Türkiye ekonomisinin gelişimini sağlayacak ve oluşan konsensüsü tüm dünyaya ilan edecek iki önemli olay yaşandı.
Biri Cumhurbaşkanı
Erdoğan’ın Türkiye Yüzyılı
açıklamasıydı.
Büyük bir şov ile sahneye gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı karşılayan
partililer, heyecan ve coşku ile salonu hareketlendirdi.
“Açıkçası ben de yeni bir şeyler mi geliyor acaba?” diye kendime sordum.
Özellikle AK Parti’nin
uzun zamandır davet etmediği gazetecileri bu programa davet etmesi Cumhurbaşkanı
Erdoğan’ın “muhalefete yönelik bir
açılım” başlatacağı düşüncesini kamuoyuna yaydı.
90 dakikalık, uzun denilecek bir konuşma metninin bir
kısmında metnin dışına çıkarak
muhalefete yüklenen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın akıllardaki tüm bu düşünceleri
boşa düşürdüğü herkes tarafından kabul ediliyor.
“Erdoğan neden böyle
bir açılım yapmak zorunda olsun?” fikrini benimseyip savunanlar olduğu gibi
aksi fikri savunanlar da var tabii...
Türkiye’nin sermaye
açığı nedeniyle kur riski yaşaması
ve bu riski ötelemek için KKM’nin getirdiği
faiz yükünün yatırımları geriye düşürdüğü gerçeğini görmek istemeyenler
farklı düşüncelere kapılsa da gerçek bu...
Ya rezerv para
bulacaksın ya da Euro Birliği gibi
rezerv para havuzunda yer alacaksın.
Bunun başka bir yolu yok.
Gelelim ikinci önemli olaya...
Yine özel bir şov ile Gemlik’teki
fabrikada banttan indirme töreni yapılan TOGG
Türkiye’nin ilk yerli elektrikli arabası olarak büyük bir beğeni ve takdir
gördü.
Açıkçası ben de çok gururlandım.
Ama proje aşamasında yüzde 65 dolayında yerlilik oranları
konuşulmasına rağmen CEO Gürcan Karakaş’ın
açıklamasına göre yüzde 51 yerlilik oranının yakalanmış olması ve 2025’e kadar
bu oranın en az yüzde elli oranında artırılacağını açıklaması yine de önemli.
Aslına bakarsanız yerli bir markanın olması esasında yerlilik
oranından daha önemli...
Ama asıl önemli olan o markaya güvenen tüketicilerin olması.
Bu da ancak verdiğiniz sözleri tutma ve müşteriyi asla
mağdur etmeme ile ilgili bir şey.
Yani bu algıyı oluşturma noktasında işin büyük kısmı geri
hizmete bakıyor.
Servis, bakım, kronik arıza ve sorunlara karşı müşteri
memnuniyetini sağlamanın yanında ayrıca elektrikli araç olması sebebiyle şarj
istasyonu alt yapısı ve enerji sarfiyatının sağlanmasının garanti edilmesi bu
anlamda dikkat edilecek hususlar olacak.
Şarj üniteleri konusunda EPDK ve Sanayi Bakanlığı’nın
Mayıs ayından bu yana birçok teşvik ile yatırımı artırmaya çalıştığı bir süreç
işliyor.
Bunun yanında TOGG’un
kendi hızlı şarj ünitesini Türkiye’nin dört bir yanına yaymak politikasını
açıklaması da önemli bir güven oluşturdu.
Geriye kalıyor enerji
ihtiyacını gidermek.
Fakat son iki yılda Türkiye’nin kendi projeksiyonlarına üzerinde
bir enerji talebi var.
Şüphesiz bunun arkasında Türkiye Modeli ile ucuz üretim üssü olunmasının getirdiği talep
artışının yanında sayıları milyonlarla ifade edilen göçmenlerin etkisi büyük.
Enerji talebindeki bu artışı gidermek için nükleer enerji planları yapılıyor.
2030’a kadar üç nükleer santral yapılmasının yanında Kuzey Irak’tan doğal gaz alımı ve şimdi
de Suudi Arabistan’a enerji alanında
iş birliği teklifi götürülmesi bu arayışın en büyük göstergesi...
Aynı zamanda Avrupa’nın 2035 yılında benzin ve dizel motorlu araçların satışını yasaklama kararındaki
istikrarlı duruşunu göz önünde bulundurunca 1960’larda başlayana nükleer çağının yeniden yükselişe
geçeceği bir yüzyılı yaşayacağız gibi görünüyor.
Türkiye’de de Ankara
Sanayi Odası ile OSTİM’de
oluşturulan nükleer enerji çalışma
grupları özel sektörün de bir hazırlık içinde olduğunu gösteriyor.
Peki bu kadar hazırlık varsa eksik olan ne?
Aynı Hong Kong’un
yaptığı gibi yüksek maaş ve refah vadedilerek iyi eğitimli zeki insanların
ülkeye çağrılması ve ülkede tutulması işte eksik olan.
Var olan akıllarımızı daha girişimci ve rekabetçi
yaparken dışarıdaki parlak zekâları
da ülkeye kazandırmak için çabalamamız, gerçek bir Türkiye Yüzyılı inşa etmenin olmazsa olmazıdır.
Başarmak için inanmak yetmek önce çalışıp, gerekeni sağlayıp
sonra dua etmek gerekir.
Bu yolu tersten yürümek hamaset,
olması gerektiği gibi yapmak ise vatana
yapılacak en büyük hizmettir.
01.11.2022 tarihinde Milat Gazetesi'nde yayımlanan yazıya buradan ulaşabilirsiniz.




0 yorum:
Yorumunuz kısa zamanda yayımlanacaktır.
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.