Cumhur İttifakı içerisinde yer alan Büyük Birlik Partisi (BBP)'nin Genel Başkanı Mustafa Destici ile bir araya geldik.
Küresel Gazeteciler Konseyi’nin düzenlediği KGK Ankara
Buluşmaları kapsamında bolca sohbet etme imkânı bulduğum Destici’nin bazı
açıklamaları çok dikkatimi çekti.
Öncelikle gündemde herkesin cebini yakan akaryakıt ve
ekonomi meselesini konuştuk.
Enflasyon oranlarının güvenilir olduğunu söyledi.
ENAG gibi birkaç kişiden teşekkül eden yapıların TÜİK gibi
binlerce çalışanı olan kurumlarla kıyaslanmaması gerektiğine vurgu yaptı.
Ama bir taraftan da şunu ekledi:
“İki araç kullanıyorum ve aylık 50 bin TL yakıt masrafım var.”
Halkı ekonomik gelirlerine göre 5'e ayıran Destici, en alttaki yüzde 20'yi oluşturan 15 milyon
insanın çok ciddi sorun yaşadığını söyledi.
Çalışanların resmi rakamlara göre yarısı asgari ücretli
olarak çalışıyor.
Bu rakamın 15 milyondan biraz(!) fazla olduğunu düşünsem de sayın Destici’nin
şu sözü de çok dikkat çekiciydi:
“Biz 150 bin liralık süitte kalmıyoruz 150 liralık
polisevinde kalıyoruz. Özel uçak tutup Avrupa’ya maça gitmiyoruz.”
Hâlbuki bu da olabilmeli aslında...
Ülkemiz 20 yıl önceden çok ileriye gitti.
İnsanlarımızın daha fazlasını rutinleştirme hakkını onlara
çok görmemek gerekiyor.
Destici samimi olamaya gayret gösteriyor tabii, ama kültürel
kodlarımız işte...
Sayın Destici’nin TBMM Eski Başkanı Bülent Arınç’ın açıklamalarına yönelik
tatlı sert bir tutumu da oldu.
Bülent Arınç’ı, “Genel
olarak düşündüğünü rahat bir şekilde ifade edebilen, toplumun belli bir kesimi
tarafından da aykırı düşüncelere sahip bir siyasetçi olarak görülen bir kişi...”
açıklaması iyi bir tespit.
Ama şu eleştiri de oldukça haklı geldi bana:
“Bir siyasi parti içindeyken konuşulanlar ile o partinin dışına
çıkınca konuşulanları bir teraziye koyunca kefelerin denk gelmesi gerekir. İnandırıcılığınızı
yitirmemeniz lazım.”
Aslında siyasetin dürüstlükten uzak kalan kısımlarına şu sözleriyle dem vurmuş oldu sayın Destici:
“Bir siyasi parti
içindeyken her şeyi olumlu gösterirken dışarı çıkınca her şeyi olumsuz göstermek inandırıcı görünmüyor.”
Türk Demokrasi Vakfı adı altındaki oluşumun Bülent Arınç’ı
çağırmasının bir amacı olduğunu ve malum belediye başkanını aday yapacak
gündemle hareket ettiğini belirten Destici’nin “Bülent bey Birlik Vakfı’nda olsaydı acaba
konuşma aynı minvalde olacak mıydı?” vurgusu dikkatimi çekti.
Siyasette taş atma, polemik bitmez.
Günün sonunda önemli olan vatandaşta ne kadar karşılık
oluşturduğunuz ve bu teveccühü ne gibi politikalara çevirdiğiniz olacak.
Genel Başkan’a yeni seçim yasası sonrasında seçim politikasını
sordum.
Kendi armaları ile ittifak çatısı altında seçime
gireceklerini söyledi.
Seçim kanununda yapılan değişiklik ile küçük partilerin
pazarlık payını güçlendirmesi için kendilerini büyük göstermeleri çok ama çok
önemli...
Bu sayede milletvekili sayısını artırabilirler.
Sayın Destici de Türkiye’yi 17 bölgeye böldüklerini ve 35
seçim bölgesine odaklandıklarını söyledi.
Bu, 35 milletvekillini gözüne kestirmek demek.
Halihazırda Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Dr. Fatih
Erbakan’ın yeni gelen üyelerin yarısının AK Parti’den geldiği açıklaması, AK
Parti’nin küskünlerinin diğer partilerin hedefine girdiğini gösteriyor.
İttifak içinde ittifak olmasa da, ittifak içinde paylaşım
meselesi bir yıl daha masamızda olacak.
Seçmenlerin ikna edilmesi için hedefler ve stratejiler ortaya
koyulacak.
Ama tüm rüzgar ekonomiye bağlı...
Zaten Sayın Destici’de bunu söyledi.
Vatandaşın yaşadığı zorluğu düzeltecek adımlar siyasetteki
tüm rüzgarları bir anda tersine çevirebilir.
Yoksa hiçbir savaş da fayda etmez.
18.06.2022 tarihinde Milat Gazetesi'nde yayımlanan yazıya buradan ulaşabilirsiniz.


0 yorum:
Yorumunuz kısa zamanda yayımlanacaktır.
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.