Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşta Çin’in Rusya’yı desteklemesi beklense de aslında Batı tarafında yer alması Çin için daha kârlı bir senaryo...
Düşenin dostu olmaz derler.
Çatışmaların başlamasından bu yana Ruble’nin Dolar
karşısında yüzde 60’tan fazla değer kaybetmesi Rusya’nın ilk tahvil ödemesini
yapamayacağına olan inancı arttı.
Rusya, bölgesinde etkin bir ülke olsa da ekonomide petrol ve
doğal gaz dışında kayda değer bir alan üretememesi bu ürünlere getirilen
ambargolar nedeniyle gücünün kırılması anlamına geliyor.
Bu durumdan da daha ucuza petrol alan Çin çok güzel faydalanıyor.
Ukrayna’nın yıkım ile yaşamaya çalışması ve insanlık dışı
bir müdahaleye maruz kalması kabul edilebilir değil.
Buna rağmen tüm dünyanın tavır aldığı deniz komşumuz Rusya’ya karşı Türkiye’nin tutum almayarak
arabuluculuk çabalarına girişmesinin ne kadar etkili bir sonuç çıkardığını
gözden kaçırmamak gerek.
Akşener daha ABD yanlısı bir tutumu desteklese de Biden'ın CAATSA yaptırımlarını kaldırmayı dile getirerek Türkiye'nin çok yönlü politik yaklaşımını ödüllendirmek istediği dikkatten kaçmamalı.
Dahası enerji ithalatçısı tüm ülkeleri zora sokan petrol fiyatlarındaki yükseliş ancak Türkiye’nin Antalya Diplomasi Forumu’nda Ukrayna Dışişleri Bakanı Kuleba ve Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’u bir araya getirmesiyle kırılabildi.
İşgalden korkarak sert tepki veren Avrupa'nın sonraki korkusunu yaptırımların çarpan etkisiyle kendisini etkilemesi oluşturuyor.
Türkiye'nin açtığı alanın Avrupa'nın kaygılarına da çözüm ürettiği düşünülünce atılan adımın önemi daha iyi
anlaşılabilir.
Gürcistan, Ukrayna ve Moldova’nın AB üyelik
taleplerini değerlendirmek için toplanan Avrupa Birliği, Türkiye girişimlerini görmezden gelmemeli.
Ortadoğu ve Orta Asya’dan gelen
göç krizlerinde faydalı olacağına inanılan Türkiye'nin Avrupa'nın yanı başında yani Türkiye’nin geleneksel müdahale alanının dışında bulunan kuzeydeki girişimleri takdire şayan.
Avrupa Birliği, ABD askerlerinin ve askeri üslerinin baskısını
yaşıyor olabilir.
Bunu aşacak bir askeri çizgi kurmak için bile Türkiye’ye
muhtaç olduklarını ne zaman anlayacaklar?
Bu üç devletin adaylığını ela alacak Avrupalı liderlere Türkiye’nin “daha faydalı bir aday” olduğu hatırlatılmalı.
İÇERİSİ DE HAREKETLİ
Dış politika trafiği yaşanırken iç politikada da büyük bir hareketlenme var.
AK Parti içerisinde, yenilenme ve üzerindeki ölü toprağını
atma sesleri iyiden iyiye yükselmeye başladı.
Milletvekilleri, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptıkları
kahvaltılı toplantılarda tüm sorunları açıkça dile getiriyorlar.
Gençleri hareketin peşine takacak bir gelecek vizyonu üretilmesi noktasındaki açık bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ağzından da onaylandı.
AK Parti’de tabandan gelen taleplere parti yönetiminin nasıl cevap
vereceği beklentisi var.
Muhalefette ise İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde HDP çizgisindekilerin mor hareketine alternatif olarak başlattığı beyaz hareket çok dikkat çekiciydi.
Siyasette kadın oylarının daha az politik hareket etme refleksi taşıdığı gerçeği düşünülünce Akşener’in İYİ Parti’nin tıkanan yolunu açmak için kadınlar üzerinden politik manevra alanına gireceğini söylemek anlamlı olur.
Kılıçdaroğlu’nun da helalleşme çıkışıyla başladığı ziyaretler
silsilesi Millet İttifakı'nda Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı adaylığına yöneldiği Akşener’in de Başbakan pozisyonu için adım attığı
izlenimini veriyor.
Kılıçdaroğlu’nun HDP yönetimi ile seçmeni arasına girmesi
tabanı yayma girişimi olarak okunurken ülke içindeki PKK varlığını bitme
noktasına getirilecek mücadelenin böyle bir çıkışa imkân verdiği de
unutulmamalı.
HDP’lilerin bir yıldan bu yana tüm partilere sızmaya
başladığı hatırlatmasını da hemen yapayım.
Muhalefet iktidarın inşa ettiklerinin üzerine bina dikiyor.
Temel sağlam ama bina çürük olursa herkes başladığı yere
geri döner.
Temel de çürük olursa o zaman her şey geriye gider.
Muhalefetin tüm ayrılıklarına rağmen bir
araya gelebilmesi iktidarın da ittifakı genişletmek için yakında benzer bir
reflekse girmesine neden olabilir.
Sonuçta ittifak üyeleri hakkında konuşmayı yasaklayan ittifakların üreteceği demokrasiye muhtaç bir Türkiye ile kalakaldık! İyi mi?
12.03.2022 tarihinde Milat Gazetesi'nde yayımlanan yazıya buradan ulaşabilirsiniz.
0 yorum:
Yorumunuz kısa zamanda yayımlanacaktır.
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.