21 Haziran 2018 Perşembe

W ile و (VAV) ARASI

Türkiye, kendine özgü dinamikleri olan bir ülke.

Ne Avrupa'ya ne Asya'ya ne Ortadoğu’ya benzer…

Türklerin geleneksel Batı-Doğu şeklinde ayrılan devlet yönetiminde; “Büyük Kardeşler” devletin başı olarak "Doğu" kanadını, “Küçük Kardeşler” ise "Batı" kanadını yönetirdi.

Türkler, azimli bir millet…

Her zaman ileriyi hedefleyen bir zihin var.

Büyük kardeşin derdi büyük: Çin.

Küçük için, “Ata’ya saygı” kaçınılmaz.

O zaman gidecek tek yer kalıyor o da "Batı"...

Öyle veya böyle yüzünü hep "Batı"ya dönen bir "Doğu" olarak, tam bir medeniyet tasavvuru ortaya koyuyor Türkiye…

Bu yolculukta ilerlerken “yetmiş iki buçuk milletle” kaynaşıyor...

Dost oluyor...

Beraber yürüyor...

Bir de üstüne İslâm ile müşerref olunca;
Apayrı bir “güzellik”,
Apayrı bir “vizyon” kazanıyor…

"Batı"nın kendi içinde yaşadığı bitmek tükenmek bilmeyen savaşlar,
Batılıların barış temelli bir sistem oluşturmasına neden oluyor ya…

İşte bu sistem "Batı"ya yaklaşan her bünyeye tesir ediyor…


Bu yüzden bizdeki gözlük “Batı”nın “W”su ile “Doğu”nun “و (vav)”ı arasında kalıyor.

İnşallah, kendimizi anlamamız ve anlatabilmemiz için bir Milat olacak burası…

Eğitimini aldığım dış politikaya, ilgi alanım olan ekonomi ekleyerek, işim olan gündemi siz değerli okurlara kendi gözlüğümden sunmaya çalışacağım.

Vira Bismillah…

Bir "Mezhep Savaşı" ki sorma!


Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)’nin, ABD’nin Irak’ta kurmuş olduğu Ebu Gureyb Hapishanesinin bir benzerini Yemen’de kurduğunu öğrendik.

Allah Allah…

Yahu, nedir bu Birleşik Arap Emirlikleri’nin derdi?

Karışık mevzular aslında…

Ortadoğu’da rejimler hayatlarını devam ettirebilmek için var olan güç ihtiyaçlarını iki şekilde gideriyorlar:

Birincisi saldırma ihtimali olanı satın alma.

Diğeri saldırma ihtimali olana saldırma.

Yönetimlerini halka kabul ettirebilmek için de mezhep ayrılıklarını kaşıyıp duruyorlar.

Ha, sakın, “İran çok masumdur” diye anlaşılmasın!

Her iki taraf için de bu durum geçerli.

Bakalım daha neler göreceğiz.

“İsrail Sevgisi” bunları bitirecek!

ABD, BM İnsan Hakları Konseyi üyeliğinden ayrıldı.

Sebebi ise İsrail’e karşı ön yargılarmış.

ABD, daha önce İsrail sevdasından UNESCO’dan da ayrılmıştı.  

Yakında bu sevda yüzünden AB ile “Papaz” olup NATO’yu da feshedebilir.
 
Benden söylemesi…

Erdoğan’ın Önlenemez Liderliği

Toplumun dini ve etnik azınlığı veya çoğunluğu, liberali, sosyalisti ve her bir kesiminden bilumum insanlar; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan bir şekilde memnuniyet duyuyor.

Zaten görüldüğü gibi bu düşünce sandıklara da yansıyor.

Peki, ama neden?

Cumhurbaşkanı Erdoğan kimsenin “amcaoğlu” değil.

Kaldı ki herkes amcaoğlunu da sevmek zorunda değil.

Adam çalışıyor, milleti için doğru bildiği şekilde çabalıyor, uğraşıyor...
 
Böyle bir çalışma temposu hiçbir “dünyalık heveslisi”nin yapacağı iş değil.

Erdoğan, Türkiye’yi büyütmeye çalışırken ülkenin kıt kaynaklarını da tüm vatan evlatlarına bölüştürmeye çalışıyor.

Bu iş kolay değil, talip olanlar iyi bilmeli!

Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin siyasi lider çıtasını çok yükseltti.

Bu vakitten sonra kim gelirse gelsin işi çok zor.

Çok...

Kafalardaki Kandil Karışıklığı

Son Başbakan Binali Yıldırım, ülkemizin terörle mücadeledeki son durumunu açıkladı.

Kandil’e 40 km ileri girildiğini söyledi Yıldırım ve bu işin “sonuna kadar” gidileceğinin de altını çizdi.

Peki, ama bazıları diyor ki:
“Madem Kandil’e girebiliyordun bu zamanı niye bekledin?”

O iş öyle değil be güzel kardeşim…

İkili anlaşmalar var...

Türkiye’nin üzerinde Afrin ve El Bab ile oluşturulan baskı var.

Türkiye "haklı" bir mücadele içerisinde ama "Haklı olmak, güçlü olmak demek değil" maalesef…

Dış politikada bir işleyiş var.

Her şey ince elenip sık dokunur.

Uzunca planlar ve projeler yapılır.

Şartlara göre hareket edilir.

Gücün varsa şartları kendin belirlersin.

Aksi halde, şartların sana en uygun olduğu zamanı beklersin...

Bilmemiz gereken gerçek şu ki: “Kahraman Mehmetçik” hangi düşmanın karşısına çıkarsa çıksın muzaffer oluyor.

Türkiye’nin bir geçmişi var.

Osmanlı gibi koca bir "Cihan Devleti"nin mirası ile ilerliyor.

Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet ile Türkiye, "Misak-ı Millî" sınırlarını kendisine yeterli gördü.

"Cumhuriyet"in yüzüncü yılına yaklaştıkça Türkiye’nin bölgesinde artan gücü bu "Misak-ı Millî Politikası"nın devamlılığının sorgulanmasına neden olabilir.

Birçok yetkilinin de açıkladığı gibi bize ülkemiz yeter.

Türkiye’nin kimsenin toprağında "gözü" yok!

Ama "ağabeylik" yapmada gözü var.
 
Bu da kaçınılmaz bir istek.

Bu isteği, büyük bir medeniyet tasavvuru ile teröre karşı büyük operasyonlar gerçekleştiren 
“Şanlı Ordumuz” sahada gösteriyor.

Bir çiçeğin yaprağına bile zarar vermekten imtina eden gerçekleştirdiği operasyonlarda hiçbir sivilin "burnunun bile kanamasına" müsaade etmeden medeniyetimize cephe almış tüm düşmanları yok eden bir “Şanlı Ordumuz” var çok şükür.

Ülkemiz, medeniyetimize göz dikmiş düşmanlara karşı büyük bir mücadele ortaya koyuyor.

Zamanı gelince “Şanlı Ordumuz” bu düşmanların her birine karşı mücadele gösterecektir.

Kimsenin şüphesi olmasın…

21.06.2018 tarihinde MİLAT GAZETESİ'nde yayımlanan yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

0 yorum:

Yorumunuz kısa zamanda yayımlanacaktır.

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.