Türkiye de tüm devletler gibi koronavirüs pandemisi ile mücadelesini hız kesmeden sürdürüyor.
Sürdürüyor sürdürmesine de aksaklıkları kasıt olarak görmekten vazgeçmeyen zihniyetler bir türlü bu çabaları görmüyor.
Koronavirüs salgını ortaya çıkmadan çok önce Türkiye gerekli hazırlıklarını zaten yapmış, pandemi ile mücadele için yönetmelikler çıkartmıştı.
Salgın, Türkiye için ciddi bir tehdit olma durumuna geldiğinde ise panik yapılmadı.
İş, daha önce oluşturulan o yönetmeliklerdeki uygulamalara da tamamen bırakılmadı.
Sağlık Bakanlığı hemen bir “Bilim Kurulu” kurarak konuya özel bir hassasiyetle yaklaştı.
Şimdi hassasiyet bir adım daha öteye götürülerek “Toplum Bilimleri Kurulu” kuruldu.
Salgın nedeniyle evlerine kapanan insanların psikolojisini yönlendirecek ve salgının toplum üzerindeki etkilerini azaltmaya çalışacak Kurul’un tavsiyelerine göre yeni kararlar da alınacak.
Maske kullanımı hastalığın yayılmasını engellemek için oldukça önemli. Tüm devletlerin bu önlemi alması gerekiyor.
Koronavirüs taşıyıcısı kişilerin öksürme veya hapşırma ile damlacık yaymasının engellenmesi maske kullanımında birinci hedefi oluşturuyor. Bu nedenle maske kullanımı toplumun genelinin sağlığını ilgilendiriyor.
Sağlık sistemlerinin verimli bir şekilde çalışması için de maske kullanımı büyük önem arz ediyor. Bunun için Türkiye önce sağlık çalışanlarının ihtiyaçlarını gidermeye odaklandı.
Maske, önlük, dezenfektan gibi başta gelen ihtiyaçlar gerek TSK bünyesindeki Dikimevi gerek ise kamu kuruluşlarının diğer imkânları seferber edilerek temin edildi.
Bu organize girişim ciddi anlamda başarı sağladı.
Sağlık çalışanları, askerler, polisler ile idari izin dışında kalan diğer kamu görevlilerine sunulan maske vs. gibi koruyucuların halka ulaştırılmasına sıra geldi.
Uzmanlar bu yayılımın kaçınılmaz olduğunu dile getiriyor.
Karantina süreci ise sağlık sistemini çökertmeden tüm hastalara tedavi imkânı sağlamak için devam etmeli.
Ama salgının vatandaşlar arasındaki yayılımını engellemek de sağlık sisteminin çökmesini engellemenin en temel yolu olarak ortaya çıkıyor.
Türkiye’nin gelişmiş birçok devletin sağlık sistemini çökerten pandemi ile bu gibi yenilikçi adımları kullanarak mücadele etmesi herkesin gözünü doldurdu.
Üstelik gelişmiş ülkelere ve tabii ki gönül coğrafyamıza yapılan sağlık paketi yardımları ise gururumuzu okşuyor.
Ama burada bir uyumsuzluk var gibi.
Büyük resimde bir şeyler tam oturmuyor sanki.
Elimizde fazla maske var ama bunun kendi vatandaşımıza ulaştırılmasında bir sıkıntı yaşanıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Maske satışı yasaklandı” açıklamasından sonra maske temini tam bir yılan hikâyesine döndü.
Önce; PTT’den talep eden vatandaşlara verilmesi planlandı.
Sonra da ortaya çıkan yoğunluktan süreç e-Devlet başvurularına dönüştürüldü.
Artık eczanelerde ücretsiz dağıtımı yapılması noktasına gelindi.
En doğrusu da buydu.
Ama bu süreçte başka bir sorun daha ortaya çıkmış oluyor.
Maske stoku yaparak para kazanmak isteyenlerin ellerindeki maskeler ne olacak?
Bu kişiler bu maskeleri bir para karşılığında temin etti.
Satamıyorlar. Dağıtmak da istemiyorlar.
“Fırsatçı bunlar, devlet zorla alsın ellerinden” demek de olmaz çünkü bunların kimler olduğunu bilmiyoruz.
En makul çözüm devletin bu maskeler için cüzi bir miktar ödeme yaparak kamu alımı yapması şeklinde olacaktır.
Vatandaşın maske ihtiyacı bir an önce giderilmeli.
Bu adımdan sonra koronavirüsten fırsatçılık devşirecek kişilere karşı çok daha ağır yaptırımlar gelmeli.
Salgın, sağlık noktasında birçok değişimi beraberinde getirirken değişime zorladığı bir diğer alan da ekonomi olarak göze çarpıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan Türk Dili Konuşan Ülkeler Birliği Konseyi (TÜRK KONSEY) üyeleri ile yaptığı uzaktan toplantıda bu değişimi ayan beyan ortaya koydu.
Erdoğan’ın, yaşanan gelişmelerin lojistik taşımacılık ve ticaret güzergâhı noktasında orta yolun gerçekleştirilmesinin zaruriyetinin ortaya çıktığını söylemesi altı tekrar tekrar çizilmesi gereken çok önemli bir açıklama.
Bu açıklamaya da bakarak, “Kuşak Yol” projesinin ve ona bağlı olarak ortaya çıkacak yeni dünyanın Türkiye’ye ve Türk dünyasına getireceği ayrıcalıkları çok yakın zamanda konuşmaya başlayacağız gibi görünüyor.
11.04.2020 tarihinde MİLAT GAZETESİ'nde yayımlanan yazıya buradan ulaşabilirsiniz.


0 yorum:
Yorumunuz kısa zamanda yayımlanacaktır.
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.