6 Kasım 2021 Cumartesi

HEDEFİNİZ “DOĞU”, İLERİ...

Gün geçmiyor ki Türkiye yeni bir ayrımcılığa maruz kalmasın!

Güzel ülkemizde olan meseleleri kendi içimizde çözme sancımız bizleri epey yoruyor.

Bir de yorgunluğumuzu katlayan, sınırlarımız dışındaki “dostlarımız” olmasa ne de güzel olacak!

Ama gel gör ki o da mümkün değil.

Zira “Coğrafya kaderdir” sözünü öyle bir boyuta taşıdık ki, coğrafyamızdan çok uzaktaki bir ülkenin kaderimiz üzerindeki etkisini tartışıp duruyoruz.

Neymiş efendim; “ABD olmazsa Türkiye var olmazmış”

Neymiş efendim; “Mustafa Kemal Atatürk’ün muasır medeniyet örneği olarak gösterdiği devletlerle iyi geçinmeliymişiz”

Onlara özeniyoruz ya...

Hâlbuki her şeyi yanlış anlıyorlar...

Özendiklerimize bakalım:

Fransa, Avrupa Konseyi’nin hazırladığı bir çalışmaya tepki gösterdi.

Çalışmada “Güzellik farklılıklardadır, tıpkı başörtüsünde özgürlük olduğu gibi” metniyle birlikte biri başörtülü ve bir başörtüsüz iki kadının ortadan birleştirildiği bir portre kullanılmış.


Fransa Gençlik Bakanı Sarah El Hairy, görselin kadınları başörtüsü takmaya ittiğini belirterek; mesajın Fransa'nın “seküler değerlerine” uymadığını dile getirdi.

Görsel, Fransa’nın tepkisi ile Avrupa Konseyi’nin sosyal medya hesaplarından silindi.

Türkiye’ye sözde insan hakları dersi veren büyükelçilerin devletlerinden biri de Fransa...

Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!

Bir de ABD var tabii...

Türkiye’nin Trump döneminde ilişkileri toparlama girişimlerini küçük gören Biden’ın telaşeyle Türkiye ile masaya oturması kimse tarafından eleştirilmiyor gibi...

Biden, güya seçim öncesinde Erdoğan’ı diktatör olarak gösterip “Diktatörlerle konuşmayacağım” demiş, S400 nedeniyle cezalandırmanın daha sert olması gerektiğine vurgu yapmıştı.

Dervişin zikri neyse fikri de odur, misali...

Ama işler uluslararası ilişkilere gelince öyle olmadı.

Her ne kadar soğuk savaş sonrasında çevrelenecek bir Sovyet tehdidi olmasa da Türkiye’nin gücü ve etki alanı şüphesiz göz ardı edilemeyecek kadar büyük...

ABD, Çin’e karşı pozisyon almak için yıllardır Ortadoğu’dan çıkmaya çalışsa da yine iç politikada bataklığa saplanmamak için yakın durduğu İsrail’in aksine bölgede önemli bir Türkiye gerçeği var.

Ama ülkemin güzel insanlarının şunu da bilmesi gerekiyor:

ABD ile Türkiye ilişkilerinin iyiye gitme ihtimali yok!

ABD’nin finans piyasalarını etkileme gücü olmasa Türkiye’nin ABD ile masaya oturma konusunda daha geri planda kalacağını söylemek ise yaklaşımın hakkını vermek olur.

Çünkü muasır medeniyet olarak Batı’yı hedef alan Türkiye’nin NATO’dan çıkma niyeti yok.

Avrupa Birliği’ne katılmak ise vazgeçilmez bir hedef durumunda...

Batılı kurumlarla yakın ilişki içindeki bir Türkiye’nin Doğu’daki etki alanı daha büyük.

Avrupa ve ABD’nin dışlamasının Türkiye’nin yeni alanlar açmasına neden olacağı gerçeği ortada dururken, Batı’dan kopmayacağı bilinen bir Türkiye’yi Batı’nın içine çekmenin Batılı devletlere kazancı ne olacak?

Aksine, Batılılar ittikçe Doğu’daki "rakip" ya da "düşman"larının etki alanı olan Kafkasya ve Orta Asya’da kendisine alan açmak için daha büyük bir çaba içerisine girecek bir Türkiye var.


Bu nedenle Hindistan’a S400 alımı nedeniyle 10 yıl boyunca CAATSA yaptırımı muafiyeti tanınmaya çalışırken NATO üyesi Türkiye’ye S400 nedeniyle CAATSA yaptırımı uygulanması, ardından da ilişkileri düzeltme görüntüsü verecek toplantılar ve görüşmeler yapılması oyunun oynanış şeklinden başka bir ayrıntı değil.


06.11.2021 tarihinde Milat Gazetesi'nde yayımlanan yazıya buradan ulaşabilirsiniz.





1 yorum:

  1. Harika bir yorum. Batı Aslında yüzünü açık bir şekilde gösteriyor ama onu görmek için feraset sahibi bir göz lazım. Bu yazı onlara bir örnektir. Teşekkürler yazıdaki bu güzel tespitler için.

    YanıtlaSil

Yorumunuz kısa zamanda yayımlanacaktır.

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.