim atmosferinde yapılan mitinglerin etkisi başka olur.

İYİ Partili Prof. Dr. Bilge Yılmaz'ın ekonomi programını açıklayarak yol haritasının şimdiden ortaya koyulması muhalefete katkı sağlıyor.


Buna karşın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Mehmet Şimşek’in ekip kurduğu yönündeki açıklaması ise muhalefetin "Ortodoks politikalara döneceğiz." açıklamasının karşılık bulduğunu gösteriyor.

Erdoğan'ın seçimi kazanması durumunda ekonomi konusunda benzer politikalara yöneleceği düşüncesi oy tercihlerini etkileyebilir.

Ortak liste konusuna odaklanan Saadet, DEVA ve Gelecek Partisi ise şimdiye kadar seçim propagandasına anlamlı bir destek vermiş değil.

Hem Cumhurbaşkanı Yardımcılığı hem de bakanlık alan masadaki dört parti, ittifak için çalışmak yerine ortak liste pazarlıklarıyla muhalefetin kampanya gücünü geriye götürüyor.

Önümüzdeki hafta listelerin kesinleşmesi ile birlikte Ramazan Bayramına kadar hafif tempoda ve daha çok proje açıklamayla geçecek bir seçim süreci izleyeceğiz.

Esas rekabet ise Bayramdan sonra meydanları doldurma konusunda yaşanacak.

Bana kalırsa başa başa geçecek bir yarış olacak.

O nedenle Kılıçdaroğlu ile Erdoğan'ın "bir televizyon programı yapma ihtimali" epey yüksek görünüyor.

Şu an zor gibi görünen bu durumun seçim yaklaştıkça iyice ihtimal haline geldiğini göreceğiz.

Tekrar hatırlatmış olayım; böyle bir münazaranın moderatörlüğüne talibim.

Seçim yarışı ülkemiz adına hayırlı bir sonuçla sonlansın inşallah.



08.04.2023 tarihinde Milat Gazetesi'nde yayımlanan yazıya buradan ulaşabilirsiniz.




0 yorum:

Yorumunuz kısa zamanda yayımlanacaktır.

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.